Babalarla bebelerin buluşması

Babalarla bebelerin buluşması
Babalarla bebelerin buluşması

Gökçen Kaynatan

60'lı, 70'li yıllarda Anadolu'dan fışkıran pop ve rock'a saygı duruşu, o iklimde yeşeren yeni kuşakların ustalarıyla karşılaşması... 15-18 Eylül tarihlerindeki AnaPop Festivali konserler, söyleşiler ve belgesel gösterimleriyle çok nadide bir buluşma...
Haber: MURAT MERİÇ - muratmeric@gmail.com / Arşivi

İstanbul , bu yılın Avrupa kültür başkentlerinden biri. Bu vesileyle pek çok etkinlik düzenleniyor. U2 konseri, bu büyük grubu hayranlarıyla buluşturmakla kalmadı, Bono-Zülfü Livaneli düetine de sahne oldu. Bu, kimileri için şaşırtıcıydı belki ama iki ‘politik’ figürün aynı sahnede yan yana gelişi çok kişiyi heyecanlandırdı. Daha heyecanlısı elbette olabilirdi: Bono, Şıvan Perwer’le bir araya gelebilirdi. Memleket hem özlediği seslerden birisine kavuşmuş olurdu, hem de içimize sinen bir buluşma gerçekleşirdi. Her zamanki gibi ‘olmuş’la yetinip önümüzdeki maçlara bakacağız.
Aslında mevzu bambaşka bir ‘buluşma’. Bu kez buluşan iki isim değil, iki kuşak. Memleket rock müziğini yaratan kadronun bir kısmı, şu anda bu müzik üzerinde söz sahibi kadroyla buluşuyor. Rock derken yanlış anlaşılmasın, kökü memlekette olan rock’tan söz ediyoruz. Literatüre Anadolu -pop olarak geçen, son dönemlerde Anadolu-rock olarak telaffuz edilen türden yani. Bu, yıllardır beklenen bir şey: Bir anlamda babalar bebelerle bir araya geliyor ama o ‘bebeler’ bildiğimiz bebeler değil, her biri çoktandır kendi ayakları üzerinde duruyor, kendi sözünü söylüyor.

İstemeden sentez
Buluşmanın başlığı anlamlı: ‘Ustalara Saygı: AnaPop’ Düzenleyicileri AnaPop’u ‘Geçmişle gelecek arasında köprü kuracak bir müzik ve sanat etkinliği’ olarak tarif ediyor. Haksız değiller: Aynı sahne üzerinde bir yandan Moğollar, Kurtalan Ekspres, Erol Büyükburç, Erkut Taçkın gibi devleri izleyeceğiz, diğer yandan Kırıka, Replikas ve Ayyuka’yı... Üstelik izleyeceklerimiz sadece konser değil, atölyeler, söyleşiler ve belgesel gösterimleriyle hadise desteklenecek. İşin ehli DJ’lerin kaptanlığında düzenlenecek partiler ise işin cümbüş kısmı. Şöyle özetlenebilir: Katılımcılar bir yandan Anadolu-pop tarihini öğrenirken diğer yandan bu müziği yaratanları ‘canlı’ dinleyecek ve o eski (ama bugün yapılmış gibi taze duran) kayıtlarla dansedecek.
Anadolu-pop dediğimiz, 1964’te Erdem Buri ve Doruk Onatkut’un Tülay German’a ‘Burçak Tarlası’nı söyletmesiyle fitili ateşlenen bir bomba, etkisi uzun sürmüş bir patlama , memleket müziğindeki en büyük moda. Doğu-Batı sentezi denilen şeyin el yordamıyla, bilmeden ve istemeden bir anda vuku bulmuş hali. Dahası bir dönem büyük tartışmalar yaratan Batılılaşma zorlamasının da çözümü; Türk Beşleri’nin yapamadığını İstanbullu gençler yapmış, alakası olmayan insanlara türkü dinletmiş, türküden başka bir şey dinlememişlere Batı müziğini tanıtmış ve sevdirmiş. Böylesi büyük bir hadise Anadolu-pop ve ilhamını ondan alan AnaPop bu yüzden bu kadar mühim.
Anadolu-pop, kabaca ‘türküleri Batı ritmleri ve enstrümanlarıyla seslendirmek’ olarak tarif edilebilir. Bu ismi bulan ve bu türe yakıştıran Moğollar böyle diyor en azından. Bir yanda kökü bu topraklarda olan yerel tatlar, diğer yandan Batı müziği enstrümanları, ritmleri ve armonileri... O gün sahneye çıkacak olanlar bu ‘sentez’i kendilerince gerçekleştirmiş insanlar. Anadolu-pop’un isim babası Moğollar’ı ve Barış Manço’ya eşlik eden Kurtalan Ekspres’i tanıyoruz ama Zafer Dilek, Kadri Ünalan, Osman İşmen, Gökçen Kaynatan isimlerini sadece hadiseyle alakadar insanlar biliyor. Bu isimleri aynı sahnede izlemek başlıbaşına heyecan vericiyken onlara Erol Büyükburç, Erkut Taçkın, Dinçer Erdoğan gibi dönemin devlerinin eşlik edecek olması bu heyecanı artırıyor. Bugün reklamlardan ve tuhaf televizyon programlarındaki çıkışlarından tanıdığımız ‘komik’ Erol Büyükburç figürünün aslında memleket rock tarihini ateşleyen büyük bir yıldıza dönüşmesi bu sahnede gerçekleşecek. Buyrun, başlığa geri dönelim: Ustaya ‘saygı’, dediğimiz tam da bu. 

Derdiyoklar sahnede
Bir de bu işin saygı gösteren tarafı var: Yeniler, yani Replikas, Ayyuka ve Kırıka. Her üç grup da geçen sürede rüştünü ispat etti, beslediği kaynakları inkar etmedi ve onlara hep saygılı davrandı. Konser gecesi, bu saygıyı halk huzurunda bizzat gösterecekler. Üstelik o sahnede Bono-Livaneli buluşmasından daha büyük bir buluşma gerçekleşecek ve Derdiyoklar, Replikas’la buluşacak. YouTube’daki videolarıyla memlekette tanınan Derdiyoklar ‘Ateşle’ diye bağırdığında ateşi genç neslin en mühim gruplarından Replikas harlayacak. Sadece bu ‘buluşma’ bile bu işin büyüklüğünü anlatmaya muktedir.
Hadise dört günlük gibi görünüyor ama bu, aslında işin başlangıcı. İlk üç gün atölye çalışmaları, söyleşiler ve belgesel gösterimleri var, son gün ise büyük konser. İşin başlangıcı dedik: Yıllar sonra Anadolu-pop ateşinin yakılacağı bu ‘festival’ bununla sınırlı kalmayacak, elbet devamı gelecek. Bize düşen, durumu yerinde tespit etmek. Bu satırların yazarı, hadiseye ucundan katılacak ve 16 Eylül’de Anadolu-pop’un ne olduğunu anlatacak. Bu yazıyı okuyanlar orada olursa sadece kendi adına değil, Anadolu-pop’u yaratanlar ve bugüne getirenler adına da sevinecek. AnaPop, gerçekten özlemini çektiğimiz türden bir buluşma. Kaçırırsanız üzülürsünüz, diyelim ve noktayı koyalım. Gerisi size kalmış.


    ETİKETLER:

    İstanbul

    ,

    Anadolu

    ,

    sanat

    ,

    Hadise

    ,

    patlama