'Babama iliştirilmiş gazeteci değilim'

'Babama iliştirilmiş gazeteci değilim'
'Babama iliştirilmiş gazeteci değilim'

Nevşin Mengü Kimin çocuğu olursanız olun işinizi kötü yapıyorsanız devam edemezsiniz diyor.

Nevşin Mengü TRT Türk için program yaptığı dönemlere ithafen Bülent Arınç'ın "CHP'li Şahin Mengü'nün kızı da TRT'de çalıştı" iddialarına twitter'da cevap verdi. "Madem nerede çalışsam sıkıntı oluyor. Hükümet de bana zengin koca bulsun o zaman" esprisini yapınca 'ataerkil' söylem devreye girdi ve olaylar gelişti.
Haber: BERRİN KARAKAŞ - berrin.karakas@radikal.com.tr / Arşivi

Öncelikle geçmiş olsun diyelim. Ne diyelim bu olaya, “twitter kazası” mı?”
Güzel yorum oldu. Yeni iletişim yöntemi biraz böyle olacak galiba. 

Takipçilerinizden bayağı bir destek geldi ama twitter’da.

Üzücü bir süreç oldu benim için. Neden derseniz, şunu başta söyleyeyim “embedded” derler ya, babama iliştirilmiş bir gazeteci değilim. Gazeteciliğe Kanal Türk’te gece vardiyasında başladım. En alttan, öğrene öğrene bu işi sevdiğim için yaptım. Siyaset bilimi okudum, sosyoloji mastırı yaptım. Kanada’da mastıra gitme imkanım vardı ama o kadar çok sevdim ki “Bu işi yapacağım” diye düşündüm. Babamın bir inisiyatifi olmadı, yönlendirmesi bile olmadı gelinen noktada. 30 yıldır avukat olarak da, siyasette de dürüst olan kendi köşesinde etrafında da böyle tanınan bin insan. O kadar acayip bir anlayış var ki bizim topraklarımızda. Özgür iradeniz, bir hayatınız olamaz mı? Benim üzerimden orada mı burada mı çalışıyor diyerek babama yüklenilmesine üzüldüm açıkçası. Bizim toplumumuzda hep böyle maalesef. Ben de twitter’da bu ataerkil yapıya karşı bir espri yapmak istedim kendi kendime. Bu kadar büyüyeceğini de tahmin etmedim. Twitter benim için yakın arkadaşlarımız, meslektaşlarımızla espri yapıp gülüştüğümüz bir mecra ve siyasi hiçbir şey yazmıyorum. Bu yazdığıma da güldük geçtik kendi aramızda. İyice mizaha katlanamaz duruma mı geldik bilemiyorum. Sadece espri anlaşılamadı, yoksa koca falan aradığım yok. Madem tartışmalar böyle sürüyor, buna anca gülünebiliyor maalesef. 

Bir bıkkınlık gelmiştir size artık. Bir arada Tahran’dan bildirirken başınızı kapadınız diye “CHP’nin çarşaf açılımı” şeklinde yazılar yazılmıştı.
İran’da o dönem gazetecilik yapmak büyük şans, düşünün seçimin ardından darbe oldu ve Devrim Muhafızları sokağa çıktı. Bizim prodüktörümüz içeri alındı, işkence gördü sabaha kadar. Böyle şeyler yaşıyoruz. Ben kadın başıma bir de İranlı kameraman haber yapmaya çalışıyoruz. Biz bunlarla uğraşırken, Devrim Muhafızları ofisimizi basarken “CHP’nin çarşaf açılımına destek vermek için örtündü” demek… Orada bir insanlık trajedisi yaşanıyor. Bunların da birikimi oldu biraz tabii. Ama artık gülüyorum. Sayın Arınç babama katılmayabilir fikri olarak tartışabilirler, bambaşka ama “TRT’ye çalışmış, çalışmamış…”: Sonuçta ben gazeteciyim, babama iliştirilmiş bir gazeteci değilim. Basın yayın kuruluşunda pek çok yerde çalıştım ve babamın hiçbir zaman bir inisiyatifi olmamıştır. Ben arayıp sorarım “Geçsem iyi olur mu?” diye. O da “Kendin bilirsin” der. Aile içinde oldukça demokratiğizdir.. 

İran’dan önce de Gazze’deydiniz. Üstelik hayli de gençtiniz…
1995’te İsrail seçimlerini takip etmeye gitmiştim. Türkiye ’nin doğusunda iç açıcı değil hakikaten durum. Korkunç şeyler yaşanıyor. Öyle öyle büyüyor bir gazeteci de, bazen sahada, bazen istihbaratta gece vardiyasında çalıyorsun. Sokağa çıkıyorsun ve her zaman iyi haber olmuyor oralarda. Korkunç şeyler de görüyorsun. Bunlar da büyütüyor insanı. 

Babanız Savaş muhabiri olmanızı istermiş. Bir aile için kaygılandırıcı bir durum aslında savaş muhabiri olmak.
Küçükken böyle bir hayali vardı babamın. Heyecanlı bir iş savaş muhabirliği. İran’dayken bazen kaygılanıyorlardı ama sonra soğukkanlı hale geliyor insan. İşinizin bir parçası olduğu için kanıksıyorlar. 

‘Kışlalı’nın kucağında büyüdüm’ 

TRT’de de kadroda değildiniz zaten. TRT’ye çalışan ‘One Ajans’a bağlıydınız.
One Ajans TRT’ye yayın satan, hizmet satan bir kuruluş. Burada Türkiye’de hâlâ anlaşmaları sürüyor mu bilmiyorum ama Alman devlet televizyonu ARD’ye de program satıyor Türkiye’den. Ben gazeteci kısmıyla baktım. Biz sahada çalışanlar üst tarafta neler oluyor bilmeyiz ki. 

Bir televizyoncu olarak babanızı konuk aldınız mı hiç programa?
Haber Türk’te muhabirken sahadan birkaç kez aldım. Babamın hiçbir farkı olmadı herhangi bir konuktan. 

Nerelerde tartışıp nerelerde uzlaşırsınız babanızla?
Ben biraz daha feminist kaçıyorum zaman zaman. Jenerasyon farkı 

Jenerasyon demişken siz 1982 doğumlusunuz. Bir söyleşinizde bu kuşağın arada kaldığından ve umutlarının ellerinden alındığından bahsediyorsunuz.
The Guardian’da da çok makale çıktı son dönemde bu konu üzerine. X Kuşağı diyorlar, Y Kuşağı diyorlar… Tam geçiş kuşağı bütün dünyada. Sovyetler Birliği diye bir şey vardı ve dağıldı birden. Berlin Duvarı yıkılıyor vs. Siz de bunları anlamaya çalışıyorsunuz. Biz birdenbire bu çalkantının içine doğduk. Ne eski dünyaya ait olabildik ne de yenisine. Yenisine uyum sağlamaya çalışıyoruz işte. Uzmanlar bunu söylüyor. Doğruluk payı da var herhalde. 

Ankaralısınız siz ve “ Ankara kişiliği şekillendirir” diyorsunuz. Nasıl şekillendirir?
Ankara’da siyaset konuşulur genelde. Çocukluğumuzdan beri başka bir şey konuşulmuyor. Otobüs beklerken bile herkes siyaset konuşur kendince. O yüzden gazeteci oldum herhalde. 

Babanız Baykal’ın Bülent Ecevit’in, Taner Kışlalı’nın avukatlığını yaptı. Evinize gidip geliyorlardır kuşkusuz bu isimler.
Tabii. Ahmet Taner Kışlalı’nın kucağında büyüdüm. Küçücük çocuktum öldürüldüğünde ve büyük bir travmaydı maalesef. 

Şahin Mengü’nün kızı olduğunuz için insanlar sizi varlıklı ve de çok paralar kazanan biri zannedebilirler ama sonuçta gazeteciniz ve de çalışmak zorundasınız.
Babamın bir evi bir de arabası var. Öyle standart bir orta sınıf aileyiz. Sonuçta ortaçağda mıyız ki sizin babanız zengin, o zaman evde oturacaksınız, gibi bir görüş olsun. Biz bir bireyiz. Genç kadınlar olarak bireyiz. Birinin kızı, birinin eşi değiliz ki. Ben Nevşin’im. Siz de Berrin’siniz. İnsan bir noktada yapayalnız. Evinize geldiniz ve tek başınasınız…