Babamdan ne öğrendim?

Babamdan ne öğrendim?
Babamdan ne öğrendim?
Önümüzdeki pazar Babalar Günü. Etrafımızdan başlayarak sorduk; "Babanızdan ne öğrendiniz?" Gazeteci, oyuncu, yazar, öğrenci 15 kişi yanıtladı. #babamdanneogrendim etiketiyle Twitter'a kendi babanızdan 'öğrendiklerinizi' paylaşıp 'muhabbete' dahil olabilirsiniz...

Goncagül Sunar, oyuncu: 
Sevmeyi, korumayı, yardımlaşmayı, esirgememeyi, çocuğun için kendinden feda ettiğin şeylere dönüp bakmamayı, her an yanında olabilmeyi, en çok çocuğunun geleceği için çabalamayı öğrendim bir kere ki bu babamın en büyük özelliği idi. Varlığımı özgür kılan maddi manevi çok şeyimi ona borçluyum. Olaylara akıl yürüterek bakmayı, kimseden etkilenmeden karar vermeyi, elindekilerle mutlu olmayı, lüksü şatafatı değil sadeleşmeyi, aile olmanın güzelliğini öğrendim canım babamdan. Kıymeti giderek daha çok anlaşılan, kaybettiğimiz günden beri her gün eksikliği hissedilen ve hep özlenen tek insan bizim için...



Mine Söğüt, yazar: 
Ben babamdan on yedi yıl boyunca vicdanlı ve adil bir insan olmayı öğrendim; onyedinci yıl... Erkenden ölünebileceğini öğrendim. Bir de ölümün feci hüzünlü bir şey olmakla birlikte tuhaf bir şekilde katlanılabilir de olduğunu öğrenip... ölüm başta olmak üzere hiç bir şeyden korkmamayı çok ama çok güzel öğrendim. 


Cem Erciyes, gazeteci:
 
Kafan, sağlığın ve diğer her şey bozuk olsa bile mücadeleyi asla bırakmamayı, ayakta kalmayı onda gördüm; öğrenmeye çalışıyorum.



Berna Pomak, Reklam Müdürü: 
Babamdan hoşgörülü bir insan olmayı ve ebeveyn ile çocukların aynı zamanda arkadaş da olabileceğini öğrendim. Hayata sıkı sıkıya tutunmayı ve hiçbir yenilginin beni yıldırmaması gerektiğini öğrendim.



Müge Akgün, gazeteci: 
Babamdan dışlanmak pahasına dürüst olmayı, paylaşmayı ve her daim kendini genç hissetmeyi öğrendim. 68 yaşındayken bana ve damadına “Hadi uzun atlama yarışı yapalım mı?” deyişini hiç unutamam. Bir de ondan uzun yaşamak için doktorların her söylediğine harfiyen uymanın, zararlı gördüğü her şeyi hayatından çıkararmanın bir işe yaramadığını öğrendim...Yaptıkları hayal ettiği kadar yaşamasını ne yazık ki sağlayamadı...



Cem Uslu, tiyatrocu: 
Doğayı ve insanları sevmeyi öğrendim babamdan. Gezi yapmayı, parklarda, ağaç altlarında oturmayı, doğru olduğunu düşündüğüm düşünceler uğruna direnmeyi, vazgeçmemeyi, direnmeyi sürdürmeyi öğrendim. Yalan söylememeyi, bunun çirkin, ayıp ve günah olduğunu, yapıp söylediklerimi sonrasında beni zor duruma düşürecek de olsalar inkar etmemeyi, yaptıklarımın bedelini ödemenin onurlu ve uzun vadede mutluluk verici bir davranış olduğunu, doğruluğuna inanıyorsam fikrimden caymamayı ama kuru bir kibirle de aklımı ve kalbimi tüm gerçeklere ve sağduyuya kapatmamayı öğrendim. Baba olmanın kulaklarını tıkamak, her daim haklı olduğunu iddia etmek, durmaksızın pervasızca azarlamak olmadığını öğrendim. Aslolanın kazanmak değil, paylaşmak olduğunu öğrendim. Sağ ol baba.



Defne Gökalp, öğrenci (15): 
Babam bana çok fazla şey kattı ama en önemlisi bana, ne olursa olsun güçlü olmayı öğretti. O benim herşeyim, onu çooook seviyorum!



Tuba Vardar, yönetici asistanı: 
Hayat kaynağım… Senden gülmeyi öğrendim, en ufak şeylerle nasıl mutlu olunabileceğini. Babam, babalar günün kutlu olsun.


Bahar Çuhadar, gazeteci:Babam bana -belki de hiç farkında olmadan- kişinin sahip olduğu rütbe, mevki, makamın ‘insanlığını ve vicdanını’ asla eksiltmemesi gerektiğini ve hak yememeyi, hak etmediğine el uzatmamayı öğretti. Keşke babamın ‘sakinliği’ de öğrenilebilir ya da bulaşır bir şey olsaydı...



Burak Kuru, gazeteci: 
Kendimi bildim bileli babamla hep kavga ederim. Aramızda kalsın genelde ben haklıyımdır çünkü hep ‘damarıma basar.’ Yıllar sonra öğrendim annemin “Çocuğun damarına basma” uyarısına babamın “Bilerek yapıyorum. Kavga etmesi ve hakkını araması hoşuma gidiyor” cevabını verdiğini. Sayamadığım pek çok mirası arasında ilk sırada ‘birey olma’ yolundaki en önemli adım olarak gördüğüm ‘hakkımı arama’yı öğretti babam bana. Hâlâ bir araya gelince kavga ederiz. Allah bozmasın...



Can Cingöz (3) (Adına annesi Aylin A. Cingöz’den): 
Çamaşır asmanın ve yatak toplamanın inceliklerini, 1 Mayıs marşını söylerken sol yumruğumu havaya kaldırmayı ve Duman’ın Gezi Parkı için yazdığı şarkıyı söylerken elimle de ‘eyvallah’ yapmayı babamdan öğrendim, öğreniyorum.



Ece Çelik, gazeteci: 
Ben babamdan mutlu olduğun yerde olmanın para, pul ve statüden daha önemli olduğunu öğrendim. Uzun uzun konuşmanın ve tartışmanın zevkini öğrendim. Bir de sevgi sözcükleri kullanmadan sevgi ve güven nasıl hissettirilir onu öğrendim.



Hakan Vreskala, müzisyen: 
Dürüsttür babam, o yuzden “Dürüst ol” demez bile hiç bana.. Onun bildiği insanlar dürüsttür, dürüst olmayan da insan değil... Ha bir de “Korkma, üşüme, üzülme” der hep... Bizim kuşağı şok eden, suratımızda tokat gibi patlayan şu iki haftalık dayanışma, feda ve direniş deneyimi beni sarhoş ederken, o sadece sakin sakin işine gelip gitti... Çünkü hayatı boyunca böyle yaşamıştı. Ben de bunu öğrenmeye çalışıyorum ondan, çok zor babam olmak.

Nİsan -Güney Aksakal
Nisan Aksakal (7): Babamdan matematiği, harfleri ve okumayı öğrendim. Hayallerin peşinden ayrılmamayı, cesareti, biri seni kızdırdığında tepki vermemeyi öğretti. İnsanları üzmemeyi öğretti.

Güney Aksakal (7): İyi futbol oynamayı, cesur olmayı, çok kötü bir şey olmayınca pek umursamamayı, olumsuz şeyler yapmamayı, güzel bir arkadaşa ya da eşyaya sahip olunca değerini bilmeyi ve bir de mutlu olmayı.