Bana bebekli video göndermeyin!

Bana bebekli video göndermeyin!
Bana bebekli video göndermeyin!
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

Geçenlerde bana gönderilen bir video izledim. Yeni yürümeye başlamış bir bebek ile siyah beyaz (Şu Felix cinsi dediklerinden) bir kedinin güreşi. Kedi bebeğe sarıldıkça bebek kahkahalar atıyordu. Bebek ayağa kalktığında, kedi de patilerini bebeğin omuzlarına koyup (Yani hemen hemen aynı boydalar) tekrar yere düşürüyor, sonra da birlikte yine yuvarlanıyorlardı. Tabii kahkahalar eşliğinde. Bu oyun anını videoya çeken bir de anne var haliyle, araya onun da kahkahaları giriyordu.
Elbette bu bizim ülkemizde çekilmiş bir video değil. Lakin bizde bir bebekle bir kedinin veya köpeğin bu kadar alt alta üst üste olmasına izin verilmez. Çünkü ‘Köpektir ısırır’, ‘Kedidir tırmalar’... Hatta bebeklerle hayvanların teması, önceden önlem alınarak engellenir. Evin hanımı hamile kaldığı anda, evin köpeği veya kedisi ya sokağa sepetlenir ya da başka birilerine verilir. Kıl tüy gibi sebeplerle.
Tabii bu genel bir davranış tipi. Böyle olmayanlar da var. Hatta bizim kadının bir arkadaşı, ilk bebeğine hamileyken evdeki kedinin üzerine bir de yaralı bir sokak köpeğini eve almıştı. Hâlâ mutlu bir şekilde yaşıyorlar. Çocuk şahane bir velet oldu. Yine böyle, bebekleri olduğunda, kedileri kıskanmasın diye, onları ihmal etmemek için çıpınanlar da var. Bu anlayış, evdeki hayvanı da o evin daimi bir sakini olarak görmekten geçiyor. Belli bir yaşam pratiği, deneyimi, duyguları, karakteri olan bir varlık olarak görmekten.
Ancak ne yazık ki ilk kategori daha yaygın. Halbuki bir hayvanın dostluğunu küçük yaşta tatmak ne kadar büyük bir ayrıcalık ve keyif. Bir köpeğin sonsuz sadakati, bağlılığı, uçsuz bucaksız sevgisiyle bebek yaşta tanışmak, insanoğluna hayatta ne kadar çok şey katabilir.
Valla bizim eve bir bebek gelsin, Kiraz’la ben ona gözümüz gibi bakarız. Sırtını patilerimizle yoğurur gazını çıkarırız, ona emeklemeyi öğretiriz, soğan ve sarmısaklarla top oynatırız, sinek yakalamanın inceliklerini gösteririz (Haha, bu şaka). Ayrıca ona bir kedi gibi mağrur, gururlu ve kararlı olmayı, gereksiz muhabbetlere sarmamayı, kendini ezdirmemeyi, yumuşak ve anlayışlı olmayı da öğretiriz...
Bu fazla duygusal bir yazı oldu, bana bebekli video göndermeyin ya! :)
İyi haftalar...


Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* BODRUM GÜMÜŞLÜK’TEN ÖRNEK UYGULAMA
Belediyelerle ilgili genelde hep kötü haberler olur. Ama bu sefer güzel bir haber; Bodrum Gümüşlük Belediyesi çok güzel bir uygulama başlattı. Sokaktaki hayvanlar için altı noktaya ‘Beslenme Odakları’ kurdu. Bu noktalara su ve yemek kapları kondu. DP’li Başkan Mehmet Tire, bu noktalarda hayvanların beslenmesi için vatandaşların da desteğini istedi. Başkanı bu girişimi dolayısıyla tebrik ediyor, bu uygulamanın Türkiye’deki bütün belediyelere yayılmasını ümit ediyoruz. 
* ATAKÖY 5. KISIMDA BANTLANMIŞ KEDİLER
Yazıyı hazırladığım sırada tatsız bir haber aldım. Ataköy 5. Kısım’da kedi düşmanlığı yeniden hortlamış. Sabah, beş yavru kedi, koli bantlarına sarılmış şekilde bulunmuş. Bu bantlar çıkarılırken hayvancağızların ne kadar acı çektiğini bir düşünün... Şu anda bunu yapanlar tespit edilmeye çalışılıyor. Ardından suç duyurusu yapılacak. 
* ODTÜ ’NÜN KAYIP KÖPEKLERİ
Bir süredir ODTÜ ile ilgili kötü haberler duyuyoruz. Kampüste yaşayan köpeklerin bir bir yok olduğu, toplatıldığı söyleniyor. Buradaki köpekler, öğrencilerin yıllardır tanıdığı, ismi olan köpekler (Nazlı, Beyaz gibi). ODTÜ’den çağdaş, hayvan haklarına saygılı bir yönetim yaklaşımı bekliyoruz. 
* ‘KEDİLERE DAİR’ BİR OKUMA
İngiliz yazar Doris Lessing, daha çok 20. yüzyılın toplumsal ve siyasal karmaşasına kapılmış bireylerin yaşamlarını konu alan roman ve hikâyeleriyle tanınır. ‘Kedilere Dair’ (Metis Yayınları) adlı kitabı ise ‘birey olarak’ kedileri anlatıyor. Yaşamına giren kedilerin hikâyelerini, süslemeden, yalın ve eğlenceli bir şekilde yansıtıyor. Okumadınızsa tavsiye ederim.


    ETİKETLER:

    ODTÜ