Başka dilde türkü okuduğunda kıyamet kopmuyor

Başka dilde türkü okuduğunda kıyamet kopmuyor
Başka dilde türkü okuduğunda kıyamet kopmuyor
Mehmet Erdem ile ağırlıklı olarak cover parçalardan oluşan yeni ikinci albümü 'Hiç Konuşmadan'ı konuştuk.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mine.tuduk@radikal.com.tr / Arşivi

Onu ilk kez Onur Ünlü ’nün ‘Polis’inde duyduk. Özgü Namal’ın Haluk Bilginer’i masada bırakıp gitmesinin ardından söylediği ‘Olur Ya’ ile ben gibi meraklılarına internette uzun süre kendini arattı. Sonra bir de baktık ki başka dizilerde sesiyle boy gösteriyor. Bir sabah ise ‘Hâkim Bey’ klibi televizyonlarda dönmeye başladı da şeklini şemalini gördük. Geçen yılın kuşkusuz en dikkat çekici çıkışını yapan Mehmet Erdem’in ikinci albümü ‘Hiç Konuşmadan’ Sony Music etiketiyle 26 Kasım’da çıktı. Biz de kendisiyle buluşup yeni albümü ‘Hiç Konuşmadan’ı konuştuk.
Albümünüzün ismi ‘Hiç Konuşmadan’ ama normalde pek suskun bir insana benzemiyorsunuz… Televizyon ya da konser gibi ortamlarda kendimi çok rahat hissedemiyorum. İmza günlerinde tanımadığım bir dünya insanla karşılaşıyorum ama onlar beni tanıyor. Hepsi bir şeyler söylemek istiyor ve doğal olarak susmaya başlıyorum. Göz önünde olduğumuz yerlerde böyle görününce suskun imajı yapışıyor üzerine ister istemez. Aslında arkadaş çevrem çok geniştir ve çok aktifimdir yanlarında.
Albümde yine sakin bir şekilde şarkılarınızı söylüyorsunuz fakat orkestranız oldukça geniş. Müziğin de sizin kadar sakin olduğu bir trio albüm planı yaptınız mı hiç?
Bunu konserlerde zaman zaman yapıyoruz. Ama ‘Aşkımız Bitecek’i söylerken coşmak istiyoruz. Ya da ‘Kadınım’ı geniş bir orkestra ile çalmak istiyoruz. Şarkıların hepsi minimal mantık üzerine kurulu ve daha sade düşünülmüş armoniler var. Ufak hareketlerle büyük sonuçlar elde etmeye çalışıyoruz.
‘Herkes Aynı Hayatta’ ile ‘Hiç Konuşmadan’ı kıyaslıyor musunuz?
İlk albümü stüdyoya girip kaydettik ve “Acaba ne olacak” diye bekledik. İlk albüm başarılı olursa ikinci albüm stresi hep yaşanır. Mümkün olduğunca o strese girmeden kaydetmeye çalıştık. Albümü kaydettiğimiz ekiple neredeyse yüz konser verdik. Artık bazı şeyler oturmuştu aramızda. O sebepten bu albümü sindire sindire yaptık diyebilirim.
Yine cover ağırlıklı bir albüm yapmışsınız.
Sizin şarkılarınızdan oluşan bir albüm dinleyemeyecek miyiz?
Aslında çok şarkım var ama benim cover şarkılara bakışım biraz farklı. Şarkıları içselleştiriyorum. Mesela ‘Olur Ya’ cover’ından sonra bestecisine telif ödemek için şarkıyı yolladık. ‘Bu şarkı bizim değil’ dediler. Şarkıları kendimizden bir şeyler katarak yorumlamaya çalışıyoruz. Sadece cover yapan bir adam olarak anılmak istemem fakat ‘Bu adamlar güzel cover yapıyor’u duymak iyi hissettiriyor. Cover yaptığımız şarkılar da öyle az buz şarkılar değiller. Elimizi taşın altına koyuyoruz yani. Daha çok cover olacak, kendi şarkılarımızı da söyleyeceğiz, enstrümantal albümler de yapacağız.
Türkiye ’de kolay kolay Neşet Ertaş türküsü okunmaz, Cem Karaca şarkılarını herkes söyleyemez. Ahmet Kaya da böyle bir karakter. Büyük cesaret değil mi ‘Kum Gibi’yi okumak?
Biz seviyoruz abi Ahmet Kaya’yı. (Gülüyor) Hâlâ efkârlandığımız zaman dinlediğimiz şarkılar aynı. Bir anda tüm gündem Ahmet Kaya oldu ama biz bu şarkıyı beş ay önce kaydettik. Tam albümü çıkardığımız dönemde bu mevzular konuşulmaya başladı ve ortada bir mevzu olmadığı ortaya çıktı. Ahmet Kaya “Kürtçe şarkı söyleyeceğim” dediğinde kıyamet koptu fakat biz o dönem Kardeş Türküler’le bir sürü Kürtçe şarkı söylüyorduk ve kıyamet de kopmuyordu. Kürt meselesi daha yeni yeni konuşulmaya başlıyor. İnsanlar gördü ki birisi bir başkasının şarkısını, bir başka dilin türküsünü okuduğu zaman hiçbir şey olmuyor. Hepimiz bir bütünün parçalarıyız. Kimse sandığı kadar önemli değil. Kimse sandığı kadar önemsiz de değil.
Ahmet Kaya gibi bir değeri harcadığımızı düşünüyor musunuz?
Ahmet Kaya harcanmaz. Kim harcayabilir ki? Harcayabileceğini düşünen varsa da boş düşünüyor. Bu adam sanat ve fikir abidesi. Ahmet Kaya her zaman barıştan yana olmuştur. ‘Kum Gibi’yi de bu sebepten söyledik.
‘Kum Gibi’yi söyledikten sonra “Kendimizi boşu boşuna üzüyoruz fakat üzülmenin kıymetini bilelim ki sevincin manası olsun” demiştiniz bir konserinizde. Bunu biraz açar mısınız?
Bir gidişata duyarsız olmaktansa üzülmeyi tercih ederim. Aptal olup mutlu olmaktansa akıllı olup sıkıntılı olmayı seviyorum. Üzüntüden kastım da iki göz iki çeşme bir üzüntü değildi. Durumları kabullenip daha sonra ne yapacağını görmeye çalışmaktan bahsediyordum. Üzüntüden bir kazanım sağlamayı kastediyordum.