@hakki_ozdal

Başkasının acısını anlamak önemli

Başkasının acısını anlamak önemli
Başkasının acısını anlamak önemli
Metin-Kemal Kahraman kardeşlerin 'Oğul' filmi için bestelediği 12 şarkı bir albümde toplandı. Metin Kahraman, "Bu film, başkalarının acısına da bakmak gerektiğini gösterdiği için önemli" diyor.
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

Metin-Kemal Kahraman kardeşler, yeni hazırladıkları ‘Oğul’ albümüyle dinleyicilerinin karşısında. İkilinin ilk film müziği albümü ‘Oğul’, yönetmen Atilla Cengiz’in 2011’de gösterime giren aynı adlı filminin orijinal müziklerindan oluşuyor. Albümde 12 beste var. Metin Kahraman’la ‘Oğul’u ve yeni projelerini konuştuk.
‘Oğul’ filmi, Karadeniz ve Dersim/Kürdistan coğrafyasından, bir bakıma ‘zıt’ siyasi-politik coğrafyalardan çıkan; ama evlat acısı, aşk, geçim derdi gibi ortak ‘insanlık’ dertleriyle yolları bir şekilde kesişen Türkiye insanlarının öyküsü… Bu dramatik etkinin insanların algısında bir değişime yol açtığını düşünüyor musunuz?
Mutlaka bu konuları işleyen müzik, tiyatro, film, edebiyat eserlerinin olumlu katkıları olduğuna inanıyorum. Hatta, toplumu dönüştürmek, yaşanabilir bir toplumsal ortam yaratmak için sanatçıların gösterdikleri gayret, elimizdeki en kuvvetli araçtır. Bu anlamda, bugün sanatçıların yaptığı , binlerce yıldır Anadolu’da dengbejlerin, destancıların, halk ozanlarının taşıdığı misyondan farklı değil. Toplumsal barışı sanat, edebiyat, müzik, film, masal getirmeyecek de ne getirecek? Biz insanların birbirini anlayabileceğine inanıyoruz.
100 yıla yakın bir süredir Anadolu’da tektipleştirici bir rejim, onlarca kültüre ev sahipliği yapan bu coğrafyayı bir ölü diller mezarlığına çevirmeye çalıştı. Son yıllardaki kültürel çoğulculuğun müzikal, edebi, görsel repertuvarımıza neler kazandırdığını düşünürsek, karşılaşmaların anlatıldığı bu tür sanat eserlerinin önemini de daha iyi anlamış oluruz. Dün TRT’nin repertuvarındaki 5 bin türküden söz ederken, bugün Anadolu’nun her bir dilinde binlerce türkünün var olduğuna tanık oluyoruz. ‘Oğul’ filmi de zaten, 1990’larda Dersim’deki köy boşaltmaları ve insan hakları ihlallerini konu alan, dramatik bir filmdir. Kısaca, herkes sadece kendi acısına ağlamamalı. Başkasının yarasına da bakmalı. Böylece, toplum birbiriyle konuşabilir. Dolayısıyla bu film, herkesin sadece kendi acısına değil, karşısındakinin yarasına da bakmayı bilmesi gerektiğini gösterdiği için kıymetlidir.
Neredeyse 30 yıldır Dersim sesleriyle dinleyicilerin karşısındasınız. Dersim kültürü için bir arşiv taraması ve kayıt olanağı; batılılar ve Dersimli olmayan doğulular için de çarpıcı bir ‘keşif’ fırsatı sundu bu… Sizin için hangisi daha önemliydi?
Bunun cevabı, galiba bugüne kadar yaptığımız albümler. Çünkü albümlerimizin neredeyse yarısı kendi eserlerimizden oluşuyor. Mesela ‘Deniz Koydum Adını’, ‘Renklerde Yaşamak’, ‘Ferfecir’, ‘Meyman’, ‘Şahmaran’ gibi. Diğer yarısı derlemelerimiz, ‘Yaşlılar Dersim Türküleri Söylüyor’, ‘Çewere Hazaru’, ‘Sürela’, ‘Hozatlı Zeynel Kahraman’ın albümü’ ve ‘Hozat Halk Dansları Müzikleri: Davul Gırnata’ gibi. Bir taraftan olduğu gibi arşiv tutmayı önemsiyoruz, bir yandan da, bunlara bugün bulunduğumuz noktadan yaklaşarak, yeni eserler yaratmaya çalışıyoruz. En azından, şarkıları bugünün enstrüman zenginliğiyle aranje ederek bugüne taşımak istiyoruz.
Bu çağda, hiçbir kültürün etrafında bir çember olamaz. Ancak, içine hasbelkader doğduğumuz bu dilin, bugün yok olma sınırına gelmesi ve hatta, UNESCO’nun da geçen yıl yayımladığı raporda, ölmekte olan diller arasında sayılması, doğal olarak bizi bu kültürün kaynaklarını kaydetmeye yöneltti. Bir örnekle, Dersim, bine yakın kutsal mekânın olduğu ve her birinin orijinal hikâyelerinin hâlâ kaydedilebildiği bir yer. Anadolu’daki Alevi nüfusunun çok önemli bir kısmıyla ilintili ocakların neredeyse tamamı Dersim’de. Dolayısıyla bugün bile Dersim’de konuşulan Zazaca, Türkçe, Kurmanci üzerinden yapılacak sözlü tarih çalışmalarıyla, Anadolu Aleviliğinin yaşam ve varoluş anlayışına ilişkin neredeyse ansiklopedik bir bilginin elde edilebileceğini düşünüyorum.
Bundan sonra ne var çekmecenizde?
Şu anda kardeşim Kemal ile eşi Maviş Güneşer’in üzerinde çalıştıkları ‘Ağıtlar’ albümünün kayıtları devam ediyor. Ayrıca, yaklaşık 2 yıldır, içinde bir medikal antropoloğun da olduğu bir ekiple, Dersim’in lokman hekimleri ve iyileştirme geleneği üzerine bir alan çalışması yürütüyoruz. Şifa bitkileri, iyileştirici ocaklar ve ocaklamalar, yerel sağaltıcılar gibi konuları sistematik bir yapı içinde değerlendireceğimiz bu çalışmanın sonuçlarını, kitap ve belgesel olarak yayımlayacağız. Kardeşim Kemal ile, dersim’in düğün türküleri ve gowendleri (halaylar) başlıklı bir albümün hem alanda derleme çalışmalarını hem de düzenlemelerini sürdürüyoruz.
‘Oğul’, Metin-Kemal Kahraman, Lızge Müzik