Başkasının derdi bizi hiç germiyor

Başkasının derdi bizi hiç germiyor
Başkasının derdi bizi hiç germiyor
Özel hayatın ve aile içi ilişkilerin ortalığa saçıldığı; 'Yeşil pasaportun var mı', 'annenlerle mi oturacağız', 'evin var mı' gibi soruların havada uçuştuğu' kadın ve evlilik programlarını pek seviyoruz. Sahi kimler geldi, kimler geçti bu süreçte.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

“Benim kararım bu yani” diyor mikrofona konuşan genç kız, “Sinoplu da istemiyorum, Kürt de istemiyorum.”
“Allah Allaah. Kaç yaşındasın sen?
“22.”
“22 yaşında bu kadar şey biliyorsan, demek ki neler geçti senin hayatından?”
“Evet, Kürt vardı bir tane.”
“Bak hâlâ Kürt diyorsun. Ya Duygu sen bir git Allah aşkına, hadi…” Stüdyoda alkış, kıyamet… Esra Erol bu kez onları susturuyor: “Ay siz de! Biz nelerin peşindeyiz, nelerle uğraşıyoruz, bırakın artık ya! Hepimiz insanız, nereli olduğumuzun ne önemi var? 22 yaşında kız, sen böyle şeylere takılıyorsan ne yaptılar sana acaba ya da sen nerelerde yaşıyorsun?”
Sonra başka bir genç kadın, telefonda anlatıyor: “Lise mezunuyum, iki yıl önce Amsterdam’a gittim ve orada bir evlilik yaptım. Şöyle bir şey söylemek istiyorum, benim evlendiğim kişi bir bayandı.”
“Bir saniyeee, bayandı?”
“Evet, bir bayandı.”
“Ben bir bayanla evli kaldım ve şimdi oraya gelerek kendime bir bayan bulmak istiyorum.”
“İyi, bak başka programlar var, onları ara, hadi bye byeee” Dıt, dıt, dıtttt… Stüdyoda gene alkış, kıyamet. Son yılların modası evlilik programlarında, kendine baksın diye iki katı yaşında bir kocaya razı gelen kadınlar, banyoda sırtını liflesin, kulağının arkasını temizlesin diye 18’lik genç kız isteyen adamlar… “Evin, araban var mı?”lar, “Kaç para maaş alıyorsun?”lar, “Yeşil pasaportun var mı?”lar… Nadiren de olsa “Para pul istemem Esra Hanım, ben aşk istiyorum, hayat arkadaşı istiyorum”lar... 2007’de Flash TV’de ‘Dest-i İzdivaç’ programıyla hayatımıza sızan bu diyaloglar, yeni sezonda yeniden hortlayacak. “35 yaşındayım hiç sevgilim olmadı, bakirim” diyen adamın haberi, web sitelerinde “Skandal!” anonsuyla geçilirken, ‘Ayşanım teyze’ o sırada fasülye ayıklıyor ve gezmeyi çok sevdiğini anlatan Rizeli Ali Amca’yı (75) büyük bir ciddiyetle dinliyor olacak.
Ama o zaten bunlara alışkın. Zira 2000’lerin başı da ‘Gelinim Olur musun?’ adlı yine bir tür evlilik programlarının yayın akışında cirit attığı dönemdi. Bir evin içinde, önceleri sadece gelin ve damat adayları oluyordu. Daha sonra format değişti, eve bu sefer damat adaylarının anneleri de geldi. Oğlu Ata’ya “Âşık olursan ben sana söylerim” diyen Semra Hanım’ı; program bittikten sonra 24 yaşındaki Ata’nın bir otel odasında ölü bulunmasını kim unutabilir? Ya da milli meseleye dönüşen Tülin&Caner aşkını? Caner’in canlı yayına bağlanan Tülin’e “Azrail’iniz olmayayım, defolun gidin!” dedikten sonra kendini kaybedip sehpanın üzerindeki kadehi kafasında kırmasını; Gülben Ergen’in çığlığını…
‘Ayşanım teyze’, daha da önceleri kadın programı olarak Sabah Şekerleri’ni izliyordu çoluk çocuğu yola koyduktan sonra. Bir pop şarkıcısı playback’ini icra ederken, gelen faksları okumak üzere kâğıtlar arasında kaybolan o ‘cimcime’ sunucuları... Hatırlarsınız, dönemin en ünlü sabah sunucusu Ece Erken’di. Fulya Ergüneş, Savaş Karakaş, Melike Öcalan, Umut Sezgin ve Yalçın Dümen artık ortalarda pek yok. Şimdilerde dizilerde izlediğimiz Seray Sever, Ebru Cündübeyoğlu, Ceyda Düvenci ve Şebnem Dönmez de bize o dönemden yadigâr. Koskoca Ali Kaptan Erkan Petekkaya bile bir zamanlar ‘Sabah Şekeri’ymiş, insan şaşırıyor. Keza Metin Şentürk. Keza Özlem Tekin... Murat Başoğlu, Özlem Yıldız, Alp Kırşan ve Vatan Şaşmaz deseniz, onlar yollarından hiç şaşmadı. Çağla Şikel ve Alişan ise biraz dedikodulu biraz şarkılı, türkülü sabah programları sayesinde 2000’li yılların en beğenilen ikilisi olmuş görünüyor.
3.5-4 saat sürerek kanalları içerik bulma derdinden kurtaran bu evlilik programları, geniş bir yaş, meslek ve eğitim düzeyinde seyirci bulduğu gibi, prime time ve ana haber bültenlerinden sonra en yüksek reytingi alıyor. Peki, neden bu kadar izleniyor? Esra Erol’un Aksiyon dergisinden Esin Kaya’ya verdiği yanıt şöyle: “Başkalarının hayatlarını merak ediyoruz. Yan komşunun kavga sesine neden kulak kesiliriz? Burada günlük meseleler tartışılıyor. Kişisel konular ifşa ediliyor. Aslında programa çıkarken adaylar ekibe, ‘Asla bundan bahsedilmesini istemiyorum’ diyor ama beni görünce çözülüyorlar. Sığınma psikolojisi.” İşler güllük gülistanlık değil elbet. Erol ayrıca, kendi programında evlenen 250 kişinin yüzde 15’inin boşandığını da anlatıyor. Milliyet gazetesi TV yazarı Sina Koloğlu ise “Evlendirme’ programları diye bir şey kalmadı aslında” diyor: “Sadece Esra Erol var. Tek tabanca. İktidar bu tarz yapımları ‘sevmediğini’ ima etmişti. Esra Erol bu işi iyi yapıyor, bu milletin evliliği bir nevi tapu kadastro olarak gördüğünü bizlere anlatıyor. Bunun için 500 bin lira transfer ücreti aldığı konuşulsa ne fark eder?” Koloğlu, ayrıca evlendirme programlarından izleyicinin sıkılmayacağını, bugüne kadar yayımlananlar arasında yapmayanının olmadığını anlatıp ekliyor: “Şu an yoksa mecburiyettendir.”
Kadın programları duygu sömürüsü yaptığı, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ve daha tonlarca haklı gerekçeyle izlendiği kadar eleştiriliyor da. Müge Anlı’nın programını izleyen bir çocuğun, üvey olduğunu canlı yayını izlerken öğrendiğini unutmadık. Hande Ataizi’nin ‘İzdivaç’ programında damat adayının gelin adayına koltuk fırlattığını da. Flash TV’de ‘Ebru ile Dest-i İzdivaç’ programında “Duygularım sabit ama Filiz Hanım’ın duyguları bana gelince sabit olmuyor. O zaman ne yaptım ben, kendimi yemek zorunda kaldım, parçalamak zorunda kaldım. Bunu seven erkek yapar. Sevmeyen erkek yapmaz, der ki ‘S*ktir et, bana dünyada karı mı yok’” lafıyla sunucuyu, Filiz Hanım’ı ve stüdyoyu şoke eden damat adayını da.
Yasemin Bozkurt, Şebnem Kısaparmak, Berna Laçin, Petek Dinçöz, Gülben Ergen, İclal Aydın, Serap Paköz, İkbal Gürpınar, Derya Baykal, Ebru Gediz, Melek Baykal, Ebru Şallı ve en son gecelerden sabahlara transfer olan Saba Tümer yaptıkları gündüz kuşağı kadın programlarıyla, TV tarihine derin bir çizik atmış durumda. Bu programlardan sonra daha çok gündem oldukları da aşikâr. Biz adlarının yanına, şimdi, eylül ayında Nagehan Alçı’yı da ekleyeceğiz. Bakalım politik bir içerikten sonra lifestyle bir programda Alçı neler yapacak?

YILIN TRANSFERİ ESRA EROL!


İşe TGRT’de ‘Yetiş Bacım’ı sunmakla başlayan Seda Sayan, Kanal D’deki ‘Sabah Sabah Seda Sayan’dan sonra 12 yılda, dört ayrı kanalda kadın programı yaptı. Transferleri sırasında en çok, aldığı meblağ merak edildi. Sektörün en konuşulan transferi ise geçen hafta gerçekleşti. ATV’de yayımlanan ‘Esra Erol’da Evlen Benimle’ programı sunucusu Esra Erol, tam 500 bin TL karşılığında FOX TV’ye geçti. Flash TV’de başlayan kariyeri, 2008’de Star TV’de; 2009’da ise ATV’de devam eden Erol, Milliyet yazarı Ali Eyüboğlu’nun iddiasına göre ATV’de aylık 140 bin lira ücret alıyordu. Aynı dönemde FOX TV’de ‘Su Gibi’yi sunan Songül Karlı ile Uğur Arslan’ın aylık kazançları 15 bin, Star TV’de ‘İzdivaç’ programını sunan Zuhal Topal’ınki ise 40 bin liraydı.

ESRA CEYHAN FENOMENİ!


Kadın programları denince, Esra Ceyhan’ın hayatımıza girdiği 2001’de bir durmalı: Yıllarca, ATV’de magazin figürlerini ve uzmanları ağırladı, ayrıca Ayşe Tüter ablamızla yemekler yaptı. “Mesela havada durdum, şahitlerim var. Kayseri’ye gidiyorduk, bana bir hal geldi, bunların şahidi var” derken stüdyoda birden “Allahhh” diyerek kendini yerden yere atan, Tarık Mengüç’ü arkasından boğa kovalıyor gibi koşturan uçan adam Sabri. Ya da Seda Sayan’ın YouTube’a ‘N’aber lan Mustafa’ adıyla düşmüş o meşhur canlı yayın kazası, bize hep o yılların armağanı: “Aa, kız; bir erkek bağlandı! Aa, Mustafağğğ? Efendim Mustafa’cım, evli misiniz? (‘Evet, evet’ yanıtını alınca) Karın nerde? (Mustafa ‘Yukarıda’ diye yanıt veriyor), Aa biz okuyamıyoruz buradan, (konuğuna dönerek) kim bağlantıda biliyor musun? Abi bu monitörü çok uzağa… (Elleriyle mahcubiyet işareti yaparak) Mustafa Sarıgül. Saygıdeğer Şişli Belediye Başkanımız Mustafa Sarıgül. Çok büyük hayranıyım çünkü yaptığı hizmetlere bayılıyorum.”