Bay Kes-Yapıştır

Bay Kes-Yapıştır
Bay Kes-Yapıştır

Johann Hari

İngiltere, Independent gazetesinin yıldız yazarı Johann Hari'nin 'entelektüel yankesiciliğini' konuşuyor. Prestijli Orwell ödüllü yazar, Chavez'den Negri'ye birçok söyleşisinde çalıntı ifadeler kullandığı ortaya çıkınca medya gündemine oturdu
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

Johann Hari, 2008 yılında siyasi yazıları için Orwell ödülüne layık görüldüğünde The Guardian gazetesi, İngiltere’deki sol kanat medyanın yıldız gazetecisine övgüler düzmüştü. Hari’nin Filistin haklarını savunması, Amerikan aşırı sağının üzerine gitmesi, Fransa’nın orta Afrika’daki kirli çamaşırlarını ortaya sermesi, kadın ve eşcinsel hakları için mücadele etmesi ona İngiltere’nin en büyük politik yazarlık ödülünü getirmişti.
32 yaşındaki Cambridge mezunu yazarın ünü, artık 10 yıldır yazdığı Independent’a sığmıyordu. Filistin’ten Venezüella’ya dünyayı gezdi; Dalay Lama, Tony Blair ve Salman Rushdie’yle konuştu; makaleleri The New York Times, Le Monde, The Nation, El Pais ve Ha’aretz gibi saygın gazetelerde yayımlandı.
Türkiye basını da Hari’ye yabancı değildi. Birçok popüler köşe yazarının görüşlerine başvurduğu yazarın yalnızca Radikal gazetesinde 20 çevirisi yayımlanmıştı. Orwell Ödülü’nü veren komiteden Pulitzer’lı gazeteci Albert Scandino’ya göre Hari, ‘cesur muhabirliği’, ‘güçlü kalemi’ ve ‘dürüst analizleri’ sayesinde bu onuru hak etmişti. Ama şaşaayla gelen ödül, kuryeyle geri gitti.
Ufak bir blog , haziran ayında Hari’nin İtalyan Marksist düşünür Antonio Negri’nin kitabından birçok alıntıyı kendi söyleşisinin bir parçası gibi yazdığını ortaya çıkardı. Independent gazetesi, başta popüler yazarın arkasında dursa da suçlamaların önü kesilmeyince bir soruşturma açmak zorunda kaldı. Üç ay süren soruşturma sonucunda, Hari’nin Hugo Chavez’den Negri’ye birçok röportajında kitaplardan ve başka gazetecilerin söyleşilerinden ifadeler çaldığı ortaya çıktı. Yıldız gazetecinin büyük sırrı uluslarası medyanın gündemine oturdu, fakat olay burada sonlanmadı. Hari’nin aşırma huyundan başka bir zaafı daha vardı. 

‘David Rose’la tanışın
Hari, Wikipedia’da ‘David Rose’ takma adı altında kendi biyografisini parlatmakla kalmamış, geçinemediği yazarların biyografilerine de olumsuz müdahalelerde bulunmuştu. 15 Eylül’de Independent’ta yayımlanan özründe, sevmediği yazarları “antisemitik”, “homofobik” ve “ayyaş” olmakla suçladığını itiraf eden Hari, “Çocukça ve kötü niyetli davrandım, biliyorum. Çok utanıyorum” yazdı. Hari, çalıntı makalelerini de mükemmeliyetçiliği ile açıklıyordu: “Röportajlarımı çözdüğümde, konuşma sırasında son derece açık ve net olan bazı noktaların yazıya dökülünce anlaşılmadığını hissediyordum. Böyle durumlarda, röportaj yaptığım kişi eğer bir kitabında-veya, nadiren başka bir röportajında-meseleyi daha açık ve net bir şekilde anlattıysa o alıntıları kullandım. Üniversitede gazetecilik eğitimi almadım, ama röportajın, karşınızdakinin en derin düşüncelerinin bir röntgeni olmadığını bilmem gerekirdi.”
Independent’tan ‘gazetecilik eğitimine tabi tutulmak üzere’ 2012’ye kadar uzaklaştırılan Hari, Orwell ödülünü de kuryeyle geri teslim etmek zorunda kaldı.
Hari, veda mektubunu sonlandırırken, “Uğrunda mücadele ettiğim mevzuları yarı yolda bırakmış olduğum için çok üzgünüm” dedi ve gazeteye geri döndüğünde bütün yazılarına dipnot düşeceğini, ayrıca röportajlarının ses kayıtlarını da internete koyacağını söyledi. 

‘Kaçıncı derece’ hırsızlık?
‘Dava’ sonuçlansa da medya, hâlâ Hari’nin nasıl ‘cezalandırılması’ gerektiğini tartışıyor. Gazetecinin Independent’taki eski editörü Simon Kelner, “Bu bir skandal değil, naif bir hata” diyor, Twitter’da 70 bin takipçisi olan yazarın #interviewsbyhari (#harininröportajları) hashtag’i altında dalga konusu olmasının bile yeterince büyük bir ceza olduğunu savunuyordu. Guardian’dan Roy Greenslade de Kelner’a katılıyor, “Bu, üçüncü sınıf bir hırsızlık. Hari bir düzenbaz değil, yalnızca budalanın teki” diyordu. Mesele, Hari’nin yazın dersler alacağı rivayet edilen Columbia Üniversitesi’nin gazetecelik fakültesini bile karıştırdı. Üniversitenin mezunları, email listelerinde hâlâ Hari’nin prestijli programa girmesine izin verilip verilmeyeceğini tartışıyor.
Ama çoğunluk, Hari’nin sorunlarının gazetecilik dersleri ile çözülemeyecği kanaatinde. Guardian’dan Peter Preston, “Hari’nin cezasının en ağır kısmı gazetecilik okulunda alacağı steno dersleri değil, yaşayacağı utanç olacak” diyor.
Hari ise resmi özründen beri suskunluğunu koruyor. Twitter’da son derece aktif olan yazar, uzaklaştırılma kararından önceki son Tweet’ini 11 Temmuz’da geçmiş: “Son podcast’im, Amerika’da eşcinsellerin unutulmuş tarihi.” Yazara gönderilen email’lere de otomatik bir cevap geliyor: “Bir süre boyunca email’imi cevaplayamayacağım. Çalkantılı bir haftadan sonra işlerimi toparlamaya çalışıyorum, sonra da yurtdışında olacağım. Döndüğümde mesajlarınızı okuyup cevaplayacağım. Teşekkürler, Johann x” Hari’nin yurtdışı gezisinden döndüğünde cevaplayacak birçok sorusu olacağı kuşkusuz...

“Türkiye’de hep oluyor”
Tuğrul Eryılmaz (Gazeteci)
“Sansasyonel olma, ilk olma isteği haberin doğruluk ilkesinin önüne geçtiğinde bu gibi olaylardan kaçınmak mümkün değil. İyi haber rekabeti güzeldir, ama rekabet doğru işlemiyor basında.
Bu hep oluyor Türkiye’de, kimse de fazla umursamıyor. Önemli gazeteciler, küçük medya sitelerinden ve blog’lardan kaynak göstermeden alıntı yapıyorlar. Ben Sokak ve Yeni Gündem gibi küçük gazetelerde çalışırken kendi gözlerimle gördüm birçok haberimizin kaynak belirtilmeden yağmalandığını. Sonra batı kaynaklarından mal gibi çevrilmiş, ‘uyarlanmış’ bile diyemeyeceğimiz haberleri kendilerininmiş gibi kullanıyor gazeteler. Çünkü gerçek haber çok pahalıdır, yakalamak için de çok iyi gazeteci olmak gerekir…
Bizde sorun, gazetecinin etiğinin hafife alınması. Bir de gazetelerin birbirine bulaşmaması durumu var, zaten 4-5 gruba bağlı hepsi. Örneğin New Republic dergisinde yazan Stephen Glass’in sahtekarlığı ortaya çıkınca hem o, hem de editörü işten atılmıştı. Ama üstüne gitmezsen eğer olur biter, ne olacak ki?”