Belgrad Ormanı'nda mantar avı

Belgrad Ormanı'nda mantar avı
Belgrad Ormanı'nda mantar avı
Şehirden kaçıp, yaprakların arasına gizlenmiş lezzetli mantarların peşine düşün

İstanbul ’da yaşayanların çoğu trafikten, kalabalıktan, yüksek sesten şikayetçi. Birçoğu çok çalıştığını bahane ederek İstanbul’un tadını çıkarmaktan uzak hayatlar yaşıyor. Gece balığa çıkmak, ufak bir taka kiralayıp istavrit tutmak, Boğaz’da gündoğumunu seyretmek, Karadeniz tarafındaki ufak köylerde kahvaltı etmek veya sabahın erken saatlerinde herkes uyurken Belgrad Ormanı’na doğru yol almak, iş saatlerinin dışında hayata renk katmanın keyifli yolları.
Fatih Ormanları İstanbul için bulunmaz fırsat. Her mevsim, değişen renkleriyle, kokusuyla insana yaşadığını hissettiren yerlerden.

Bir bilenle gezin
Zaten sevdiğim bu orman geçen sene Jilber Hoca’yla tanışmam ile daha da anlam kazandı. Geçen sene kendisinin liderliğinde gittiğim ‘mantar avı’, sadece bir geziye değil bol sohbetli, bilgi dolu müthiş bir deneyime dönüştü. O gün bugündür denk getirdiğim her fırsatta atıyorum kendimi ormana. Biraz hava alıp, biraz mantar avlıyorum. Bu şekilde anlattığımda sakın aklınıza her mantar toplanır gibi bir fikir gelmesin. Bilmek, tanımak lazım mantarları, koklamak lazım. Hangi ağacın altında yetişir, hangi dönem çıkar bilmek lazım. Bir bilenle gezmek en iyisi, Jilber hoca her fırsatta katılsa da bu haftaki mantar avına Dilek Hanım’la çıktık. “İşte” diyor; “İğne yapraklıyla kestane arasında yetişiyor bu cinsler”, çalıların arasından bazen umutsuzca takip ettim, ama o konuya hakim, “Bak” dedi, Yol boyunca sonbahar chantarelleri. Sonra bir baktık sığır dilleri. Elle koparmak olmaz, çakıyla keserek toplamak , fırçalamak lazım. Yemek bulmak için doğada dolaşmak galiba genlerimizde var.

Mantar yıkanmaz
Nasıl keyifli, nasıl heyecanlı anlatamam. Bu arada yenilenlerin yanında binlerce mantar geçtik yemeyi aklımızdan bile geçirmememiz gereken ama hepsinin şekilleri ve renkleri büyüleyici.
Toplayıp lokantaya getirdiğim trompet, chantarelle, sığır dillerini iyice temizledim. Mantar süngersi yapısından dolayı yıkanmaz. Yıkarsanız çekeceği suyu sotelerken salacağı için mantarlar haşlanmış gibi olur, aroması çıkmaz. İyice temizlediğim mantarları biraz fındık yağı ile çok sıcak tavada sotelerim. Sotelenen mantarlara tuzu baştan atmam. Tuz suyu çıkartacağı için iyi sotelenmez. Yağ ile çevirdiğim mantarları ocaktan almadan tuz, taze kekik, taze çekilmiş karabiber ve ezilmiş sarımsak ekleyip bir kenara alırım.
Mantarlar aslında işin bahanesi, siz de şehri görmezden gelmeyin. Hayatlarımızdaki rutini kırmanın irili ufaklı bir çok yolu var.

Sote yaban mantarlı linguini

Malzemeler:
1 paket bavette veya linguini(yassı makarna)
3 lt su
Tuz
30 ml fındık yağı
2 avuç chantarelle, sığır dili
1 diş sarımsak
Maydanoz ince kıyılmış
Taze çekilmiş karabiber, taze kekik
150 ml krema
Hazırlanışı:
Kaynayan suya tuz atıp makarnayı eklerim. Karıştırıp 6-8 dakika dişe gelecek kıvama gelinceye kadar pişiririm suyunu süzerken makarnanın haşlandığı sudan bir bardak ayırırım.
Mantarları yukarıda tarif ettiğim şekilde soteleyip biraz krema ve makarna suyundan ekleyip makarnayla çeviririm. Biraz maydanoz ekleyip, taze çekilmiş karabiber, taze kekik ve tuz ekleyip servis ederim. Makarna yerken sosun oranı önemli , hamur boğazımızdan ne kadar rahat geçerse o kadar seviyoruz yediğimizi. Mantarların baharatlı ve kayısı kokulu tadı makarnayı çok lezzetli kılacaktır.


    ETİKETLER:

    İstanbul

    ,

    Fatih