Ben bir yabancıyım, New York'ta bir Çinliyim

Ben bir yabancıyım, New York'ta bir Çinliyim
Ben bir yabancıyım, New York'ta bir Çinliyim
Salt, dört Çinli sanatçının Ai Weiwei, Frog King Kwok, Tehching Hsieh ve Martin Wong'un olası kesişmelerine ev sahipliği yapıyor.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Tarihin alternatif okumaları sadece bestseller’ların sansasyonel birtakım gizler ortaya çıkarmak için başvurduğu madenlerden ibaret değil. Bildik tarihi gidişatı, klişeleşmiş neden-sonuç ilişkilerini didiklememize vesile okumalara kapıları açık olanlar, Salt sergisi ‘Taiping Tianguo, Olası Karşılaşmalar Tarihi’nde tam da aradıklarını bulabilirler. Doryun Chong ve Cosmin Costinas’ın küratörlüğünü yaptığı sergi, 1980’ler New York ’unda bir araya gelen dört Çinli sanatçının, Ai Weiwei, Frog King Kwok, Tehching Hsieh ve Martin Wong’un muhtemel kesişmelerine odaklanıyor.
Buluşma değil kesişme... Zira bu dört Çinli sanatçı da apayrı yolların yolcusu. Ai Weiwei, malum başına bela olduğu Çin ’de yetişen bir sanatçı. Frog King Kwok Hong Kong’dan, Teching Hsieh Tayvan’dan. Martin Wong ise San Francisco doğumlu, ikinci kuşak bir Çinli-Amerikalı. Hepsi de Çin sanat tarihinde farklı farklı yönlerden değerlendirilen bu dört sanatçı dönemin kucaklayıcı New York sanat ortamında biraraya geliyor. Tehching Shieh, meşhur bir yıllık performanslarını gerçekleştirirken (bir yıl boyunca hiçbir kapalı mekâna girmeden yaşamak ya da bir yıl boyunca Linda Montano’ya bir iple bağlı olarak yaşamak gibi) Martin Wong da East Village bohem hayatını tuvale taşıyor. Frog King Kwok, ‘kurbağa’ imzasıyla graffiti dünyasını keşfederken Ai Weiwei de kavramsal sanatın ötesine adım atıyordu.
Ve bu dörtlünün yollarının kesiştiği bilgisi, sadece ‘Taiping Tiauo’da sergilenen siyah beyaz fotoğrafların ayrıntılarında gizli. Ai’nin çektiği fotoğraflarda Hsieh’yi görmek veya Kwok’un kendi işlettiği KWOK Gallery’de Ai ve Wong’la tanışması, sanat tarihinin pek de önemsemediği ayrıntılar. Yalnızca Çin güncel sanatının köklerine dair farklı bir resim çıkmıyor ortaya, aynı zamanda izleyiciyi dönemin New York’unun içine çeken bir anlatı oluşuyor. Bir sanatçının panelinden diğer sanatçının paneline çeşitli kesişmelerin izini sürerken sanki hikâyelerinde hiçbir açık ucu kaçırmayan yönetmen Robert Altman’ın serbest vezin dünyasında gibi hissediyorsunuz. Tabii ki kesişmeleri hesaplı Inaritu dünyasındansa Altman’ın özgür ruhu, büyük anlatıya meydan okuyan tarihi okumalar için daha uygun bir zemin sağlıyor.


    ETİKETLER:

    New York

    ,

    sanat

    ,

    Çin

    ,

    Beyaz

    ,

    Resim

    ,

    sergi

    ,

    Güncel