Ben yine grupmuşuz gibi çalıştım

Ben yine grupmuşuz gibi çalıştım
Ben yine grupmuşuz gibi çalıştım
Kargo ile yollarını ayırdıktan ve Serkan Çeliköz ile ortak projeleri Maskott'u rafa kaldırdıktan sonra yoluna tek başına devam eden Koray Candemir'le yeni albümü 'Yarım Kalan'ı konuştuk.
Haber: ELİF EKİNCİ - elif.ekinci@radikal.com.tr / Arşivi

En son Serkan Çeliköz’le ortak projeniz Maskott için buluştuğumuzda Türkiye ’de müzik yapmaktan çok yorulduğunuzdan, Seattle’a taşındığınızdan bahsetmiştiniz. Ne zaman döndünüz, nasıl toparladınız durumu?
2010 yılıydı ve gerçekten öyle hissediyorduk, bir yılgınlık vardı. O dönem Maskott’un tanıtımını yapamadık doğru düzgün. Bir burada konser veriyoruz, bir Seattle’da... Kimse de bilmiyor ne yapıyoruz, ne ediyoruz. Yordu bizi bu. Maskott’u rafa kaldırdık o yüzden. Serkan çok yetenekli bir masabaşı adamıdır, aranjör ve prodüktörlük projeleri geldi ona Seattle’da. O yüzden o orada kaldı, ben döndüm. O ben bunu kovalayacağım dedi, ben de solo albüm yapayım istedim. Döndüm ve çalışmaya başladım, 2011’in sonuydu. Bu arada Maskott adı altında yaptığımız albüm ‘Tuval’, hayatımda yaptığım en iyi albümlerden biridir, anlaşılması ya da anlaşılmaması o kadar da umurumda değil. Amerika’da öyle bir şey yapmak bile benim için çok önemliydi.
Yıllardır bir grup disiplini içindeydiniz, daha sonra Serkan Çeliköz’le devam ettiniz. İlk solo albümde de grup dağılmamıştı daha. Bu albümde ilk kez tek başınızaydınız. Nasıl bir tecrübeydi? Altından kalkabildiğim için çok sevinçliyim açıkçası. Albümü bitirdiğimde inanamadım, bu şu an benim solo albümüm filan diye sayıklıyordum evde dinlerken. Aslında tek başına çalışmanın artısı çok fazla. Birazcık da tecrübeyle, kilometreyle alakalı bir şey gerçi bu, ben de epey kilometre yapmışım. (Gülüyor) Grupla tek çalışmanın arasındaki en büyük fark; çok hızlı ilerledim. Grup bir kütle gibidir çünkü, devinimi çok zordur. Karar alamazsın, mutabakata varamazsın vs. Ama tek başınayken de hata yapma riskin çok fazla. Bir de çok yoruluyorsun tabii! Ama ben bu albümde yine grup formunda çalıştım diyebilirim. Ekiple öyle bir forma girdim, yine bir şekilde bir grup içinde olmayı başardım yani. Bünye buna alışık, yapacak bir şey yok. (Gülüyor)
Çok fazla tanıdık isim var albümde; Burak Güven, Harun Tekin, Melis Danişmend, Korhan Futacı... Bu isimlerin hepsi arkadaşım. Çevremi kullandım aslında biraz bu kez. Eskiden beri beni tanıyan, bana neyin gideceğini, neyin gitmeyeceğini bilen insanlar hepsi. Bir popstar gibi şundan bundan şarkı almadım, beni tanıyan kişiler şarkı yazdı, hepsi de şahane çıkardılar. Burak Güven’in çok emeği var albümde. Biz ilkokuldan sınıf arkadaşıyız Burak’la bu arada, epey eski bir arkadaşlığımız var yani. Demolarımı dinlettim ona, heyecanlandı, başladık ve yaptık albümü. Burak birçok şarkıyı geri kazandırdı aslında; bu albümdeki ‘Karagözyaşı’, ‘Bırak Zaman Aksın’ gibi şarkıları yapmıştım, duruyordu bir kenarda. Varımı yoğumu döktüm Burak’ın önüne albüm öncesi. Bu iki şarkıya öyle dokunuşlar yaptı ki, inanamadım, şarkılar kurtuldu resmen.
Bu albümün sound’unu nasıl şekillendirdiniz? Daha önceki işlerinize pek benzemiyor. Yaşasın! Başarmışım o zaman. Öteden beri kafamda “iki gitar, bas, davul” formatı vardı. Bir de Amerika’dayken gitarımla barıştım ben. Kargo’dayken gitar Selim’de olduğu için ben arada bir alıp çalıyordum, hevesimi alıyordum sadece. Gitarlı bir albüm yapmak istiyordum. Besteleri de akustik gitar ve vokalle yaptık zaten hep, iskeleti öyle çıkardık. Epey akustik gitar çaldım bu albümde. Bas çaldım, bağlama bile çaldım. Telli ne varsa çaldım. (Gülüyor)
Bir Âşık Veysel türküsü var albümde; ‘Keklik İdim Vurdular’. Daha önce türkü duymamıştık sizden, nereden çıktı bu? Ben ilk solo albüm zamanı, 2001’de, bir süre bağlamayı elime aldım. Hediye gelmişti o zaman bana bağlama. Muhteşem, çok eğlenceli bir enstrüman. Halk müziğinin derinliğini, nüktesini, erotik göndermelerini, her şeyini çok seviyorum. Bir de onunla bağımızın koparıldığını düşünüyorum, o kayıp jenerasyondan olduğum için, kendi adıma onu kırma çalışmalarımdı bunlar benim aslında. Sonra unuttum ben o bağlamayı kenarda. Sonra bu albüm için tekrar elime aldım. ‘Keklik İdim Vurdular’ı öyle arkadaşlarla müzik yaparken filan çalıyordum, sevdiğim bir türküydü, sonra düzenledik ve sahnede de çalmaya başladık. Burak teklif etti, yoksa benim albüme cover koyma gibi bir planım yoktu aslında.
Bir de Özdemir Asaf şiiri var albümde. Kargo’nun ‘Yalnızlık Mevsimi’ zamanlarında, Mehmet’in (Şenol Şişli) bana kattığı bir şeydi bu. O zamanlar şiir okuduğumda, şarkı sözü olarak canlanırdı kafamda sözler. Özdemir Asaf’ın ‘Yakın’ şiirini ilk okuduğumda da, inanılmaz bir şarkı sözü bu demiştim. Bir de Mehmet söz yazıp getirirdi, o hazır söze beste yapma pratiğini çok özlemiştim ben.
Hâlâ iletişim içinde misiniz eski Kargo üyeleriyle?
Hiç küslük yok aramızda. Sadece Mehmet’le çok uzun zamandır görüşmüyoruz, o da hayat gailesinden. Selim ve Burak, Kargo olarak devam ediyor; onlarla da özel olarak bir araya gelmiyoruz ama görüştüğümüzde hâlâ çok iyi sohbet ederiz. Küs ayrılmadık; ben kendi adıma şunu söyleyebilirim; üretme durumunda problem yaşadık, ben de artık anlamı olmadığını görerek böyle bir karar almıştım. Çünkü bir kişi mutsuz olunca herkes mutsuz oluyor. Bir de şarkılar yıllanınca artık memuriyete dönüyor iş. Sürekli çalıyorsun, iyi de çalıyorsun, ama bir şey üretmiyorsun.
Yaşın ilerlemesiyle ilgili soruları tanımadığım insanların üzerine atıyormuşum gibi olacak ama “Yaşı 40’a yaklaşıyor, o kadar da gece hayatına rağmen hâlâ çökmedi” diyorlar sizin için sosyal mecrada...
Gece hayatı konusunda “mış gibi” yapıyorum ben aslında, çıkmıyorum artık o kadar. Eskiden haftada 4-5 gece dışarıda olurdum, şimdi haftada bir geceyi zor çıkarıyorum. Ama “ah genç olsaydım” filan da demiyorum hiç, o yumurta gibi, naif naif takılan çocuk o zaman yaşadı, güzeldi. Annem de “Bir erkeğin en iyi zamanları 40’larıdır” dedi geçen gün. Şimdi heyecanla 40’larımı bekliyorum. (Gülüyor)