Beni en çok sokakta herkes tarafından tanınmak zorluyor

Beni en çok sokakta herkes tarafından tanınmak zorluyor
Beni en çok sokakta herkes tarafından tanınmak zorluyor
Satış listelerine ilk haftadan 1 numaradan giren Candan Erçetin'in yeni albümü 'Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun' Türk Sanat Müziği'nin yeniden yükselişinin simgesi adeta. Müzik kariyerinde 20 yılı deviren Erçetin ile şarkılarının hikâyelerini konuştuk.

RADİKAL - Candan Erçetin Türk Sanat Müziği şarkılarını yorumladığı 'Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun’ ile listelerin zirvesinde. Heja Bozyel Hürriyet için Candan Erçetin'le konuştu...

Turizm kariyerinizi ve belki de çok ‘güvenli’ hayatı bırakıp müzik tutkunuzu öne çıkardığınız için hiç ‘Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun’ dediğiniz zor anlar oldu mu?
Şarkıyı sevmem bir yana, 20 yılın özeti olarak bu albüme adını verebilmesi için şarkının özellikle seçilme nedeni bu. Şu an içinde bulunduğum durumdan şikâyet ediyor gibi görünmeyi asla istemem ama ödenen bedeller, mahrum kalınan haller de var. Belki de bu şarkılar olmasaydı ve ben müzik yoluna düşmeseydim, kendi halinde yaşayan, büyük bir aileye sahip biri olurdum. Sokağa çıktığımda sadece mahalleli esnaf ve komşularım beni tanırdı. Hiç tanışmadığım insanların ellerindeki gazetelerde resmimi ve hakkımda yazılmış yalan yanlış bilgileri görüp içlenmezdim. Yalnızca dost meclislerinde şarkı söylerdim ama bununla yetinebilirdim. Evet, bu şarkıların gözü kör olsun ama şu an iyi ki varlar ve hayatımdalar.

1979 yılında ‘Silemezler Gönlümden’ şarkısı ile kız kıza efkarlanırken kalbinizde, aklınızda olan aşk algısı ile şimdiki arasında nasıl bir fark var?
O zamanlar âşık olduğumuz çocuklarla evlenip bir ömür boyu mutlu olacağımızı zannederdik, saftık, naiftik ama şarkıdaki gibi sevgili uğruna her şeyi göze almaya hazırdık, zamanla hayat hepimize âşık olmanın ateşten gömlek giymek olduğunu öğretti.

Gönülden silinen aşklar sadece şarkılarda mı yaşar?
Hayatımdan silinip şarkılarda yaşayan kimsem olmadı. Zaten şıpsevdi biri de olamadım hiç. Duygularımız hafifleyince ayrı düştük ama dost kalmayı becerdik bugün yeri gelip karşılaştığımızda selamımızı sohbetimizi eksik etmeyiz ama içimde geçmişte hissettiklerime dair en ufak bir iz yok.

Son senelerde sevdiklerinizin ölümleriyle ya da ölme riskleriyle boğuşmuşsunuz... Şimdi ‘Yalan’ şarkınız sizin için çok daha mı anlamlı?
Çocukluğumdan beri ölümü makul karşılayan biri oldum ki yaşım büyüdükçe bu duygum makulden, ölümün güzel ve huzurlu bir şey olduğu yolunda gelişti. Kabullenme faslında bir sorunum yok ama ayrılık çok zor geliyor. Özlüyorum, gidenlerin bıraktığı boşluk hiç kimseyle hiçbir şeyle dolmuyor. ‘Yalan’ şarkısını hem kendime hem de dinleyenlere bir öneri olarak söylemiştim, anı yaşamak ve yaşarken birbirimizi incitmemek, dünyevi gailelerle günümüzü zehir etmemek anlamını taşıyor benim için.

14 Şubat 2015’i hatırlatan notunuzun ‘Unuttun Beni Zalim’ şarkısında olma sebebi nedir?
Notumda da belirttiğim gibi olacaklardan habersiz, unutulan sevgilileri gülümsetmek amacıyla 14 Şubat günü yayınlanmak üzere o şarkıyı hazırlamıştım fakat yaşanan olay hepimizi dehşete düşürdü yayını tabii ki iptal ettik ama Özgecan’ı ve kaybedilen diğer canları unutmak mümkün değil. Türk toplumu olarak hep birlikte insanın insana yapabileceklerinin boyutlarını idrak ettik. Tek dileğim bu tür örneklerin çoğalmaması.

‘İçin İçin Yanıyor’ şarkısında milletçe detone olarak “Aaah” diyoruz ya... Sizce biz toplum olarak çok acı çekmeyi çok mu seviyoruz ki acılı şarkılarımız hep unutulmazlar arasına giriyor?
Bir kere benim konserlerimde seyirci korosu katiyen detone olmaz, bu konuda anlaşalım! Evet, mesleki tecrübem bana toplum olarak acılarımızı ifade eden şarkıları sevdiğimizi öğretti. Bir de en eğlencelileri çok seviyoruz. Acımızı gizlemek için çok eğleniyormuş gibi yapıyoruz ama coğrafyamızın değişmeyen kaderi maalesef acı çekmemiz.

En büyük zorluk neydi sizin için bu 20 yılda?
Profesyonel yaşamda 20 yıl insanı zorlayan bir süre. Ayakta kalmak da zor, hayatta kalmak da zor ama sanırım beni en çok sokakta herkes tarafından tanınıyor olmanın getirdiği sıkıntı zorluyor.

Hep bakımlı, kibar biraz mesafeli bir duruşunuz var. Trakya’daki çiftliğinizdeki ya da evinizdeki Candan Erçetin nasıl? Hiç mi saçı dağılmaz, hiç mi çikolataya, tatlıya gömmez kendini?
Hiç öyle şey olur mu? Genellikle kafamda bir bandana (özellikle yemek yaptığım zamanlar) mümkünse yalınayak, çimenlerde köpeklerle güreş tutuyor oluyorum. Saçım da dağılıyor, düşünceli hallerim de.


HERKES ŞARKI SÖYLEMELİ
Cep Sahne nasıl gidiyor? Neler öğrendiniz bu herkese açık sahne sayesinde?
Şarkı söylemek herkese iyi gelir çünkü kimi zaman yüzeydeki kimi zaman da derine itilmiş duyguların ifadesini kolaylaştırır. Bu nedenle sesi nasıl olursa olsun herkes şarkı söyleyebilir ve söylemeli. Bu bir tür terapi. Ayrıca yeni çağ, internet sayesinde herkese star olma imkânını sunuyor. Cep Sahne de herkese şarkı söyleme konusunda deneyim ve bilgi sahibi olma ortamını yaratıyor.
(HÜRRİYET)