Beni ne kadar seviyorsun!

Beni ne kadar seviyorsun!
Beni ne kadar seviyorsun!
Almanya'nın önde gelen kadın yönetmenlerinden Doris Dörrie, 'Mutluluk'ta şu soruyu soruyor: Sevdiğini korumak için ne kadar ileri gidebilirsin?
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Senaryoları ve filmleriyle Alman sinemasının önde gelen kadın yönetmenlerinden birisi olan Doris Dörrie, Leos Carax’ın ‘Köprüüstü Âşıkları’ filmine saygı duruşunda bulunuyor son filmi ‘Mutluluk’ta. Önemli farklılıklarla tabii ki.
Öncelikle, Fransız Devrimi’nin 200. yılı kutlamalarını fon olarak kullanan ‘Köprüüstü Âşıkları’ndan başka bir Avrupa ’dayız. Carax’ın filmindeki sokaklara düşen eski bir sirk cambazı Alex’in yerinde, geçmişi hakkında fazlaca bir bilgimiz olmayan, zaten kendisini de bunu çok fazla önemsemeyen Kalle var. Başarısız bir ilişkinin acılarından mustarip Michèle’in aksine Irina’nın ise çok daha ‘ciddi’ travmaları söz konusu.
‘Mutluluk’ ile ‘Köprüüstü Âşıkları’nı terazinin farklı kefelerine koymak ve karşılaştırmak iki film için de haksızlık olur. Ama karakterlerin birbirlerinden farklılıklarını ortaya koymak yirmi yılda Avrupa’nın ruh halinin değişkenliğini anlamak acısından bizlere veriler sunabilir.
Alex-Michèle’nin hikâyesindeki şiirsellik duygulara ne kadar yoğun bir biçimde dokunuyorduysa; Irana-Kalle aşkındaki sertlik ürpertici bir tat bırakıyor akıllarda.
‘Mutluluk’un hikâyesi her ne kadar tam olarak bugünü işaret etmiyor ve ‘yakın zaman ’ olarak tanımlayabileceğimiz geniş bir alanı kullanıyor olsa da parçalanmış Yugoslavya’nın büyük acılarının ve neoliberal politikaların ortaya çıkardığı Avrupa’dan iki insan portresi var nihayetinde karşımızda.
Doris Dörrie, hayatta kalma mücadelesi, sadakat, cinsellik ve en önemlisi güven duygusunu; şiddetle başlayıp sonra sakinleşen, finale doğru ise seyirciyi zorlayan ve sonuçta bir katarsis etkisiyle meselesini ela alan bir kurguyla anlatmaya çalışıyor.
Film bir noktada şunu soruyor: Sevdiğin insanı (güvenli alanını) korumak için neler yapabilirsin?
Yavuz Turgul’un ‘Eşkıya’sında Berfo da Baran’a aynı soruyu sormuş ve sonuçlarına da katlandığını ilan etmişti.
Oysa Doris Dörrie bir sonraki soruyu sormaktan ve yanıt bulmaktan kaçınıyor: “Yaptığın şeyin sonuçlarına katlanmaya hazır mısın?”
İşte bu kaçış seyirciyi mutlu ediyor belki ama filmin elini de boşaltıyor.


    ETİKETLER:

    Kadın

    ,

    Avrupa

    ,

    Cinsellik

    ,

    İlan

    ,

    ruh

    ,

    film

    ,

    zaman