Benim Everest'im Bach

Benim Everest'im Bach
Benim Everest'im Bach
BBC Müzik dergisi tarafından gelmiş geçmiş en iyi kemancılardan biri olarak gösterilen Alman keman virtüozu Frank Peter Zimmermann, salı akşam İş Sanat'ta gerçekleştireceği konser öncesi sorularımızı yanıtladı.

Anne ve babanızın orkestra üyesi müzikçiler olduğunu, 5 yaşında keman çalmaya başladığınızı biliyoruz. Bir önceki kuşak da müzikçi miydi, nasıl bir müzikal çevrede büyüdünüz?
Babam çellist, annem kemancıydı. Babamın babası da kemancıydı, uzun yıllar orkestralarda görev yapmıştı. Ünlü Alman besteci Hans Fitzner’in kuzeniydi. Annemin ailesi de profesyonel olmasa da müzikçiydi. 4-5 yaşlarında evimizde hep klasik müzik çalındığını hatırlıyorum. Çocukluğumda bu gelenekten çok etkilendiğimi, hemen onlara katılmak istediğimi hatırlıyorum. En büyük hayalim keman çalmaktı. Kemancı dedem ise piyano çalmamı istiyordu. Buna karşın ben çok kararlıydım. Beş yaşımda, annem ve babam bir keman hediye etti, çalmaya başladım.
Orta Avrupa , Alman ve Rus ekolünün tedrisatından geçtikten sonra kendi sesinizi nasıl bulmanız ne kadar zamanınızı aldı, şu anda kendinizi hangi ekole daha yakın hissediyorsunuz?
Genç sanatçının kendi sesini bulması için büyük ustalarla, büyük şeflerle çalışması, tecrübe kazanması gerekiyor. Kemanda kendi kişiliğimi bulduğumu hissettiğim zamanı kesin olarak söyleyemeyeceğim. Kendi yolumu ancak 35-40 yaşlarında bulabildim. “Sesimi buldum” demek bana çok iddialı geliyor. Bugünkü üslubum pek çok ekolün, üslubun karışımı. Yani biraz Avusturya – Macaristan, biraz Belçika-Fransız ekolü ile başlayıp diğer ekollerden de etkilendim.
Söz kemanınızdan açılmışken, tüm konserlerde, kayıtlarda Fritz Kreisler’den yadigar 1711 yapımı Stradivarius’la mı çalıyorsunuz?
Evet, tam 12 yıldır… İlk duyduğumda sesine âşık olmuştum. Çok güçlü bir kişiliği var. Yorumcunun ona tabi olmasını, kendini ona göre ayarlamasını gerektiriyor. Yıllardır repertuarımda olan, ezberimdeki pek çok konçerto için yeniden partisyon alıp üzerinde çalışmam gerekti. Bu keman, tekniğimi tamamen değiştirmeme neden oldu.
Her fırsatta Beethoven’in konçertolarını sizin için ‘Everest’ olduğunu söylüyorsunuz. Zirveye 1988’de tırmandığınız, konçertoları kaydettiğiniz düşünülürse geriye pek bir şey kalmamış olmalı. Seslendirmek için belirli bir olgunluğa erişmeyi beklediğiniz eser var mı?
Benim için gerçek ‘Everest’ Bach’ın tüm solo partitaları. Bunları henüz kaydetmedim. Bunu gelecekte kaydetmek istiyorum. Kendimi hazır hissettiğimde… Beethoven’in konçertolarını kaydettiğimde çok gençtim. O günden bugüne en az 200 kez çaldım. Radyo kaydı yapıldı. Fakat bu eserleri de yeniden kaydetmek istiyorum. Çünkü yaklaşımımda çok şey değişti.
Türk bestecilerle, müzikçilerle tanışıklığınız var mı, ortak çalışma yaptınız mı?
Ne yazık ki herhangi bir iletişimim olmadı şimdiye kadar. Rastlantı sonucu Fazıl Say’ı tanıdım. Müzisyenliğine büyük saygı duyuyorum. Evrensel düzeyde başarılı, çok çok önemli bir sanatçı.