'Benim sırrım aynılık'

'Benim sırrım aynılık'
'Benim sırrım aynılık'
Yedi sezondur izdivaç programı yapan Esra Erol, çok izlenmesinin nedeni olarak "Ben hep aynıyım. Olgunlaşma ve televizyonculuğu öğrenmemin dışında değiştiğimi düşünmüyorum" diyor.

Yedi sezondur izdivaç programı yapan Esra Erol, FOX TV’de hafta içi her gün 'Esra Erol’la' adlı programıyla ekrana geliyor. Haftasonu dergisinden Çağnur Öztürk'e konuşan Erol, çok izlenmesinin nedeni olarak “Ben hep aynıyım. Olgunlaşma ve televizyonculuğu öğrenmemin dışında değiştiğimi düşünmüyorum” diyor.

'İzdivaç' programı yapma fikri nasıl gelişti?

Benden çıkmadı. Flash TV’de birkaç sunucuyla denemeler yapılmış olmamış. Sonra bana teklif geldi “Tabii ki yaparım” dedim. Yani ‘İzdivaç’ programı yapacağım, onu alıp bir yere götüreceğim diye gitmedim. İş buldum diye gittim. Benim için öncelik “Aman inşallah beni kabul ederler de, ben de bir süre önümü görebilirim” düşüncesiydi. Fakat işin içine girdikten sonra hem çok sevdim hem çok keyif aldım.
Tarz meselesi sanırım, hem çok ayakları yere basan hem de çok uçuk bir havam var. O ikisinin dengesi beni aslında bugün bulunduğum yere getirdi. Çok saygılıyım ama makarayı da çok severim. Hepsinin bir derecesi vardır, asla karşı tarafı üzmez, o ölçüyü kaçırmam. Konu evlilik olunca biraz gülüyorduk, biraz ağlıyorduk... Sonra bir gün herkesin sizi izlediğini fark ediyorsunuz.


Sizce herkesin izlemesini nasıl sağladınız?
Ben hep aynıyım. Flash’taki eski programlarımı izlerim, oradaki tavırlarıma bakarım, aynıyım. Olgunlaşmamın, televizyonculuğu öğrenmemin dışında değiştiğimi düşünmüyorum. Bakıyorum, yine aynı şekilde oturuyormuşum, yine aynı şekilde hareket ediyormuşum... Aslında o zaman daha cesaretliydim, şimdi birazcık daha ürkek olmaya başladım, tek kötü taraf o. Çünkü farkındasınız artık her şeyin.

Sırrınız aynılık yani... Yedi sezondur ekrandasınız ve gerçekten sizin hiç değişmediğinizi aynı istikrarda olduğunuzu görüyoruz...
Evet, aynılık. Benim özüm bu, bu benim karakterim. Hayatımdaki kural şu; yanında mutlu olamadığım, beni kasan insanlarla asla vakit geçirmem. İşim bile olsa gülümseyemem yalandan. Güleceğim konuları, konukları, beni gerçekten hüzünlendiren, hikayesine ve acısına üzüldüğüm insanları seviyorum. Bu gerçekçilik beni ben yapıyor.

Yayınlarda zorlandığınız ya da sabrınızın taştığı oluyor mu?
Burada belli disiplin ve kurallar vardır. Askeriye gibiyiz aslında. Kesin ve katı olarak konuşulamaz konularımız vardır. Bunların en başında mezhep farklılıkları gelir. Ya da gelen aday aşağılanmaz. Bunlar benim asla kabul edemeyeceğim konular arasında. Zorlandığım yayınlar da oluyor ama genelde keyif, mutluluk ve enerji üzerine kurduğum için daha ucuz atlatıyorum.

'Sessiz Kadınlar' ve 'Kara Duvak' adlı iki kitabınız var. Kadına şiddet, çocuk gelinler ülkemizdeki ciddi sorunlar. Siz çok daha fazla, birebir örneğe şahit oldunuz. Çözüm ne sizce?
Bence öncelikle erkeğin eğitilmesi gerek. İkincisi kadının eğitilmesi. Kadın evliyken de, hem evin hem kendi ekonomik özgürlüğüne katkıda bulunması gerek. Ortak hayat mücadelesi yani. Aile içi şiddette en çok kaçırdığımız konu ise kadın yaşlanınca o şiddeti unutabiliyor, yıllarına geçirebiliyor belki ama o evde büyüyen çocuklar, aynı babaları gibi bir eş seçiyorlar. Bu da şiddetin devamlılığını getiriyor. Bunun önüne geçmek lazım. Kadının şiddet uygulandığında bunu sineye çekmemesi çok önemli.

Evlilik kadın için toplumumuzda varlığının ispatı gibi görülüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Aynen öyle. Küçük gelinler konusunda kaçırdığımız nokta da; küçük yaşta anne olmanın getirdiği çok büyük sağlık problemleri ve ölümler var. Biz bunu biraz hiçe sayıyoruz. Daha bedenini tanımayan bir insan kadın oluyor, çocuk doğuruyor. Zaten yaşı küçük. O kendi cahilliğiyle aynı kendisi gibi bir evlat yetiştiriyor. O da hayatın içerisinde kayboluyor zaten.
Bizim o kaybolan hayatların peşine düşmemiz gerekiyor.


Kitapların gelirinin gittiği Umut Evleri projesinden bahseder misiniz? Başka sosyal sorumluluk projeleri var mı gerçekleştirmek istediğiniz?
Umut Evleri’nde psikolojik, hukuksal danışmanlık hizmeti veriyoruz. Şiddete maruz kalan insanların izleyebilecekleri yol nedir? Boşanma evresinde ya da o aileyi kurtarmak için hangi evrelerden geçmesi lazım? Bu anlamda yol göstericiyiz. Bu yıl Umut Evleri’ni daha da artıracağız, inşallah ileride tüm Türkiye ’ye yayabileceğiz.

Televizyonculukta başka yapmak istediğiniz bir program türü var mı? Ya da oyunculuğu devam ettirmek istediniz mi hiç?
Evet, hep diyorlar “Şunu iyi yaparsın” diye. Ben daha gerçekçi bir şey söyleyeceğim; şu anki yapmış olduğum işi çok severek, içini doldurarak yapıyorum. Buna inanıyorum. Bunu bitirip yeni bir programa başladığım zaman ne yapacağımı hala ben de bilmiyorum!

Ufak oyunculuk denemeleriniz olmuş. Tekrarı gelir mi?

Yani belki ufak tefek rollerde olabilirim ama bir sinema filminde hayatımda çok büyük bir anı olması için oynamak isterim. Drama olmasını isterim.