Berlin cephesinde yeni bir şey yok

Berlin cephesinde yeni bir şey yok
Berlin cephesinde yeni bir şey yok
Türkiye bu yıl ana yarışmada olmasa da dört filmle Berlin Film Festivali'nde. Toplamda altı bine yakın filmin başvurduğu düşünülürse, seçkiye girmenin zorluğu da ortaya çıkıyor
Haber: Ahmet Boyacıoğlu / Arşivi

Perşembe günü başlayacak olan Berlin Film Festivali’ne internet yoluyla 5837 film başvurmuş. Internete yüz vermeksizin filmlerini doğrudan festival başkanı Dieter Kosslick’e ulaştıran ünlü yapımcı ve yönetmenlerin filmleri de eklenirse bu sayının 6000’i geçtiğini söyleyebiliriz. Türkiye ’den başvuru yapan uzun, kısa ve belgesel filmlerin sayısı ise 79. Bu sayı size oldukça yüksek gelebilir ama gerçek.
Berlin Film Festivali resmi programında geçen yıl toplam 160 uzun, 20 belgesel ve 58 kısa filmin gösterildiği göz önüne alınırsa seçilme şansının ne kadar az olduğu ortaya çıkar. Bu yıl bu zorlu seçim sürecinden başarıyla çıkan dört filmimiz var: Uğur Yücel’in yönetmenliğini üstlendiği ‘Soğuk’, Aslı Özge imzalı ‘Yaşamboyu’, Reha Erdem’in yönettiği ‘Jin’ ve Köken Ergun’un kısa filmi ‘Aşura’. ‘Soğuk’ Panorama, ‘Yaşamboyu’ Panorama Special, ‘Jin’ Generation 14Plus bölümlerinde gösterilecek. ‘Aşura’ ise Kısa Film Yarışması’nda yer alıyor.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yarışmada filmimiz yok. Son yıllarda Cannes, Berlin gibi büyük festivallerde ana yarışmaya seçilebilmek sürekli zorlaşıyor. Geçen yıl Generation bölümünde gösterilen ve ‘Kristal Ayı’ ödülünü alan Reis Çelik imzalı ‘Lal Gece’ birçok yarışma filminden daha iyi olarak değerlendirilmişti. Kendine ancak Forum’da yer bulabilen ‘Tepenin Ardı’ da Caligari Ödülü’nü ve En İyi İlk Film Özel Mansiyonunu kazandı. Bu yıl da benzer bir durum oluşabilir. ‘Jin’in Generation’ın açılış filmi olarak seçilmesi bunun ilk göstergesi. ‘Kristal Ayı ödülü’nün iki yıl üst üste Türkiye’ye gitmesi mümkün değil’ yorumlarına hiç katılmıyorum. Filmi izledikten sonra siz de bana hak vereceksiniz.
‘Yaşamboyu’nu henüz izlemedim ancak izleyen Alman arkadaşlarım filmi çok beğendiklerini söylediler.
‘Soğuk’ ve Jin’e gelince, sanırım bu yıl üzerinde çok fazla konuşulacak iki film ile karşı karşıyayız. Uğur Yücel’in zor kış koşullarında Kars’ta çektiği Soğuk, çok güçlü bir senaryoya dayanan, iyi yönetilmiş ve iyi oynanmış, etkileyici bir film. Başrolde bir amatör var: Cenk Alibeyoğlu. (Evet, yıllarca Gezici Festival’e Kars’ta ev sahipliği yapan, sinema aşığı, Eski Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu’nun kardeşi) Diğer rollerde Ahmet Rıfat Şungar, Valeria Skorokhodova, Yulia Vanyukova, Yulia Erenler, Şebnem Bozok, Ezgi Mola ve Rıza Sönmez’i izleyeceğiz. Karla kaplı, uçsuz bucaksız stepler ve tren yollarının da önemli karakterler olarak yer aldığı Soğuk, ölümcül bir tutkuyu, bir Çehov dokunuşuyla ve olağanüstü bir başarıyla anlatıyor.
Bazı filmler vardır, hiçbir şey söylemeden çok şey anlatırlar. Ve yine bazı filmler vardır, sıradan bir insanın, sıradan hayatını bize gösterir gibi yaparken öyle inanılmaz politik saptamalar ortaya koyarlar ki şaşırıp kalırsınız. İşte ‘Jin’ böyle bir film. Anlatılan 17 yaşında, küçücük bir kızın hayata tutunma, mutluluğu arama çabası, ama anlayan için çok daha fazlası. Reha Erdem öyküsünü anlatırken son derece nesnel, hiç taraf tutmuyor ama filmin yenilir yutulur olmadığını, insanın boğazına takılıp kaldığını da belirtmekte fayda var. Benim en çok merak ettiğim, filmin ilk gösteriminden sonra başlayacak tartışmalar.
Festival kapsamında bu yıl onuncu kez düzenlenecek Ortak Yapım Pazarına Emin Alper ‘Cinnet’, Aslı Özge de ‘Ansızın’ adlı projeleriyle katılacak. Bu iki projenin de önümüzdeki yıllarda Berlin programında yer bulma şansları çok yüksek.
Ankara Sinema Derneği olarak geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Berlin Film Festivali kapsamındaki Avrupa Film Pazarında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla bir Türkiye Standı açacağız. Tüm hazırlıklar tamamlandı. Siz bu yazıyı okurken biz Berlin yolunda olacağız. Bundan sonraki yazılar Berlin’den.