Beş yıldızlı evler

Evinize beş yıldız verir misiniz? Pırıl pırıl
parlattığınız ya da mis kokulu yemekler yaptığınız için sadece evinize...
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

Evinize beş yıldız verir misiniz? Pırıl pırıl parlattığınız ya da mis kokulu yemekler yaptığınız için sadece evinize
değil, kendinize de beş yıldız veriyor olabilirsiniz. Peki ya doğuştan beş yıldızlı evler olduğunu söylesek... Dünyanın pek çok yerinde, işleri ya da imkânlarının bolluğu sebebiyle beş yıldızlı otellere "Evim, güzel evim," diyen insanlar var. Eşinin işi sebebiyle Hyatt Regency'de yaşayan Aylin Morand ve Swissotel'in executive şefi Christian Lambert gibi...



Aylin Morand (Hyatt Regency Genel Müdürü Jacques Morand'ın eşi)
Altı yıldır, farklı ülkelerde, beş yıldızlı 'evlerde' yaşıyor. Hyatt Regency'deki iki yatak odalı, iki banyolu ve açık mutfaklı evine taşınalı ise neredeyse bir sene olacak.
Ülkelerarası yolculuk:
"Evlendiğimizde, yani yedi sene önce, eşim Türkiye'de çalışıyordu. Evlenir evlenmez Fas'a gittik, orada iki sene yaşadık. Daha sonra Yugoslavya, Belgrad'da iki sene kaldık. Sonra da İsviçre'de."
Otelde yaşam:
"Avantajları da var, dezavantajları da. Sonuçta sürekli 'five star' bir hayat yaşıyorsunuz. Ama biliyorsunuz ki tam olarak eviniz de değil. Yani tamam, gördüğünüz gibi
oturduğumuz yerleri ev haline getirmeye çalışıyoruz ama sanki bir yerde eksik kalıyor. Ama tabii ki avantajları, dezavantajlarından çok daha fazla."
Mesela?:
"Canım isterse yemek yapıyorum, istemezse yapmıyorum. Belli limitler içinde, oda servisini ya da otelin restoranlarını kullanabiliyorum. Çamaşır yıkamıyorum, temizlik yapmıyorum."
Otel yemeği hep aynı:
"Yemek yaptığım zamanlar oluyor tabii. Mesela ben şu anda otel yemeği yiyemiyorum. Her şeyin tadı, kokusu aynı olmaya başlıyor. Ev yemeği özlüyor insan. Dünyanın en iyi şefi tarafından yapılmış bile olsa, bir süre sonra mideniz kaldırmamaya başlıyor. Eşim de rica ediyor yemek yapmamı."
Oksijen özlemi:
"Bir teras olsa diye o kadar çok geçiriyorum ki aklımdan. Yaz gelince en özlediğim şeylerden biri. İstanbul'da yaşayıp da balkona çıkamamak çok zor. O yüzden ev arıyoruz. En büyük hayallerimizden biri, eski bir evi alıp yenileyip oturmak."
Bir günü:
"İspanyolca öğreniyorum, birkaç kursa gidiyorum. Okula gider gibi bir programım var. Öğleye kadar dolu oluyorum. Daha sonra öğle yemeklerine ya da yardım derneklerinin yemeklerine katılıyorum. Arkadaşlarımla akşamüstü bir içki içiyorum. Akşamları evdeyim. Hamile olduğum için son beş aydır çok sakin bir hayat yaşıyorum."
Bebek:
"Burada büyüyecek mi bilmiyorum ama burada doğacak inşallah. Her seferinde bir yerden bir yere gidince diyorsunuz ki,
'Taşınmayacağım artık, 10 sene aynı yerde oturacağım.' Ama bir sene sonra başka bir yere gidiyorsunuz."
Evde, işte, tatilde beş yıldız:
"Hayatımı bir yerde çok kötü etkiliyor bu yaşam. Bir kere standartlarınız yükseliyor. Kendimi, sırt çantamı alıp dağa çıkarken veya çadır kurarken düşünemiyorum. Hayatımız da, tatilimiz de bu tip yerlerde geçiyor. Ama eşim, böyle bir hayatı bana yaşatıyorsa ve kendi de yaşıyorsa karşılığını da
fazlasıyla veriyor. Çok çalışıyor. Çünkü hiçbir zaman kapanmıyor, ofis gibi değil otel. Çok değişik bir hayat. 24 saat
yaşanan bir yer."
Film gibi:
"Evlenmeden önce böyle olacağını düşünemezdim. Çok ilginç, film gibi. Lobide oturup 24 saat insanları seyredebilirsiniz."
Karı koca tartışmaları: "Burada yine kapıyı çarpıp çıkacak bir yerim var. Annemin, kardeşimin evine gidebilirim ama yurtdışında olduğunuz zaman farklı. Belgrad'dayken kimse, kimsenin yanına gidemez. O yüzden eşim gidiyordu başka odaya."
Her şeye hazırlıklı olmanız lazım:
"Otel işi biraz da diplomatlığa benziyor. Sonuçta bir ülkeyi değil ama bir kuruluşu ve eşinizi temsil ediyorsunuz. Davetlerde bazen yaş ortalaması 60 oluyor. O insanlarla da konuşacak kapasiteniz olmalı. Kendinizi sürekli eğitmeli, hemen hemen her şeyi bilmelisiniz. Bir arkadaşım çok güzel bir laf etmişti: 'Bu işin içinde her şeyi çok iyi bilmek zorunda değilsin. Ama her şeyden azar azar bilmek zorundasın' diye."
Adres beş yıldızlı otel:
"Adres vermem gerektiği zaman genelde şaşırıyorlar. Fakat sormaya da çekiniyorlar.
'Hangi bölümde çalışıyorsunuz?' diyorlar, ben de 'Orada yaşıyorum,' diyorum. Çok şaşırıyorlar."


Christian Lambert (Swissôtel'in executive şefi)

İki yıl, üç aydır Türkiye'de. Daha önceki duraklar ise Dubai ve Kore. Ve tabii ki hepsinde de konaklama yeri beş yıldızlı oteller. Eşi ve 1 yaşındaki kızıyla Swissôtel'de yaşayan Lambert'in sıkıntısı özel hayatının olmaması.
Otelde yaşam: "Beş yıldır otelde yaşıyorum. Hem güzel hem de ilginç
bir yaşam bu. Dışarı çok fazla çıkmanıza gerek yok, çünkü istediğiniz her şey burada var. Spor yapmak istiyorsanız spor salonu var, restoranlar var, sizin için temizlik yapanlar var. Ama özel hayatınız yok. Yaşamınıza kendinizden birtakım şeyler katabilirsiniz ama çok sınırlı. Örneğin kendi dekorasyonunuzu yapma seçeneğiniz çok fazla olmuyor."
Otel en iyisi: "Bir eve taşınmayı düşünmüyoruz. Çünkü çalışma saatlerim sebebiyle otelde kalmak en iyisi. İşe sabah erkenden başlıyorum, gece geç saatlere kadar sürüyor. Ayrıca çalışanlarla temas halinde olmak açısından da otelde kalmak daha yararlı."
Aile: "Karım için otelde yaşam oldukça kolay oluyor. Temizlik, yemek yapmak gerekmiyor. Ama şöyle bir şey de var. Bazen özel hayatınızı işinizden ayırmak istiyorsunuz. Otelde yaşadığınız zaman bu pek mümkün değil."
Partiler: "Arkadaşlarımızı çağırıyoruz. Yemekler, küçük partiler yapıyoruz. Büyük partiler için otel pek uygun değil tabii."
Beş yıldızdan kurtuluş yok: "Tatile çıktığımızda da otelde kalıyoruz. Ama iş ve tatil farklı oluyor. Tatilde otel odası, akşam gidip dinleneceğiniz bir yer. Çalışırken ise hem işe hem de otele odaklanıyorsunuz."
Alışkanlık: "Otelde yaşamayı seviyorum. Daha doğrusu alıştım böyle yaşamaya."