Beyaz yakalıların 'kişisel gelişim' takıntısına parodi: Kişisel Gerilim

Beyaz yakalıların 'kişisel gelişim' takıntısına parodi: Kişisel Gerilim
Beyaz yakalıların 'kişisel gelişim' takıntısına parodi: Kişisel Gerilim
Kısa süre önce yayınlanan "Kişisel Gerilim" isimli kitap, orta sınıf beyaz yakalıların 'spiritüel' arayışlarına mizahi şekilde yaklaşıyor. Kitabın yazarı İdil Hazan Kohen Hürriyet'ten Ayşe Arman'a konuştu.

RADİKAL – Son yıllarda özellikle “beyaz yakalı” çalışanların hayatında ve sosyal yaşamında önemli bir yer tutmaya başlayan “kişisel gelişim”, “yaşam koçluğu”, “yoga”, “reiki” gibi spiritüel arayışlar, kimi zaman espri ve eğlence konusu da oluyor.

Yakın zamanda yayınlanan "Kişisel Gerilim" isimli kitap da bu arayışları bir ‘parodi’ diliyle anlatıyor.

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman, bu kitabın yazarı İdil Hazan Kohen ile konuştu. Arman’ın, “Zeki, fırlama, esprili...” diye tarif ettiği kitapta, Dila isimli bir karakterin spiritüel arayışlarını parodi olarak anlatan Kohen, öykü ve yarattığı kahraman Dila için, film ve dizi teklifleri almaya başladığını söylüyor.

Ayşe Arman’ın Kohen’le yaptığı söyleşinin bir bölümü şöyle:

“Hazan Bilkent İşletme mezunu. Marka yöneticiliği yapmış. Aynı zamanda seramikle uğraşıyor. Eserleri bienal ve karma sergilerde sergilenmiş. Bir sürü ödülü var. Lisanslı tenis oyuncusu, yelken sporcusu ve kayak yarışçısı. Bir tek yogayı beceremiyor!!!!

Gelin kitabın öyküsünü ondan dinleyelim...

Nereden esti, kişisel gelişim parodisini kitap yapmak?

Biz kadınlar modayı seviyoruz. Moda diye şişme montların içine girip Michelin adam gibi de geziyoruz, olmadık hallere giriyoruz... Bir süredir dünyayı kasıp kavuran en son trend ise "çoktan seçmeli kişisel gelişim teknikleri." Etrafımdaki 5 kişiden 3'ü ya kitabını okuyor, ya eğitimini veriyor ya da kursuna gidiyor. Anlayacağınız sağım, solum, önüm, arkam transta! Bense spiritüel ıstıraptayım! En son bir arkadaşım saç rengi için "Bir meleklerime danışayım" dedi ve ben de film koptu. Yine abarttık, moda diye suyunu çıkarttık. Olay tam bir parodiye dönüştü, bana da kitabını yazıp sahneye koymak kaldı!

Kitabın kahramanı Dila sen misin?

Dila, aslında modern hayata uyum sağlamak için koşturup dururken topuğu kırılan, üzerine çamur sıçrayan, dört yol ağzına gelince yönünü şaşıran ama yine de yürümeye devam eden tüm kadınlardan izler taşıyor! Tamamen ben değilsem de çok sevdiğim, beraber zaman geçirmekten çok hoşlandığım, fırlama bir tip kendisi. Zeki, çok eğlenceli, biraz da sivri dilli...

Hepimizin zaman zaman bu kişisel gelişim mevzuundan sıkıldığı oluyor. Afakanlar bastığı için mi yazdın bu kitabı?

Aynen öyle! Keyfin yoksa kötü enerjiden! İstediğin bir şey olmuyorsa, negatif düşünceden! Dünyevi mazeretler artık nuh nebi. Bir derdin olsa, dinleyen yok ama tavsiye verenin çok. Hele cümle içinde olumsuzluk eki kullandıysan vay haline! Artık okulu kırıp da disiplin kurulunun önüne çıkmış gibi, boyuna dinleyeceksin o nasihatleri...

Doğru, mesela sevgilisi olmayanlara, bulamayanlara, "Evrene pozitif enerji yolla, o zaman bütün dileklerin olur, yeter ki iste!" filan deniyor. Peki hiç mi gerçeklik payı yok?

"Yeter ki iste" ile olsa Milli Piyango çoktan iflas ederdi! Ancak bunu savunanların gerekçeleri, o piyangoyu kazanamayanlar kadar çok. Bu "yeter ki iste"nin birçok alt kümesi var mesela. "İstedim olmadı" dediğinizde, "Ya kalpten istemedin ya isterken şüphen vardı ya da senin için hayırlısı değildi" şeklinde çeşit çeşit kulp bulunuyor. Artık bize de içerisinden en içimize sineni alıp takmak kalıyor. Yine de güzel düşünmenin, güzel şeyleri inanarak istemenin kimseye bir zararı yok; yeter ki denge kaybolmasın. Evren de, "Yeter be kardeşim bir rahat ver!" diye çakranızı bloke etmesin!

BEN FESAT DEĞİLİM ÇAKRALAR OYNAK!

Sen aslında ne demek istiyorsun: "Palavra bunlar yemeyin kızlar mı?"

Fala inanma, falsız kalma diyorum...

Dr. Sharma, Karadenizli Şakir çıkıyor mesela... Enerji ayağıyla kadınları taciz ediyor...

Evet, böyle şeyler de okuduk gazetelerde. Hatta siz, haberini yaptınız. Ama ben kurguyu kafamda tasarladığımda o olay henüz patlak vermemişti. Ancak şöyle bir iki adım geri çekilip de tekniğe karşıdan, düz mantıkla baktığınızda, yoruma çok açık. Kadının biri uzanıyor, adam da tüm müstehcen bölgelerde ellerini gezdiriyor... Ben fesat değilim, çakralar oynak! Enerjiyi akıtmak için en erotik bölgeleri seçmiş. Yine de bu işlere uzun yıllar verip ciddi eğitimini alan insanları ayrı bir köşe de tutmak lazım elbette.

 

SÖYLEŞİNİN TAMAMI