Beyaz yakalıysanız bu sergiyi kesin gezin!

Beyaz yakalıysanız bu sergiyi kesin gezin!
Beyaz yakalıysanız bu sergiyi kesin gezin!

Delier in Taksim deki Pilot Galeri de açılan Sen Rolünü Oyna, Senaryo Arkadan Gelir başlıklı sergisi 12 Eylül-26 Ekim tarihleri arasında görülebilir

Simge haline gelen 'AB türbanlı kadın' ve 'Parkalinç' gibi eleştirel işleriyle tanınan Burak Delier, Pilot'ta açtığı 'Sen Rolünü Oyna Senaryo Arkadan Gelir' sergisinde bir gazeteci dikkatiyle izliyor, bir bilim insanı derinliğiyle inceliyor, bir sanatçı duyarlılığıyla irdeliyor. Konu piyasa ve sanat.
Haber: KORAY ÇALIŞKAN / Arşivi

Uzmanlığı abarttığımız çağda, herkesin herkese çok hızla çok benzediği sıkıcılıkta, bir de kendimize özgü olduğumuzu hep aynı şekilde Facebook duruşlarıyla vitrine koyduğumuz günlerde, “Git bi yoga yap iyi gelir” diyor herkes.
İnsanı hayvandan ayıran tek şey var: Hikâye dinleme ve anlatma ihtiyacı. Üç hikâye yazıyoruz, dinliyoruz. Gazeteciler serçe gibi uçuyor, hemen anlatıp gidiyor, yazdığına hikâye diyor. Sanatçılar uçuyor, bazen inip bazen
havada yazıyor, yaptığına hikâye diyor. Bilim insanları uzun uzun uçuyor, düşünüyor, aşağı bakıp anlatıyor. Onlar da hikâye yazıyor ya, çok yukarda olduğu için
hikâye demiyor.
20. yüzyıl bunu unuttuğumuz, uzmanlıklara çekilip at gözlüğüne alıştığımız çağ oldu. Şimdi işler değişiyor. Araştırmadan roman, hissetmeden tez yazamıyorsun. Burak Delier, bu yüzyılın sınırlarında dolaşan bir bilim-sanat insanı. Meseleyi çok iyi anlatıyor.
Doktoralı bir sanatçı. Ama ‘bilim-sanat insanı’ demem ondan değil. Birbuçuk sene önce üniversiteye geldi. “Sen kapitalizm antropolojisiyle uğraşıyorsun, kitap var. Anlatsana bana” dedi, “Neler oluyor?” Saatlerce konuştuk. Bir bavul kitap ve makale alıp gitti. Literatürü içti, araştırmasını yaptı.
Sonra olağanüstü bir sergi çıkardı: ‘Sen Rolünü Oyna Senaryo Arkadan Gelir’. Sergi bir gazeteci dikkatiyle izliyor, bir bilim insanı derinliğiyle inceliyor, bir sanatçı duyarlılığıyla irdeliyor. Konu piyasa ve sanat.
Karl Polanyi piyasa ilişkilerinin tüm hayatımıza nüfuz ettiğini, daha önce sosyal hayatın parçası olan piyasanın ortadan kalktığını, artık sosyal hayatın kendisinin piyasanın parçası olduğunu anlatmıştı. Durum buysa sanata ne oluyor?
Delier, nefis perspektifler kurarak anlatıyor. Hatta tıbbi analojileri zorlarsam, “İngilizce sorununu halletmiş beyaz (yakalı) kuşağın MR’ını çekmiş” diyebilirim.

Kriz ve kontrol
Plazada çalışıyorsunuz. Yabancılaşma diz boyu. Bir yere kaçacaksınız. Orası bedeniniz. Altı kadın ve erkek. Kendilerini Delier’e teslim ediyorlar. Plazanın dışını içine çıkarıyorlar. Yogalarını kulelere taşıyorlar ve hayatlarını anlatıyorlar.
Yüzleri ciddi. Biri diyor ki: “Kendimi ait hissetmekte bazen zorlanabiliyorum.” O sırada bir yoga pozisyonunda zorlanıyor. İnsanlığın aldığı o garip hallerin videodan yapılmış heykeli karşınıza dikiliyor. Bir nefes verip alasınız gelmiyor. Bir şeyler yanlış, anlıyorsunuz. Ama yapacak şey yok, ondan hadi downward facing dog...
Videoda yeni kuşağın hayatı görünüyor. Ama 6 kişinin yüzünde değil, düşündürdüklerinde. 45 yaş üstünü çıkar, üç otuz paraya çalışan binlerce insan. Anne babaları yıllarca kolejde okutmuş, 1500 liraya işe giriyorlar, ondan önce de stajyer adı altında ücretsiz çalışma. Ev alamayacaklar, araba bile alamıyorlar. Ama üst baş süper. Cep telefonu iki maaşlık. Gelecek karanlık. Avatar fiyakalı.

Diren Balotelli!
Kolay bir gol mü atmayı istersin, zor bir golü kaçırmayı mı? Ben hep ikinciyi tercih ettim. Piyasa birincinin bilimidir. Ne olursa olsun performans ve sonuç ister. Balotelli’yi bilen bilir. Futbolcu. Bir atak gelişiyor. Top ayağının ucuna düşüyor. Kaleci çaresiz. Bakın ne oluyor: http://www.youtube.com/watch?v=sncM-HZuFA4
Balotelli gönül indirmiyor, ters dönüp şık bir hareketle piyasaya ve kaleye sırtını dönüyor, topu dışarı atıveriyor. Ortalık yıkılıyor. Oyundan alınıyor. Serginin girişindeki heykelin adı ‘Balotelli’nin Kaçan Golüne Övgü’. Siz kaçırmayın.

Gel hanım, 5 liraya...

Sergide bir alan sanat konuşması performansına ayrılmış. Delier, İstanbul’un meydanlarına sanat standları açmış. Gelen giden mönüden istediği bir konuyu seçiyor ve Delier o konuyu anlatıyor.
Fatih’te belediye rahatsız olmuş. Segway’li pek bir modern zabıta ‘görüntü kirliliği’ yarattığı için bu performansı yasaklıyor, olmayınca “Bari caminin arkasına geç orda anlat” diyorlar. Delier AVM değil, öyle ortalıkta sanat konuşulmaz.
Piyasa nasıl sanatçı ister?
Doğrudan Delier’e sordum, sen de piyasanın parçasısın. Nasıl oluyor?
- Bugün için başarı bir din gibi bir şey. Herkes başarmak zorunda. Hayatı optimize etmek zorunda. Hem para kazanmak hem de ruhunu ve hayatını gerçekleştirmek zorunda. Ama olmuyor.
- Sen başarılısın, piyasa seni neden seviyor?
- Sevdiğini nerden çıkardın?
- İşlerini alıyorlar.
- Göreceğiz.
- Hem piyasaya saydırıyorsun hem başarılı olmak istiyorsun nasıl olacak?
- Ben piyasanın canına okuyayım ama beni yine de ödüllendirsin. Böyle diyorum tabii. Eleştirel sanatçı istiyor piyasa. Ehlileşmiş sanatçıyı kimse istemez. Radikal’dekiler deseler ki “Biz baskı nedeniyle yazıyoruz” kimse okumaz. Herkes özgür olduğunu söylüyor, söylemek zorunda. Ehliyi kimse sevmez. Ak Parti ehli insanlar istiyor.

Finansal sanat

Sergide birçok etkileyici iş var ama bir tane daha anlatayım, bitirelim: Bir iş yapacaksınız ama paranız yok. Ne yaparsınız? Delier para bulma sürecini sanatsallaştırmış. Güncel sanat dünyasından çok tartışılacak bir iş yapmış. Galeriyi ikna etmiş. Masrafı bankadan kredi olarak çekmişler. Sonra iş daha yapılmadan bir koleksiyoncuya çektikleri kredi karşılığı bir meblağa satmışlar. Sonra bu krediyi Delier bir trader’a vermiş. Kredi ve bir yıllık faizi bir meblağ tutuyor. Trader eğer bu paranın daha fazlasını borsadan kazanırsa ana para dahil her şey onun oluyor. Altında kalırsa kalanını Delier’e iade ediyor. Anladınız. Delier’in para kazanmasının tek yolu trader’ın kaybetmesi!
Bu sürecin kendisi, finansal araçlarla anlatılmış. Anlatıyı da bir yatırımcı koleksiyoner satın almış. Ben de alıyım bir tane dedim. Pahalı geldi. Ondan kendim yapmaya karar verdim.
Bu sergiyi gezin. Hayata dokunacaksınız. Beyaz yakalıysanız kesin gezin, yakanız ve enseniz hafif kararacak.