Beyoğlu'nun 'direnen mekânları'

Beyoğlu'nun 'direnen mekânları'
Beyoğlu'nun 'direnen mekânları'

İstiklal Caddesi ve ara sokakları 15 gün boyunca polis ablukası altındaydı. Polisin seyrekleştiği noktalardaysa direniş sürüyordu...

Gezi eylemleri boyunca paylaşılan 'hayat kurtarıcı' duyurulardandı: "X Mekânı kapılarını açtı!" Beyoğlu'nun onlarca mekânı gecelerce direnişçilere sığınak oldu. Hayal Kahvesi'nden Zencefil'e sekiz 'direnen mekân'ın kapısını çaldık...
Haber: ŞAHİN ÇAKIROĞLU - sahin.cakiroglu92@gmail.com / Arşivi

Gezi Parkı eylemleri ve Taksim direnişi çoğumuzun kafasında yer alan Beyoğlu kavramında büyük değişikliklere neden oldu. Her kesimden insanın özgürce eğlenmesine imkân sunan Taksim çevresi, şu sıralar çok sayıda insan için eğlenceden daha farklı şeyleri temsil ediyor. Eylemlere dair tatsız ve üzücü anılarımız henüz çok taze, onları unutmamızı sağlayacak eski Beyoğlu hissi de biraz uzakta kaldı. O üzücü anılarımızın bazı parçaları da işte o mekânlar.
20 gün öncesine kadar adını yemekleri, müziği, eğlencesiyle andığımız mekânların kimi ‘direniş günlerinde’ revire dönüştü, kapılarını gazdan ve polisten kaçanlara açıp sığınak haline geldi. Direniş sürecinde olanları ve gündemin Beyoğlu’nun eğlence hayatını nasıl etkilediği onlardan dinlemek istedik. Söz; direnişçilerin sığınağı/kurtarıcısı haline gelmiş mekânlardan sekizinde...

‘Yediğim en büyük darbe manevi olan...’

Toprak Göktaş, Nar Pera: Mekânımız baronun yan sokağı olduğu için çok fazla hedef olduk gaz bombalarına. Özellikle bir gün vardı unutamadığım, baroya yaşlı bir avukat karısıyla gelmişti, bizim sokağa kaçtılar, şok içindeydiler. Eyleme katılmayan insanlar da o an sadece orada bulunduklarından mekânımıza sığınmışlardı. Çoğu da müşterimizdi. Astım hastalarının bile maskeleri alındı. Direnişe gelen çocukların ellerinde hiçbir şey yoktu, savunmasızdı herkes. Klima ve havalandırma işe yaramıyordu, dışarıdaki hava daha beterdi. Yollar kapalı olduğu için elemanlarım dükkânı açamadılar. Sonradan gelip bize teşekkür eden çok insan oldu. Bize sığınmış olan bir teyzenin kızı geldi hatta teşekkür etmeye. Dükkânımda hiçbir şeye zarar gelmedi. Kapımızın önündeki masa ve sandalyeler kalktığından beri zaten çok büyük darbe aldık. O yüzden direnişçilerin herhangi bir suçu yok, biz insani görevimizi yerine getirdik. En büyük yediğim darbe manevi olan; insanların o halini görmek.

‘Müşterilerimizin gaz anıları da var artık’

Osman Yitgin, Lokal Asmalı: Çok dar ve ara bir sokakta olduğumuz için herkes çok sıkışıktı. Hem elemanlarımız hem de müşterilerimiz kaçacak yer bulamadı. Tabii ki insanlara yardım ettik. Bir işletme olarak çok savunmasız şekilde maruz kaldık bu olaylara. Zaten Hilton’da gördüğümüz gibi hazırlıklı olsaydık da suç sayılacaktı. Çoğu gün personel gelemediği için açamadık. Zararımıza gelirsek... Başlangıçta iki işletmeydik ancak iki sene önce düşen işlerimizden sonra meydandaki yerimizi devretmek zorunda kalmıştık. Asıl zararı o zaman yaşadık. Müşterilerimizin altından masa sandalye alınma anılarının yanında gaz anıları da var artık. Hangi insan kötü hatıralarına geri döner bilmiyorum. Mağduriyetimizin sebebi yaratılan genel korku.

Yabancı müşterilere izah etmek zordu...

Savaş Başkurt, Zencefil: Olayların patladığı ilk gün olan 31 Mayıs Cuma günü içeride müşterilerimiz vardı. Üst katımız ofis olduğu için gün boyu yakından takip ediyorduk olayları fakat bu derece sertleşeceğini düşünmemiştik. Bizim mekânımıza sık gelenler bilir, çoğunlukla yabancıdır müşterilerimiz. En büyük sorunu da bu yüzden yaşadık çünkü onlara durumu o an izah edemedik. Bu kadar bomba ve polisi görünce göstericilerin ne yaptıklarını ve neden bu kadar olay olduğunu soruyorlardı. Günler geçtikçe temkinli bir şekilde işe gelmeye başladık. Aslında komik, işyerimize gaz maskesiyle geliyorduk. TOMA ilk kez sokağa geldiğinde ofisteydik. İki genç çocuk vardı TOMA’dan saklanan. Göz göze geldik, onlar sokakta biz ofisteydik, korkuyla birbirimize bakıyorduk, göz temasıyla anlaşıp o genç çocuklara yardım ettik. Mekânımızdaki hiç tanımadığımız insanlarla 10 dakikada kaynaştık, durum değerlendirmeleri yapıyorduk. Beş gün kapalı kalmak zorunda kaldık çünkü çoğu çalışanımızın ulaşımı mümkün değildi. İnsanlar doğal olarak korkuyordu. İnsanların Beyoğlu’na gelmeleri için artık bir sebebi olması gerekiyor, çünkü korkuyorlar.

Müşterilerimizle içeri saklandık

Olcay Çapan, Bezgin: Direniş ve eylemler boyunca 1 Haziran günü mekânımızı kapattık ve hep beraber yürüyüşe gittik. Olaylar bizim olduğumuz yere vardığında tüm müşterilerimizi içeri alıp kepenkleri indirdik, hep beraber içeri saklanmak zorunda kalmıştık. Eylemler süresince dükkânıma sığınan hiç kimseden herhangi bir zarar görmedim. Belediye gerçekten samimiyse esnafın zararını karşılamak konusunda, yeni çıkan alkol yasasıyla ilgili Beyoğlu çevresindeki işgaliye yasağını kaldırsın. Taksim polis tarafından ablukaya alındığı ve giriş çıkışlar kapalı olduğu için dükkânımızı açamadığımız günler oldu. Mağdur olana, eziyet edilene yardım etmek gerekir. Ben de insanlık görevimi yerine getirdim çoğu vatandaş gibi. 

Biber gazını, bira tüpleriyle dışarı atıyorduk 

Ayşenur Özdemir, Sokak Bar
Mekâna doğru kaçışan insanları almak zorundasınız, bu insani bir görev. Gazdan etkilenmemek için önce kapıları kapattık. Çok şanslı bir mekândık çünkü doktor müşterilerimiz vardı, astımlı hastalara yardım ettiler. Direniş boyunca açıktım. Gaz bombalarının yanında plastik mermiyle müdahaleler de oldu, bir çalışanımıza isabet etti hatta. Elimizden gelen her şeyi yapmaya çalıştık, önceleri deneyimsizdik ama günler geçtikçe nasıl kendimizi koruyabileceğimizi öğrendik hatta 12’nci gün bira tüplerinin yardımıyla içerideki biber gazını dışarı atabileceğimizi fark ettik. Hiç kapatmadığımız bir gün de vardı, iki genç çok kötü durumdaydı, sabaha kadar başlarında bekledik. Kendi sokağım adına konuşursam hiçbir tahribat yaşamadık, hiçbir şeyime zarar gelmedi. Tabii ki ticari kaybım oldu ama hiçbir önemi yok benim için. Karşılanacak bir zarar varsa da bunun devlet tarafından yapılması gerekir. O günlerde iş yapmaktan çok can kurtarma derdindeydik.

Vicdani reflekslerle hareket ettik

Tarkan Konar, Muaf: Direniş sırasında vicdani reflekslerle hareket ettiğimizden, iş yapıp yapmamaktan daha çok insanlara bir şey olmasın diye düşünüyorduk. Yerimiz İstiklal’in hemen başında, müdahalenin sert bir şekilde uygulandığı alanda bulunduğu için çok fazla gaz bombası atıldı. Sokağın kendisi zaten revir halindeydi. İnsanları dışarıda bırakmaya hakkımız yok diye düşündük, insanların güvenebileceği bir yer olmak istedik. Gerek eylemci gerek emniyet tarafı olsun, esnafı basın üzerinden kendilerinden taraf göstermek istediler. Biz genel olarak taraf olmaktan çok, sorunlarımızla ilgilenilsin istiyoruz. En azından masa ve sandalyeye tolerans gösterilsin yaz sonuna kadar. Maddi olarak kaybımız elbette var ama manevi olarak herkes çok daha fazla yıprandı. Yerel yönetim tarafından Beyoğlu’nun doğru anlaşılamadığını düşünüyorum. Bu olaylarda da bunun çok etkisi var. Parka AVM yapmak, meydanda düzenleme yapıp ulaşımı engellemek, bir de kapı önünde masa sandalye olmasın... Beyoğlu insanların kendilerini özgür hissettikleri bir yer, toplumun safrasıdır.

Sadece iki gün yardım edebildik

Tuncay Tunalı, Hayal Kahvesi: 31 Mayıs ve son Gezi müdahalesinde, yani iki gün destek verebildik. Personelimiz olmadığı için mekânımızı diğer günler açamadık. Çevik Kuvvet sokağımızda konuşlandığı için mekânımıza girip çıkmak riskliydi. Yan tarafımız revire dönüştürülen Makine Mühendisleri Odası olduğu için onlara elimizden ne geliyorsa yardımcı olmaya çalıştık. Herkes korku ve panik içindeydi, sürekli olaylarla ilgili telefon trafiği vardı. Son müdahale günü sabaha kadar açık kaldık, olaylar dindiğinde herkesle beraber mekânı terk ettik. Hiçbir maddi hasar görmedik, 20 günlük iş kaybımız var ancak asla bundan dolayı da şikâyetçi değiliz.

Böyle günde ticari kaygı olmaz tabii ki...

Gül Adıyaman, Roxy Bar: 31 Mayıs akşamı uluslararası bir festivale ev sahipliği yapacaktık. Fakat olaylar karşısında duyarsız kalamazdık. İlk günden 31 Mayıs ve sonrasındaki etkinliklerimizi iptal ettik. Roxy’nin yanındaki diğer mekânımız Yan Gastrobar eylem süresince açık kaldı. İşletmelerimiz, olayların en yoğun yaşandığı sokaklardan birinde. Böyle bir günde ticari bir kaygı tabii ki olamaz; yardıma ihtiyaç duyanların ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık. Bazı günler, yoğun gaz kokusu sebebiyle mekânda da durulmuyordu, kapatmak zorunda kaldık. İşletmelerimizi açamamış olmamız ciddi ciro kaybına neden oldu. Fakat kapımıza gelen gaz bombaları dışında fiziki zarara uğradığımızı söyleyemeyiz, ki maneviyatı bu kadar güçlü olan bir direniş karşısında, maddi zararın önemi kalmıyor. Yirmi yıldır sokaklardaki hayatın yaşanır olması için bütün ruhuyla çalışmış bir kulüp olarak ‘olaylar’ bizi çok etkiledi. Demek ki insanlar hayatlarına, sokaklarına sahip çıkıyorlar. Şimdi yeni bir ruhla programlar yapacağız şehir için.