BİFO, orkestraların Şampiyonlar Ligi'ne hazır

BİFO, orkestraların Şampiyonlar Ligi'ne hazır
BİFO, orkestraların Şampiyonlar Ligi'ne hazır

Sascha Goetzberg, BİFO nun şefi olarak müziğin Everest Dağı na tırmanmak istediklerini söylüyor.

İş Sanat, sezonun ilk konserinde karizmatik şef Sascha Goetzel'in yönetiminde Borusan Filarmoni'yi ağırlıyor. Konsere piyanist Emre Şen'le beraber çıkacak şef, orkestrayı büyük bir spor takımına benzetiyor

İş Sanat’ın geleneksel açılış konserinde piyanist Emre Şen ile birlikte sahnede olacaksınız. Neler söylemek istersiniz?
İş Sanat’ın konser serileri, Türkiye ’deki klasik müzik serilerinin en prestijli olanlarından biri. İş Sanat’ın bu sezonunu da Borusan Filarmoni Orkestrası ile açmak benim için büyük bir onur. Emre Şen ile birlikte performans sergileyeceğim için de son derece mutluyum. 

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın önümüzdeki projeleri nelerdir? Bu sezon BİFO’dan neler bekliyoruz?
BİFO 2012/13 sezonunu 16 Ekim’de Carmina Burana ile gerçekleştirdiği muhteşem bir konserle açtı. Bu sezonda yine öne çıkan birliktelikler var. Bunlardan biri, Mahler’in 3’üncü Senfonis’ini seslendirecek olan Santa Cecilia korosu, 21 Şubat’ta İstanbul’da. Bunun dışında yine R. Strauss’un ‘Salome’sini 28 Mart’ta yorumlayacağız. Ayrıca 10 Ocak’ta da geleneksel ‘Yeni Yıl Konseri’miz olacak. Ortaklaşa düzenlediğimiz serilerimizde de yine Thomas Hampson, Victoria Mullowa ve İsabelle van Keulen gibi uluslararası alanda en önemli sanatçıları ağırlayacağız. Bu sezonda Pekinel kardeşler ile birlikte ‘BİFO Genç Müzisyenler Konserleri’ gibi özel bazı projeler de gerçekleştireceğiz. Son yıllarda BİFO yerel bir orkestra olmaktan çıkıp uluslararası platformda alkışlanan bir oluşum halini aldı. Bizim ikinci CD’miz olan ‘Music From The Machine Age’ uluslararası basında daha önce hiçbir Türk orkestrasının almadığı kadar çok iyi yorumlar aldı. 


BİFO’yu yönetmeye başladığınız 2009 yılından beri sizce orkestrada ne gibi değişiklikler oldu?
Ben bir orkestrayı büyük bir spor takımına benzetiyorum. Bireylerin başarısı tüm takımın başarısını belirliyor. BİFO olarak biz, orkestraların Şampiyonlar Ligi’ne katılmak üzereyiz. Rekabet giderek zorlaşıyor fakat bizim amacımız en iyi uluslararası orkestralar arasında daimi, kalıcı ve elit bir yer edinmek. Ben BİFO’nun şefi olarak göreve başladığımda biz klasik müziğin Everest Dağı’na tırmanmak istedik. CD’lerimizle olsun, Salzburg Müzik Festivali’ndeki performansımızla olsun, İstanbul’daki özel konser programlarımızla olsun, biz bu tırmanışta 1, 2 ve 3 numaralı temel kampları oluşturduk. Bu sezondan itibaren de temel kampları geride bırakıp çok yükseklere ulaşmaya başlayacağız. 

BİFO’nun son albümü ‘Music from the Machine Age’den biraz bahsedebilir miyiz?
Albüm, 1918’den 2’nci Dünya Savaşı’na kadar olan bestelerden oluşuyor. Yani Sanayi Devrimi’nin zirve yaptığı ve maalesef ki Hiroşima ve Nagazaki facialarının gerçekleştiği dönem. Sanayi Devrimi’nin zirvesi keşif ve inovasyon yaratıcılığını ateşleyen kıvılcımın eritildiği, etkileyici deneylemenin baskın olduğu bir dönemdi. Besteciler klasik, romantik ve avangard ya da modernizm gibi tamamıyla yeni formatları denediler. Zor bir dönem olmasına rağmen, artistik yöndeki yaratıcılık çabası hiçbir yerde İstanbul’daki kadar çok değildi. Dinleyici daha önce hiç böyle düz ve büyük bir tabakta, 7 gün 24 saat istediğini seçebileceği bir sanat çeşitliliği görmemişti. 20’nci yüz yılın başlarında Viyana, Paris ve Berlin klasik müzikte yaratıcılığın sınırlarının zorlandığı başkentlerdi. 21’inci yüzyılın başlarında ise Avrupa’nın sanat, müzik, edebiyat ve felsefe alanındaki fikir araştırmaları için yüzünü Doğu’ya çevirdiğini görmek mümkün. O dönemde yeni kimliklerin ve yeni fikirlerin Doğu’dan çıkmaya başladığını görüyoruz. Biz de İstanbul ve BİFO olarak bu yükselişinin tam ortasında yer aldığımız için gurur duyuyoruz.