Bigelow: Amacımız dünyayı en büyük insan avına katmaktı

Bigelow: Amacımız dünyayı en büyük insan avına katmaktı
Bigelow: Amacımız dünyayı en büyük insan avına katmaktı
'İşkenceyi meşrulaştırdığı' gerekçesiyle tartışmaların hedefinde olan 'Zero Dark Thirty'nin yönetmeni Kathyrn Bigelow, "Biz sadece olanları ileten gazetecileriz" diyor

En İyi Film dahil 5 dalda Oscar Adayı olan ‘Zero Dark Thirty’ bu cuma Türkiye ’de de vizyona giriyor. Usame Bin Ladin’in yakalanış sürecini anlatan ve ‘işkence meşrulaştırdığı’ tartışmalarına konu olan film Amerika’da çıkış yaptığı hafta birinci olmayı başarmıştı. Filmin ‘The Hurt Locker’ ile Oscar Ödülünü kucaklayan ikilisi Kathyrn Bigelow (yönetmen) ve Mark Boal (yazar) yine birlikler ve bu sefer eleştirilerin tam ortasındalar. Kathyrn Bigelow ve Mark Boal filmin politik yönlerini yok saydılar. “Biz sadece olanları ileten gazetecileriz. Yaptığımız şey filme neredeyse gazeteci yaklaşımı ile bakmaya çalışmak oldu.” açıklamalarında bulunuyorlar.

‘Zero Dark Thirty’ ile çok ciddi bir konuyu işlediniz. Hassas ve yakın zamanın olayını konu alan bir filmi yaparken süreç içinde neler deneyimlediniz?
KB: Bence hassas olması ve yakın zamanda gerçekleşmiş olması çok heyecan verici yapan şeylerden biri. Bu kadar yakın zamanda gerçekleşmiş bir olayın senaryosunu yazmak ve çekmek yanında aciliyeti ve kronolojik zamanın önemini getiriyor. Hikâyenin sanki bizden önce yayıldığını hissettik. Baskın sahnesini çekerken bir an durdum ve etrafıma baktım, 1 Mayıs 2012’ydi. Ben ve ekip olayın üstünden sadece bir yıl geçtiğini fark ettik. Bu da hikâyenin sanki gerçek zamanla aynı anda oluştuğu hissini yarattı.

Usame Bin Ladin’in ölümü her şeyi değiştirmeden önce ikinizde buna benzer başka bir proje üstünde çalışıyordunuz. Bin Ladin’in ölüm haberi çalıştığınız projeyi nasıl değiştirdi ve yazılmış hikâyenin ne kadarını değiştirdiniz?
MB: Bu konu üstünde neredeyse 5-6 yıldır çalışıyorduk ve Bin Ladin öldürüldü ve biz de hikâyeyi bunu yansıtacak şekilde değiştirdik. Bizim yapmak istediğimiz şey istihbarat operasyonunun iç yüzünü seyirciye geçirmeye çalışmaktı. Böylece bir CIA ajanı olmak nasıl bir şey onu görebilecektiniz ya da Özel Tim üyesi olmanın nasıl bir şey olduğunu. Herkesin hayatına farklı şekillerde dokunmuş bir hikâyeyi seyirciye ulaştırmayı umduk.

Filmin son halini hayal etmek için neler yaptınız? Bu sürecin en zor tarafı neydi?
KB: Zor olan kısmı heyecan verici bir zorluk olmasıydı ve bunlardan biride erkeklere ve toplum içinde ki kadınlara karşı sorumlu olmak. Seyircinin bu inanılmaz yolculuğu izlerken olabildiğince çok gerçek hissetmesi ve Dünya ’nın en büyük insan avına dâhil olmalarını sağlamak.

Haber yayınlandığında neredeydiniz? Tepkiniz nasıldı?
MB: Çok ilginç şekilde ofiste çalışıyorduk. Tabii ki tepkimiz çok duygusaldı…