Bilgisayar karşısında her hareketimiz yanlış

Bilgisayar karşısında her hareketimiz yanlış
Bilgisayar karşısında her hareketimiz yanlış
New York'ta yaşayan Red Dot ödüllü endüstriyel tasarımcı Meşve Vardar'a göre vücut sağlığını korumak için ofislerde ya da evde bilgisayar karşısında kişiye özel masa ve sandalyeler gerekiyor.
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Giyim kuşamdan ev eşyasına, otomobilden tıbbi malzemelere tasarım hayatın her alanında bizimle. Bir zamanlar tasarımda taklitten öteye geçemezken bugün dünyanın birçok ülkesinde yenilikçi projelere imza atan Türkiyeli tasarımcılar da var. Bu isimlerden biri de Meşve Vardar. Meşve Vardar, Robert Koleji bitirdikten sonra New York’ta sanat tarihi, resim ve Fransızca okumuş. Museum of Modern Art/ MoMA’nın mimarlık ve tasarım bölümünde staj yaparken tasarımcı olmaya karar vermiş. Ve Pratt Institute’te endüstriyel tasarım yüksek lisansı yapmış. Mezun olduktan sonra mühendislik ağırlıklı tasarımlar, en çok da ergonomik ofis sandalyeleri yapan Humanscale adlı bir şirkette çalışmaya başlamış. Altı yıldır da çalışmalarını bu şirkette sürdürüyor. Vardar bir hastane için yaptığı, göz hizasında çalışmayı sağlayan T 7 Mobil Teknology Cart ile Alman Red Dot ödülüne layık görüldü. Ödülünü Temmuzda alıyor. Meşve Vardar’la İstanbul ’a geldiğinde buluşup bu ilginç sistemi ve endüstriyel tasarımdaki insan ergonomisini yakından ilgilendiren son gelişmeleri konuştuk: 

Meşve, hastanelerde kullanılmak üzere hazırladığın ‘monitör arm’ denilen ürünün ne işe yaradığını anlatır mısın? 

ABD’de hastanelerde bu yıldan itibaren kâğıt kalem kullanılmamaya başlandı. Hiçbir sağlık görevlisi hastanın hiçbir bilgisini kâğıda yazmıyor. Her şey elektronik olmak zorunda. Böyle olunca hastaneler inanılmaz çok bilgisayar almaya başladı. Ama birçok hastanenin altyapısında bu kadar bilgisayarı koyacak yer yok. Son bir kaç senedir mobil üniteler çıktı. 

Nasıl bir sistem bu? 

İki seçenek; ya duvara monte edilenler ya da benim tasarladığım gibi mobil üniteler var. Bir hemşire bir üniteyle dört odaya girip çıkabiliyor. 

Böyle bir sistem daha önce başkaları tarafından yapılmamış mıydı? 

Yok vardı, bizim şirket de yapmıştı ve bir süredir de hastanelerde kullanılıyor.

Senin ödül getiren katkın ne oldu? 
Önce New York’ta bulabildiğim her hastaneye gittim. Hemşireleri takip ederek nasıl kullandıklarını anlamaya çalıştım. Bütün üniteler genelde manuel biçimde inip kalkıyor. Ayakta da oturarak da kullanıyor. Ama ayakta kullanıldığında fark ettim ki farklı boya sahip kullanıcılar kendilerine göre nasıl ayarlamaları gerektiğini bilmiyor. Ofislerde sürekli bilgisayar kullananlarda ‘Karpel tünel’ sendromu, boyun tutulması gibi birtakım rahatsızlıklar çıkıyor.
Bir ekran geliştirdim. Hemşire geldiğinde sadece boyunun ölçüsünü yazıyor ve ayakta durmak ya da oturmak istiyorum diyerek ekranda seçimi yapıyor. Kendi boyunu yazdığında ergonomik dataya göre dirseğinin nerde olduğunu bildiğimiz zaman kolu en rahat nerde durmalı, gözü nereye bakmalı, düğmeye basınca hepsi otomatik çıkıyor.
Ve araba kendini ayarlıyor. Üzerine yük binmiyor. En sağlıklı şekilde çalışıyor. Hastanede gezdirmeleri gereken ürün yaklaşık 50 kilo kadar. Onu itmek de zor. Dolayısıyla ona da beşinci bir tekerlek yaptık tam ortasına. O sadece sabit duruyor. Dördü her yöne dönebilirken. Ortadaki sabit duruyor döndürdüğünüz zaman hızı da o yöne alıp hiçbir ağırlık binmeden insan vücuduna küçük parmakla döndürülecek hale geldi. 

Bu sistem gerçekten de sadece hastane çalışanlarının sağlığı için mi acaba? 

Eskiden bu aletleri odalara sokup çıkarmak zor olduğu için hastanın odalarına girip orada yazmaları lazımdı, raporlarını akıllarında tutup koridora gelip öyle yazıyorlardı. Her şeyin elektronik olmasının bir sebebi de ne kadar çok hata yapıldığının fark edilmesi. Bu hataları önlemek için her şey bilgisayarda olsun, hastanın önünde yazılsın diye tabii ki. 

Süpermarket arabaları için de böyle bir sistem geliştirmeli... 

Aynen süpermarketten ağır su alır arabaya koyarsınız, dönüş yapmaya çalışırken o ağırlığı hisseder siz de vücudunuzu bükersiniz. O da insanın belini çok yorar. 

Biz gazetecilerin de neredeyse tüm günü ekran karşısında oturarak geçiyor, oturma ve ekran karşısında yaptığımız hatalar neler, bu konuda da araştırmalar var mı? Sanıyorum ki yaptığımız her şey yanlış... 

Evet, aslında hepsinin bir ayarı var. Standart masa yüksekliği zaten başlı başına yanlış. Masanın yüksekliği genel olarak Türkiye ’de nasıl bilmiyorum ama Amerika’da 1.76 boyunda bir erkeğe tekabül ediyor. Öyle olunca da dizüstü bilgisayarımızı masanın üzerine koyup çalışmaya başladığımızda omuzlarımızı yerinden çıkardığımız için boynumuzu kullanmaya başlıyoruz o kaslar geriliyor.
Aslında kolumuzun dirsek kıvrımında durması gerekiyor. Bilgisayar monitörünün de göz hizasında olması gerekiyor. İnsanın gözü normalde dümdüz karşıya bakar. Yirmi derecelik bir açısı var. Öne eğdiğimiz zaman boynun arkasındaki kaslar tutuluyor. Boyun, baş ağrıları oradan geliyor. 

Ofis sandalyeleri de çok önemli, onlara da yanlış mı oturuyoruz ? 

Evet, insanın yere ayağını düz basması yani bütün açılarının 90 derece olması gerekiyor. İskemle ne alçak ne de yüksek olacak. 

Ayarlanan masa da gerekli o zaman? 

Evet, ayarlanabilir masalar da tasarlıyoruz. Onun elektrikli versiyonları vardı ancak ağır geliyordu. Şimdi bir düğmeyle ayarlanabilen bir sistem geliştirdik. Zaten insan sağlığı için oturmak da çok yanlış. Bu konuda ABD’de yapılan araştırmalar, insanların her gün sabah kalkıp bir saat spor yapsa bile eğer bir ofiste 8-10 saat oturuyorsa sabah yapılan sporun hiçbir yararı olmadığını söylüyor. Hareketsizlik kalp gibi birçok hastalığa neden oluyor. Tavsiye edilen bir saatte 10 dakika ayağa kalkarak kasları harekete geçirmek. Ofisleri tasarlarken artık printer’ları, kahve makinelerini en uzak noktalara koyuyorlar. İnsan ergonomiyi öğrendikçe ne kadar önemli olduğunu anlıyor.