Bilinmeyen akrabalıklar

Bilinmeyen akrabalıklar
Bilinmeyen akrabalıklar
Haber: SERDAR KÖKÇEOĞLU / Arşivi

İrlandalı sinema yazarı Mark Cousins’in on beş saatlik belgeseli ‘Sinemanın Hikayesi’ ülkemizde de yayımlandı geçen günlerde. Süresine rağmen film festivallerinde gösterilen; eleştirmenlerin listelerine tepeden giren bu önemli yapım sinema tarihine yeni bir gözle bakmayı deniyor. Dünya sinema tarihini Batı sinemasının tarihi olmaktan çıkarıyor ve sinemanın ‘büyüme’ hikâyesine Çin, Hindistan ve Afrika gibi ülkelerden önemli örnekler ekliyor.
Kalan Müzik imzalı ‘Itrî & Bach’ albümü de benzer bir amaçla yola çıkmış ve müziğin uzun hikâyesinde iki farklı müzisyenin henüz kitaplarda olmayan akrabalığını gözler önüne sermiş. İki müzisyenden Bach, klasik Batı müziğiyle anılan bir büyük besteci; Itrî ise klasik Türk müziğinin gizemli devi. Aynı yüzyılda farklı coğrafyalarda yaşayan bu iki bestecinin müzik anlayışı ve hayata bakış anlamında akrabalıklar içerdiğini fark eden birkaç değerli müzik adamı onları tanbur, duduk ve viyolonseli uyum içinde kullanarak kimyaya sokuyor. Dinlerken Itrî’de Bach, Bach’ta Itrî tadı alıyorsunuz, müzik sona erip yerini sessizliğe bıraktığında ise kulaklarda kalan duygu aynı.
Yakın dönemde farklı raflara çıkan ‘Sinemanın Hikâyesi’ ile ‘Itrî & Bach’ albümü, geçmişin sanatını değerlendirmek için geniş çerçeveden bakmanın önemini ortaya koyuyor. Resmin geneline bakmak, bilinmeyen akrabalıklar ve gölgede kalmış isimler keşfetmeye yardımcı oluyor. Şüphesiz sanat tarihine yeni bir gözle bakmak ve geçmişi farklı bir gözle değerlendirmek en az yeni olanı yaratmak kadar önemli.


    ETİKETLER:

    Sinema

    ,

    Dünya

    ,

    Hindistan

    ,

    Afrika

    ,

    sanat

    ,

    Çin

    ,

    Müzik

    ,

    klasik

    ,

    film

    ,

    batı