Bin Ladin'i oğlu Ömer anlatıyor

Bin Ladin'i oğlu Ömer anlatıyor
Bin Ladin'i oğlu Ömer anlatıyor

Ömer, 2007?de bir oğlu olduğu ilk eşiyle evliyken 51 yaşındaki İngiliz büyükanne Jane Felix-Browne?a âşık olup onunla evlenmişti.

LONDRA - 11 Eylül saldırılarının üstünden sekiz yıl geçti; saldırılar, Usame bin Ladin ve El Kaide üzerine çok şey yazılıp çizildi ancak daha önce bin Ladin ailesinin bakış açısından yazılan bir şey olmamıştı. Usame bin Ladin’in dördüncü oğlu Ömer ve ilk eşi Necva’nın birlikte kaleme aldığı kitap ‘Growing Up Bin Ladin’ (Bin Ladin Olarak Büyümek), Bin Ladin’in özel yaşamına dair bilgiler içeriyor.
Ömer bin Ladin kitapta, babasının büyük bir terör saldırısı düzenlediği konusunda bilgisi olmadığında ısrarlı. Bir gün, büyükannesinin Cidde’deki evinde yarı uyur yarı uyanık haldeyken amcasının “Çabuk gel!” diye seslendiğini, sonra da “Babanın ne yaptığını gör, hepimizin hayatını mahvetti!” dediğini hatırlıyor. O zaman 20’sinde olan Ömer, görüntülerin babasıyla ilgisi olduğuna inanamamış: “Onun Amerika’ya ölüm ve kaos getirmekten sorumlu olması imkânsız geliyordu. Bunu ancak başka bir süper güç organize edebilirdi.”
Ömer, babasını disiplinli ve onları sık sık döven biri olarak tanımlıyor. Babasının kendilerini küçük yaştan itibaren meşakkatli çöl keşif seyahatlerine çıkardığını, onları Kalaşnikoflarla donattığını ve ilkgençlik yıllarından beri intihar bombacısı olmak üzere imza vermelerini istediğinden bahsediyor. Ömer babasının okulda geçirdiği kazadan dolayı sağ gözünün kör olduğunu ve tekrarlayan sıtma nöbetleri geçirdiğini de anlatıyor.
Şimdi 51 yaşında olan Necva bin Ladin ise Sudan’da sürgünde 11 çocuğunu büyütmenin nasıl bir şey olduğundan bahsediyor. Şu anda Suriye’de yaşayan Necva, 11 Eylül’den birkaç gün önce Afganistan’dan kaçmış, geride bıratığı çocuklarının sağ olup olmadığınıysa bilmiyor. 17 yaşındaki kuzeni Usame’yle evlendiğinde 15 yaşında olan Necva  hâlâ kocasını eleştirmeyiyse hâlâ reddediyor: “Bütün korkunç olaylarla ilgili ancak anne yüreğiyle hissedebilirim. Ben sadece kendi çocuklarım için değil, her annenin kaybettiği çocuk için üzülüyorum.” (The Daily Mail)