Bir 30 yaş albümü!

Bir 30 yaş albümü!
Bir 30 yaş albümü!

Kim Ki o, Berna Göl (solda) ve Ekin Sanaç tan mürekkep.

İstanbul indie sahnesinin gururu Kim Ki O ile dördüncü albümleri 'Grounds'u konuştuk.
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

İstanbul indie sahnesinin gururu Kim Ki O, dördüncü albümü ‘Grounds’u, Paris menşeli Lentonia Records etiketiyle yayımladı. Bu akşam Kadıköy Karga’da gerçekleşecek konserleri öncesi, Ekin Sanaç ve Berna Göl’den mürekkep Kim Ki O ile buluştuk; kartondan kapak hazırladıkları ilk albümleriyle başlayıp Hollanda ve Fransa’ya uğrayan müzik maceralarını ve ‘hayatın ortasında kalakalma’nın şekillendirdiği dördüncü albümlerini konuştuk.
Kendi ellerinizle kartondan kesip hazırlayıp tek tek dinleyicilerinize gönderdiğiniz ilk albümünüzle başlayan hikâyeniz, Paris menşeli Lentonia Records etiketiyle yayımlanan ve kapak tasarımı İsveçli The Radio Dept.’in solisti Johan

Duncanson’a ait olan dördüncü albümünüz ‘Grounds’a kadar vardı. Nasıl geldiniz bu noktaya?

Berna Göl: Aslında bağımsız olma durumu pek değişmedi. Biz insanlarla birlikte çalışıyoruz gibi bakıyoruz olaya. Zaten işin ekonomik işleyişi de bilinen şekilde değil, mesela parçaların haklarını satın almıyorlar. Bir kâr varsa ortada, o ikiye bölünüyor. Olabilecek en bağımsız anlaşma yani. Bir önceki albüm ‘Dans’ da Hollandalı Enfant Terrible etiketiyle basılmıştı. Onda da durum aynıydı. Yani ilk günden beri bizim çalışma şeklimiz değişmedi aslında, sadece insanlarla birlikte çalışmaya başladık.

Lentonia Records ile yollarınız nasıl kesişti peki?

Ekin Sanaç: Onlar bizi geçen sene bu zamanlar, kendi albümleri çıkarken, albümün lansman partisine alt grup olarak çağırdılar Paris’e. Hiç tanışmıyorduk, Fransa’da dijital bir mecradan bizim bir şarkımızı dinlemiş ve sevmişler. E-mail yoluyla iletişim kurduk. Konsere gittiğimizde de sohbet arasında, yeni albümümüzü kaydettiğimizi ama nereden yayımlayacağımızı bilmediğimizi söyledik. Türkiye ’ye dönünce albümü onlara göndermemizi istediler. Sonra da çok beğendiklerini ve basmak istediklerini söylediler.

Olaylar böyle gelişmeseydi, hâlâ kendi elleriyle albüm hazırlıyor olur muydu Kim Ki O?

Berna Göl: Bu aslında bizim de üzerine çok düşündüğümüz bir konu. Biz başlarken, sadece bu işi çok fazla yapmak isteyerek başladık. Hayatta yapmak istediğimiz tek şey müzikti ve uzun bir süre yapmak isteyip yapamamıştık! O yüzden şimdi enerjimiz tükenmiyor bence.
Ekin Sanaç: Bir de her zaman yaptığımız işi çok ciddiye aldık. Mesela 2007’de ilk demomuzu kaydettiğimiz zaman, albümle birlikte satılsın diye kendimiz boyayıp tişört yapmıştık! Ne kadar heyecanlı olduğumuz oradan belli, daha ilk demodan ne tişörtü yani? (Gülüyorlar)

Bildiğim kadarıyla, ikiniz de hâlâ para kazanmak için başka işler yapmak zorundasınız. Bu motivasyonunuzu kırıyor mu zaman zaman? Bir müzisyen için, kendine vakit ayıramayınca işler çok zorlaşmıyor mu?

Berna Göl: Evet, gündüz öğretmen gece taksici gibi hissediyoruz bazen. Sadece geceleri müzik yapabiliyoruz çoğu zaman.
Ekin Sanaç: Aslında bence başka şeyler yapmak bizi besliyor, tetikliyor.
Berna Göl: Özellikle son albüm ‘Grounds’un sözlerini gündüz işlerimiz olmasa yazamazdık diye düşünüyorum. Sivil hayat ortasında kalakalmak şekillendiriyor bizi. Bunun verdiği bir ‘şikâyet etme hakkı’ görüyoruz belki de kendimizde.

‘Grounds’ için ‘bir 30 yaş albümü’ diyorsunuz.

Ekin Sanaç: İkimiz de 30’uz. Aramızda 30 yaş geyiği çevirirken, arkadaşımız Aylin (Güngör), “30 yaşına gelince, o güne kadar neyin ne olduğunu merak ettiğin şeyler bir anda anlamlanıyor kafanda” demişti. Çok hoşumuza gitmişti bizim de.
Berna Göl: Bir de hani o 20 yaş sendromları, ‘30’a gelince ne yapacağım’, ‘3’le başlıyor!’ hezeyanları filan anlamsızlaşıyor bir anda, “Bir dakika ya, hiç de bir şey yokmuş 30 olmakta” diyorsunuz.
Ekin Sanaç: Yaşadığımız şartlarla, bulunduğumuz yerle alakalı meselelerimizi anlattığımız bir albüm oldu ‘Grounds’. Daha önceki albümlerden farklı olarak, kendimizi daha iyi ifade ettiğimizi düşünüyoruz bu albümde. Bu yarı bilinçli yarı da...

Yarı da 30’un getirdiği bir şey mi?

Ekin Sanaç: Evet, iyi bağladık. (Gülüyorlar)

Uzun zamandır İstanbul indie müzik sahnesinin içindesiniz. Pek benzerinizin bulunmadığı o ilk dönemlerde, bugün için öngörüleriniz nelerdi?

Berna Göl: Kesinlikle çok başka bir yerde yaşayacağımızı düşünüyorduk. Acayip bir üretimin olacağını, birçok grubun üreyeceğini, mesela daha çok kadının müzik yapacağını öngörüyorduk. Ama şu an hiç de öyle olmadığını görüp üzülüyoruz.

O zamandan bu zamana nelerin değiştiğini gözlemlediniz?

Berna Göl: Bir kere artık bir müziğe odaklanma süresi çok düşük. Bozana kadar kaset dinlediğimiz günlerden, bir şarkıyı sonuna kadar dinlemediğimiz günlere geldik. Bir de mesela 2007’de çalarken, drum machine ile çalmamızı yadırgıyordu insanlar. Davulcu bulamadığımız için drum machine kullandığımızı filan düşünüyorlardı. Şimdi artık böyle bir şey yok, monoton müziğin de bir tarz olduğunu kavrayabiliyor insanlar. Bu elbette müziğe ulaşımın kolaylaşmasının getirisi.

Kim Ki O’nun yurtdışında birçok kontağı var. İngilizce sözler yazsak yurtdışında alır yürürüz diye düşündünüz mü hiç?

Berna Göl: Bizim büyürken dinlediğimiz müzikler, artık neredeyse ‘ayıp’ derecesinde İngilizceydi. Hiç Türkçe müzik dinlemedik. Bu yüzden Türkçe söz yazınca kendimize farklı bir alan tanımış gibi olduk. Daha yaratıcı bir şey yapıyormuşuz gibi geldi.
Ekin Sanaç: İngilizcede de bu durumu kırabilirsek, onu da yapabiliriz bir gün, neden olmasın?