Bir ağaç öldü...

Bir ağaç öldü...
Bir ağaç öldü...
Genco Erkal 'Yaşamaya Dair-Bursa Cezaevi'nden Mektuplar'da zamanın ruhunun nabzını hep doğru tuttuğunun dışında, nasıl büyük bir dramaturgi ve kurgu ustası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Sanki bir kehanetti...30 Mayıs akşamı, Eminönü’nde Dostlar Tiyatrosu’nun yeni mekânı, eskiliği, gerçekliği ve atmosferiyle muhteşem Ali Paşa Hanı’nda “Yaşa dünyada babanın eviymiş gibi” diye haykırırken Genco Erkal, hanın tepesinden Galata Köprüsü’nün öbür tarafına doğru doğru bütün gençleri çağırır gibi “Mehmeet Mehmeet/Karşıyaka Memleket/Sesleniyorum Varna’dan/İşitiyor musun Mehmeet?” diye bağırırken... Sanki bir kehanetti; biz duyduk, Nâzım’ın ruhu duydu, Gezi Parkı duydu, herkes duydu. “Bir ağaç öldü, bir millet uyandı”. Dostlar Tiyatrosu’nun yeni oyunu, Nazım Hikmet’in şiirlerinden ve çoğunlukla Bursa Cezaevi’nden eşi Piraye’ye yazdığı mektuplardan Genco Erkal’ın derlediği ‘Yaşamaya Dair’. Tarz ve doku olarak, geçen sezonki ‘Ben, Bertolt Brecht’e benziyor oyun; tarihe mal olmuş politik ve edebi bir kişiliğin biyografisi ve eserleri müzikli ve şarkılı bir biçimde, çok çekici bir dramaturgiyle kurgulanmış ve iki oyuncu, Genco Erkal ve Tülay Günal tarafından sahneleniyor.
Genco Erkal ‘Yaşamaya Dair’de zamanın ruhunun nabzını hep doğru tuttuğunun dışında, nasıl büyük bir dramaturgi ve kurgu ustası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor: Binlerce şiir ve mektup arasından, birbiriyle, anlatımla ve kronolojiyle örtüşen, çekici ve bir perdelik bir zaman dilimine sığan müthiş bir seçme/kurgulama yapmış. ‘Ben Bertolt Brecht’te hem Erkal’a çok uygun bir sahne eşi olarak hem de kendi başına gözümüzü kamaştıran Tülay Günal burada da şarkıcılığı ve oyunculuğuyla döktürüyor. Genco Erkal inanılmaz enerjisi, çevikliği, duygu yoğunluğu ve her zamanki karizmasıyla keza öyle. Ali Paşa Hanı’nın atmosferik dokusunu kendine ana dekor olarak kullanan oyun, kız çocuğu şarkısında camın ardında yanan yeşil ışık, yukarıdan atılan konfeti karlar, gaz lambası, kediye dönüşen yün yumağı gibi sembolik mizansenleri çok iyi kullanıyor ve onlarla zenginleşiyor. Livaneli’den Fazıl Say’a birçok bestecimizin Nâzım Hikmet besteleri özenle seçilerek kullanılmış fakat Yiğit Özatalay’ın başarılı düzenlemeleri de ayrıca dikkat çekiyor. Kurgusu, sahnelenmesi, oyunculukları, müziği, söylemi, sahnelendiği mekân/dekoru, ışığı ve var olma nedeniyle, kısaca bir bütün olarak dört dörtlük bir çalışma ‘Yaşamaya Dair’.
‘Yaşamaya Dair’ haziran sonuna kadar Ali Paşa Hanı’nda oynuyor. Direniş başladığından beri ellerinde “Diren Gezi” ve “Nâzım Gezi’de” pankartları var. Olaylar başlamadan önce tüyler diken diken izleniyordu, artık herhalde o diken diken tüylere birkaç gözyaşı da katılır.