Bir çınar devrildi

Yeşilköy'e adını kazımış Balıkçı Hasan'ı duymayan yoktur. 'Fazlasıyla pahalı' olarak nam salmış bu lokanta sanıldığı gibi lüks bir yer değil.
Haber: Melİs Çelebİ / Arşivi

Yeşilköy'e adını kazımış Balıkçı Hasan'ı duymayan yoktur. 'Fazlasıyla pahalı' olarak nam salmış bu lokanta sanıldığı gibi lüks bir yer değil. Kimilerine göre burası bir düğün salonunu andırıyor. Gürültülü, çok aydınlık, manzarası falan da yok. Hatta içerideki kızartma kokuları ister istemez insanın üstüne siniyor. Ama yine de etrafındaki balıkçılar bomboşken Balıkçı Hasan her zaman hınca hınç dolu. Bunun sebebi
de buranın İstanbul'da en iyi balığı yiyebileceğiniz yerlerden biri olması. Bu lokanta Rıhtım Caddesi'nde 35 yıldır dimdik dikiliyorsa, bunu sahibi Balıkçı Hasan'a borçlu.
1932 Silivri doğumlu Hasan Diridiri, 3 Temmuz
Çarşamba günü yıllardır boğuştuğu akciğer kanserine yenik düştü. İşine olan bağlılığı ve ciddiyetiyle tanınan Hasan, bir deri bir kemik kaldığı halde yatağa düşene dek çalışmaya devam etti.
Lakerda Hasan'dan sorulur
Hasan, Yeşilköy'ün ara sokaklarında, kafasına
dayadığı sepetle balık satarak başlamış bu işe. Sonradan sahildeki çay bahçesini işletmeye başlamış. İki üç yıl sonra da çay bahçesini tost ve döner ekmek satılan bir kafeye çevirmiş. O bölge balıkçıların barınağı olduğu için bir istavrit, iki lüfer ve çinekop derken, Hasan balık servisine de başlamış. Hareketi görünce de kafeden vazgeçip balık lokantasını kurmuş.
Elemanları Hasan'ın her sabah 03:00'te kalkıp balık haline yol aldığını ve o gelmeden halin açılmadığını anlatıyorlar. En çok parayı verip en iyi balığı alan hep oymuş. Yakın dostları "Açık arttırmada kimse Hasan'la başa çıkamazdı," diyorlar. Lakerda için her yıl 100 - 150 milyarlık torik alan Hasan'ın, her günün sonunda elinde kalanları diğer balıkçılara sattığı söyleniyor.
Balıkçı Hasan'ın tatlılarının kaymağını da başka bir yerde bulmak zor. Hasan'ın Kumkapı'da bu kaymağı yaptırdığı yer 30 yıldır bir tek Hasan'a çalışıyor.
Müşterileri Hasan'ın masalarına oturduğunu ancak asla onlarla içki içmediğini belirtiyorlar. Tezgahındaki balıklarla diyalog kurmaktan zevk alan Hasan tezgahta iyi balık görünce duramaz, balığı eline alır, evirir çevirir, onunla çocuk gibi oynarmış. Gazeteci Ali Sirmen, Hasan'ın mesleğinin ana maddesini bildiğini söylüyor. Bu yüzden de onun işini çok iyi yaptığı kanısında.
Yakınları Hasan'ın fevri olduğunu, her şeye kızıp sinirlendiğini söylüyorlar. Öfkesi saman alevi gibi hemen sönse de bağırdığında Yeşilköy inlermiş. Bir keresinde garsonlardan
birine kızıp onunla kovalamaca oynadığı olmuş. En sonunda garsonu bir masanın önünde yakalamış ve ona kimin patron olduğunu sormuş. Adam "Tabii ki sensin abi," deyince Hasan "Yok yok esas sensin," demiş, lokantanın anahtarını ona fırlattığı gibi orayı terk etmiş. Tanıyanlar "Hasan bu, nereden eseceğini kimse bilemez," diyorlar. Ama yine de personeli ona çok bağlı. 30 yıldır yanında çalışanlar var. Onun yanına komi olarak girenler başka bir yere adımlarını atmıyorlar. 3 Temmuz'da Hasan'ı kaybeden bir mutfak dolusu adam "Keşke şimdi burada olup terör estirseydi," diye hüzünle anıyorlar Hasan'ı.
At yarışı en büyük tutkusu
Dostları Hasan'ın 20 yıl önce at yarışına merak saldığından bahsediyorlar. Malum balık restoranları pahalı, at sahipleri de paralı. Onu 'at yarışı' kavramıyla tanıştıran, lokantaya gelip giden at ve hara sahipleriyle
yarış meraklıları. Dostlarının dediğine göre onun kadar sık bahis yakalayan da yok. Herkesin 5 milyon oynadığı yarışta Hasan'ın 300 milyon TL oynadığı söyleniyor. Altı yıl önce altılı ganyanı tutturup en büyük ikramiyeyi de o almış. Balıkçı Hasan'ın müptelalarından Tarık Akan, Hasan'ı lokantasının iki masalık olduğu zamanlardan beri tanıdığını söylüyor. Dediğine göre Hasan yıllar içinde çok para kazandı ancak onu içki ve sigara bitirdi.
Ünlülerin uğrak yeri
Bir müşterisi diyor ki: "Kebapçıların duvarlarında oraya gelen ünlülerin resimleri asılıdır. Balıkçı Hasan'da böyle bir şeye gerek yok çünkü buraya gelmeyen yok."
Siyaset dünyasından tutun da, sanat camiasına
ve yazar çizer takımına kadar herkesin yolu düşüyor Balıkçı Hasan'a. Yaşar Kemal, Tarık Akan, Kadir İnanır, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Dinç Bilgin, Rauf Denktaş, Süleyman
Demirel, Erdal İnönü, Ertuğrul Özkök, Mehmet Y. Yılmaz, Yücel Yener, Fatih Terim bu isimlerden bazıları. Anthony Quinn'in de buraya geldiği rivayet ediliyor. Galatasaraylılar da her Salı buraya uğruyorlar. Hasan'ın yakın aile dostu Mehmet Ağar'ın da, Hasan'ın oğlunun sünnetinde de kirve olduğu söyleniyor.
Sadece Türkiye'den değil dünyanın dört bir yanından insanlar Hasan'a balık yemeye geliyorlar. Bütün yabancı hava yolları mensupları buraya uğramadan ülkeden ayrılmıyorlar. Birçoklarına göre burada sadece Türkiye'nin değil, aynı zamanda Balkanlar'ın en iyi lakerdası yapılıyor. Amerika'ya iş için gidenler çantalarına Hasan'ın lakerdasını atarlar.
Babası da balıkçı olan ve 13 yaşından beri balıkçılıkla uğraşan Hasan da zamanının diğer balıkçıları gibi bu işi Rumlar'dan öğrenmiş. Rumlar kaybolduktan sonra da lakerdayı yapmayı bilen bir o kalmış. Balıkçı Hasan'ın müptelalarına soracak olursanız, onun başarısının sırrı 35 senedir aynı balığı pişirmesinde yatıyor.
Hasan artık lokantasının başında olmasa da, Balıkçı Hasan yine her akşam dolu. Elemanları ve müşterileri, onun buradaki düzenini oturttuğunu ve hiçbir şeyin değişmeyeceğini söylüyorlar.