Bir de 'oynanmasaydı'

Bir de 'oynanmasaydı'
Bir de 'oynanmasaydı'
İstanbul Devlet Tiyatroları'nın yeni müzikli oyunu 'Son Tango', güzel işlenmiş, özenli ve keyifli bir 'seyirlik'. Keşke bu tutku oyunculara da sirayet etseydi.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Arjantin’de II. Dünya Savaşı cunta döneminde bir bar. Catalina isimli, hayatın zorluklarına göğüs germeye alışık güçlü bir kadının (Zeliha Güney) işlettiği mekân, fahişelerden hayatını tangoyla kazanmaya çalışan kızlara, amirallerden direnişçilere, yeni zengin tüccarlara türlü insanın uğrak yeri. Catalina’nın kızı Maria (Selin Tekman) direnişin baş isimlerinden fakir Pedro’ya (Barış Bağcı) âşık ama annesinin ve mantığının sesini dinleyip zengin Jose’yle (Engin Delice) evlenir. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
İstanbul Devlet Tiyatroları’nın yeni müzikli oyunu ‘Son Tango’yu Özcan Özer yazmış. Yerli bir yazarın başka bir kıtanın bize uzak meselelerini başarıyla inceleyip sahneye taşımasına pek sık rastlanmaz. Her ne kadar konusu ve olay örgüsüyle, müzikal/müzikli oyun için bilinen bir formüle sadık kalsa ve meselesini ve bir motif olarak kullandığı Arjantin’in en milli tutkusu tangoyla haşır neşir olması biraz klişeye kaçsa da evrensellik boyutunu tutturmayı başarıyor. Detaylı ve çekici dekor, (Murat Gülmez) arada flamenkodan daha çok feyz almış hissi verse de aynı derecede çekici kostüm tasarımı (Akın Tezer Tunalı), danslar (koreograf Tanju Yıldırım) oyunla uyum içinde ve sahnede yaşananların cazibesini arttıran öğeler. Cem İdiz’in müziği ve onu sahnede canlandıran küçük orkestra, özellikle hem keman çalıp hem de arada tangolar söyleyen Hande Gençörnek atmosferin yoğunluğunun en önemli parçaları. Fakat oyunculuklarda yine, bu kurumun çok fazla oyununda rastladığım için ‘Devlet Tiyatrosu oyunculuğu’ diye adlandıracağım bir tutukluk, bir aşırı sistematik ‘oynama’, bir kendini tam bırakamama, bir akademik, çalışılmış oyunculuk kurallarının dışına çıkamama, bir dublaj sesi hâkim ki, bu sanırım tercih edilen ya da alınan eğitimden dolayı bir türlü aşılamayan, belki de bir ekol meselesi.
Tangonun tutkulu dünyası üzerinden hem aşk hem de özgürlük tutkusunu klasik bir formüle dayanarak da olsa güzel işleyen, dekoruyla, kostümüyle, müziği ve danslarıyla tüm detaylarda özenli, bütünlüklü ve gayet lezzetli bir seyirlik ‘Son Tango’, seyirciyi o tutkuların kendini bırakmışlığını oyunculuklarda biraz daha görebilmeyi arzu ettirerek bıraksa da.