Bir günde Antep

Bir günde Antep
Bir günde Antep

FOTOĞRAFLAR: ORHAN ÇETİN

Antep'te iştahınızı bastıracak çeşit çeşit kebap, çarşı tezgahlarında kokusunun yanında gözünüze de hitap eden onlarca çeşit baharat var

İlk defa geliyorum buralara, senelerdir dolaştığım bölgelerden çok farklı. Bayramdaki tatilin bu kadar uzun süreceği belli olunca kendi kendimize bir Güneydoğu gezisi planladık. Her güne bir şehir ayırdık, amaç biraz yemek, biraz fotoğraf biraz da bu şehirlerin havasını koklamak, etrafı görmekti. Kırmadı Cem de geldi bizimle, böylece gittiğimiz yerler onun gözüyle fotoğraflandı. Antakya’dan başladık, Halep, Antep, Urfa, Mardin araya Nemrut ve Harran’ı da sıkıştırdık. Bol bol kaybolup, girmeyi hiç planlamadığımız yollarda ilerleyerek sadece fotoğraf karelerinde rastladığımız anlara şahit olduk.

Çeşit çeşit kebap
Arife günü Antep’teydik. Kalabalık sokaklarda yürüdük önce, açlık iyice bastırınca İmam Çağdaş’ın yolunu tuttuk. Dükkana girer girmez masalar dolusu paketlenmiş baklava tepsileriyle karşılaştık. Kalabalığın arasından yukarı çıkıp kenar masaya oturduk. Arife günü evler için baklava siparişi yağıyordu anlaşılan. Lokantanın içinde yürüdüğümüz üç beş dakika içinde patlıcanlı kebaplara, kuzu şişlere takıldı gözüm. Hangisinden seçeceğimi bilemezken baştan bir fındıkla başlayıp sonra değişik kebapları ortaya söyleme fikrine ikna oldum. Simit kebabı, yoğurtlu, köz patlıcanlı alinazik ve Ezmeli kebap. Lahmacunlar hızla geldi, limonu sıkıp, maydanozu koyup sardıktan sonra yaklaşık otuz saniyede mideye indirdim. Hiç doymayacakmışım hissi kebapların masaya gelmesiyle biraz sakinleşti. Bulgura simit deniyor bu taraflarda. Simit kebabı biraz bulgurlu az acılı yemeye alışık olduklarımızdan farklı. Alinazik müthiş hazırlanmış, patlıcanındaki köz kokusu da, yoğurdundaki sarmısak miktarı da tam olması gerektiği gibi, Ezmeli kebabın altında sivribiberli domates sosu var lezzetli olmasına lezzetli fakat benim favorim ali nazik. Bir yandan günü programladığımız yemeğin sonunda sıra baklavaya geldi. Bu kadar kebabın üstüne daha fazla yiyemeyeceğimizi düşünüp bir tane paylaşmaya karar verdik. Ortaya gelen üç parça fıstıklı baklava ılıkçaydı, ağzıma attığımda hafif bir çıtırtı arkasından şerbeti ve arkasından yoğun fıstık tadı geldi. Uzun uzun çiğnedim bitmesin diye. Son beş gündür her canım tatlı istediğinde bir porsiyon daha ısmarlamamış olmanın pişmanlığı var üzerimde. Bu güne kadar yediğim en iyi baklava diyebilirim rahatlıkla.

Çarşının baharatları
Lokantadan çıktıktan sonra bakırcılar çarşısında yürüdük. Sahanlar, kaseler arasında bıçak bileycileri, kalaycılar derken yol bizi baharatçılara götürdü. Bu civarda kurutulmuş sebzenin birçok türünü bulmak mümkün kırmızı biber, patlıcan, bamya, kabak, acur, domates. Kuru patlıcan aldım dolmasını yapma niyetiyle. Ardından nar ekşisi tattım bol bol, gerçeğine denk geldim birkaç yerde sos kıvamındakilerle uzaktan yakından alakası yok narın tadı, ekşimsi lezzetti ve yoğunluğu müthişti. Tezgahlar arasında dolaşırken gözüm yeni mahsul fıstıklara ilişti. Hep tuzlu olmasına alıştığımız fıstığın dışındaki biberli, ince, mor-pembe kabuğu soyup dışındaki kalın kabukları dişimle kırarak ulaştığım yemişin bildiğim fıstıkla uzaktan yakında alakası yoktu. Taze fıstık çok daha tatlı ve yumuşaktı.
Bakırcılar çarşısından sonra Kale’ye doğru ilerledik. Yol üstünde leğenler dolusu ufak yeşil zeytinlerden gördük. Salamuraya hazır bu zeytinleri almak isteyenler makinadan geçirip kırdırıyordu. Hazır salamuraya konmuşundan tadıp bir kavanoz aldım. Dönünce lokantada kişniş tohumlu, taze kekikli zeytin salatası yapma planıyla kavanozun devamına ulaşmak için telefon numarası almayı da ihmal etmedim. Katmercileri bir sonraki güne bırakarak otelin yolunu tuttum.
Güzel şehir Antep’in ufak ipuçlarının devamını önümüzdeki hafta yazacağım. Siz de ne yapıp edip yolunuzu buralara düşürün, gerçek lezzeti hatırlamak için gezmeye Antep’ten başlayın


    ETİKETLER:

    Güneydoğu