Bir kadının anatomisi

Hülya Avşar ne zamandır uğraşıyor uğraşıyor, ama bir türlü kendini yerleştirmek istediği o görkemli konuma ulaşamıyor.
Haber: ORAY EĞİN / Arşivi

Hülya Avşar ne zamandır uğraşıyor uğraşıyor, ama bir türlü kendini yerleştirmek istediği o görkemli konuma ulaşamıyor. Belli ki kendisine öncelikle bir dokunulmazlık zırhı örmek istiyor; ki kimse onu ve yaptıklarını sorgulayamasın. O yaptıysa mükemmeldir, densin... Bir de Türkiye'deki 'stardom'ın yani şöhret dünyasının en tepesine tek başına oturmak istiyor. Şu an sahip olduğuyla yetinmiyor elbette. Başka türlü bir şeyin hayalini kuruyor - o da. Daha kuvvetli, daha radikal ve elbette öncü olmanın. Kısacası, düpedüz Madonna olmak istiyor. Öte yandan engelleri var: Mesela her yaz boşanacağı gündeme geliyor, ama bir türlü boşanmıyor. Evliliğiyle ilgili başka türlü engeller de var; mesela kocasının birine tecavüz ettiği iddia ediliyor...
Star mı, eş mi, anne mi?
Halbuki Hülya Avşar'ın zirvede tek başına, dokunulmaz kalması için ortam müsait, altyapı hazır sayılır. Herkes sevişerek konuşulmaya çalışıyor, Hülya Avşar filmde sevişmedi diye ortalık karışabiliyor. Başkaları ödül alarak ortalığı inletiyor, Hülya Avşar'ın kazanamaması bile ağır bir gölge oluşturuyor. Halihazırda bir gündem Hülya Avşar'ın emrinde, ama o buna rağmen yıllardır yerinde sayıyor. Bir yandan mevcut konumunu ve şöhretini koruyarak olumlu anlamda yerinde, ama öte yandan kendini yenilemeyip hep aynı kısır döngünün içinde kalıyor.
Belki de kafası karışık. Hele son günlerdeki yoğun gündeminde iyice netleşti bu: Kaya Çilingiroğlu'na sahip çıksa mı, evi mi terk etse? Bütün kimlikleri birbirine girmiş durumda: Star mı, eş mi, anne mi kendisi de karar veremiyor belli ki.
Bu, Hülya Avşar'ın talihsizliği olsa gerek. Zaten onun kelime haznesinde, bütün olumsuz adımların açıklaması 'talihsiz' olarak geçiyor. Kısa süre öncesini düşünelim: Derya Tuna'nın vurdurulmasına adeta haklı gerekçeler bulmaya çalışıyordu, sonra apar topar söylediklerinin yanlış anlaşıldığını iddia ediverdi. Bu son olay birbirine benzeyen kaçıncı davranışıydı kim bilir; arşivlere eklendi.
Halbuki son günlerde, artık yıllar sonra onun da profesyonel bir ekiple kendi halkla ilişkilerini yürüteceği konuşulur olmuştu. Arkasına bu işten anlayan, uzman 'yetenek yöneticilerini' almış ve kendisine çizilen strateji doğrultusunda ilerleyecekti. Bir anlamda daha dizginlenmiş, kendi kendine zarar vermeyen bir Hülya Avşar 'projesi'ydi bu: Onun, yıllardır ihtiyacı olduğunu bildiği ama bir türlü hayata geçiremediği.
Ama bu adımlar atılırken Derya Tuna hakkındaki yorumları patladı. Daha üzeri soğumamışken bir de boşanma hikayesi -bir kez daha- gündeme geldi. Bir haftadır da aslı olmadığı ortaya çıkan ama sicili parlak olmayan bu evliliğe bir gölge daha düşüren tecavüz olayıyla beynimiz bulandı. Sırf bu üç örnek net bir şekilde, Hülya Avşar'ın stratejistler üstü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Yani onu elinize alıp, ona rağmen bir şey yaratamazsınız. Sağ olsun, o da kendi kendini mahvetmekte o kadar başarılı ki!
Bir de onu yakından tanıyanlar "Kimin sözünü dinleyeceğini çok iyi bilir," derler, ancak bugüne kadarki kariyer akışında kendi çizdiği yolun dışına çıktığına hiç tanık olunmadı. En basitinden, söz dinleseydi bu kadar 'talihsiz' olay üst üste gelir miydi?
Onun için kariyer tek başına verilen kararlar demek. Aniden evlenecek, aniden çocuk sahibi olacak, aniden film icabı mastürbasyon yapacak ve bunların kendi gerçek dünyasında hiçbir karşılığı olmayacak. Ve dahası, hepsi ters tepecek. Bir insan daha doğmamış çocuğundan bile insanları nasıl bıktırır? Hülya Avşar, bu konuların uzmanı artık.
Aynı boşanma öyküsü
Hamileyken havaalanında iki terminal arasında gitmek için binmeye yeltendiği taksinin şoförü onu arabasına almayı bu yüzden reddedebiliyor. Ya da uluslararası bir ödül kazanmasının akabinde üniversite öğrencilerinin karşısına çıktığında yuhalanıyor. Kendisine yönelik nefretin gerekçelerini öğrenmektense, verbal saldırganlarla mücadelede en basit yöntemi seçiyor: O da kendisini sevmeyenleri sevmiyor. Tıpkı polemiğe girdiği birtakım isimleri, sürekli kendisine yöneltilen aynı nefret silahıyla vurmaya çalıştığı gibi.
Böyle durumlarda, Hülya Avşar haklı olsa bile kimse onu savunmaya
yeltenmiyor. Çünkü daha başından onun yanında yer almak adaletsizce de olsa aşınmaya neden oluyor.
O, hakikaten talihsizce, izleyenlerin kendisinden sıkılması için zemin
hazırladı. Bunun farkında: Konuğunun poposunu ellemedikçe programının izlenmeyeceğini biliyor, bu yüzden de her hafta kendini o raya sokuyor; etkisi kısa sürecek sansasyon yaratmaktan çekinmiyor. Ayrıca uyduruk bir cinsellik olmayınca çektiği filme insanların gitmeyeceği de kanıtlandı. Peki ısıtıp ısıtıp aynı boşanma öyküsünü önümüze koymadığı sürece, bundan böyle birinci sayfa haberi olamayacağını da mı düşünüyor? Doğrusunu söylemek gerekirse istatistikler bunun sağlamasını yapıyor.
O halde, net bir biçimde ve maalesef Hülya Avşar kaybediyor. Kaseti tutmadı, film gümledi, televizyon programı ortada: Giderek altındaki zemini de kaybediyor. Bu kadar yıldır tek bir taklidinin (rakip, yani Gülben Ergen değil) bile çıkmamış olması bunu kanıtlamıyor mu? Normal starlık öykülerinde, söz gelimi sırf Hülya Avşar hamile kaldığı için göbekleri çıkan ucuz, kötü ama aslını yaşatan taklit figürlerin çıkması gerekirdi. Bir tane bile yok.
İçerikten sunuma kadar içi dopdolu bir marka, nasıl kendini bu kadar hızlı yıpratabilir; işte cevabı Hülya Avşar. Gerçi o tercihini belki de yıllar önce yapmıştı: İzleyicileri ondan Fazilet gibi yeni filmler yapmasını beklerken, o kültürel iklimimize Fazilet dışında her esintiyi kattı.