Bir yıldız doğuyor

"Tüm yaptığımız burada her gün kulağımıza çalınan sesleri bir araya getirmek.

"Tüm yaptığımız burada her gün kulağımıza çalınan sesleri bir araya getirmek. Hip hop vuruşları, Latin ritimleri, downtempo elektronik müzikler. Bu geleceğin prelüdü." New York'lu SiHSé'nin kurucusu solist Carol C. böyle tanımlıyor yaptıkları müziği. Yer New York olunca tabii, sağda solda duyduğun sesler sana bir ömür yetecek malzeme sağlıyor
kuşkusuz. Kendi adını taşıyan ilk albümünü yayımlayan SiHSé, Carol C.'nin buğulu vokalleri, kimi zaman canlı perküsyonların katıldığı altyapılar, kimi zaman da jungle/drum'n'bass ritimler üzerinde kayıp gidiyor. Şimdiden The Rain, Türk radyo kanallarında dönmeye başladı bile. Tüm bunlar, naçizane içgüdülerimizle, bize bir şey anlatıyor. Anlaşılan bir yıldız doğuyor...
Prenses ile görev adamı
Carol C., Dominik kökenli bir New York'lu ve bu durum onlara İspanyolca vokal ayrıcalığı sağlamanın yanında ruh da katmış. Ama SiHSé yalnızca Carol C.'nin Antil ruhlu vokalleri üzerine kurulu değil. Prodüktör ve klavyeci Cliff Cristofaro'nun (DJ U.F. LOW) vurucu minimalist davul programları ve elektronik katkıları da SiHSé'yi özel bir grup haline getiriyor. Aslında aşina olduğumuz bir durum bu, yani buğulu, iç gıcıklayıcı sesli bir prenses ve ondaki güzelliği işleyen, varlığını tamamlayan bir görev adamı. Ancak SiHSé'de başka hikâyeler de var. Grup aslında yedi kişiden oluşuyor. İki viyolacı Jeannie Oliver ve Olivia Martinez, perküsyoncu Neil Ochoa, basçı Morgan Phillips, davulcu Ryan Farley'i de katınca SiHSé ortaya çıkıyor. Farklı duyumsamaları olan ama bunları bir araya getirirken yüzüne gözüne bulaştırmayan bir topluluk SiHSé. Onlar buna kısaca 'deep drum'n'bass' ve 'futuristic Latin' diyor.
Annem 'yarım' Arap
Güzel sesli Carol C. ablaya dönersek, kendisi New York'un underground drum'n'bass âleminin tanınmış simalarından. Annesi Dominik Cumhuriyeti'nden fırsatlar ülkesi Amerika'ya yaptığı umuda yolculuğu Brooklyn'de sonlandırmış: Yeni bir hayat, hediyesi de Amerikalı bir koca ve üç çocuk. Bu arada Carol'ın klasik hikâyesi başlıyor. Klasik çünkü 4 yaşında, şarkıcı annesi gibi şarkı söylemeye girişiyor; "Annem yarı Arap. Bunun benim tarzımda etkisi büyük."
İlk sahne deneyimini bir operada rol alarak yaşayan Carol C., aslında worldmusic ile ilgilendiğini fark ediyor. Bir yandan da drum'n'bass ile iç içe DJ Dara, DJ Gig gibi prodüktörlerle çalışıyor. Zaten Cliff ile tanışmaları da bu dönemde; "Onu ilk dinlediğimde vokaliyle ortalığa yaydığı rahatlığı hissettim" diyor Cristafaro. Göz açıp kapayıncaya kadar 6 demo kaydediliyor. Ryan'ın Bronx'daki dairesinde provalara başlayan ikili, underground kulüplerde mütevazı performanslar yapmaya başlıyor. Bir süre sonra da albüm geliyor. Aslında bu çok da enteresan olmayan, tanıdık bir hikâye. Dikkat çeken yanı ortaya çıkan müziğin gerçekten dinlemeye değer olması.
Bu ismi duyacaksınız
Carol C. bazen Desree'yi, bazen de Sade'yi andırsa da Latin tarzı ağır basıyor gibi. SiHSé'yi ayrıcalıklı yapan en önemli unsurlardan biri de tıpkı Galliano gibi grup sound'unun ağırlıkta olması. 90'ların öncü acid jazz grubu Galliano'nun vokalisti Valerie Etienne'le Carol C. aşağı yukarı aynı çizgideler.
SiHSé şu sıralarda bir cover olan The Rain
ile oldukça başarılı bir çıkış yakaladı. Orijinal versiyonu 90'ların new age/rock gruplarından Oran 'Juice' Jones'a ait olan The Rain ehil ellerde başarılı bir parça haline gelmiş (Oran 'Juice' Jones'un parçası The Rain 1986 yılında hit olmuş, ama sonradan Jones'a değil cover'layanlara yaramıştı.) Benjamin Diamond'ın da cover'ladığı The Rain galiba şans getiriyor.
SiHSé çok az grupta sezilen o sihirli formülü keşfetmiş gibi. 2002'de isimlerini sık duyarsanız şaşırmayın...