Biranızı simsiyah, rock'ınızı folk seviyorsanız

Biranızı simsiyah, rock'ınızı folk seviyorsanız
Biranızı simsiyah, rock'ınızı folk seviyorsanız
Kuzey Londralı dörtlü Mumford & Sons'un 'Babel'i folk rock'la arası limonilerin bile kayıtsız kalamayacağı bir albüm
Haber: CHRISTOPHER ÇOLAK - chris@halfstereo.com / Arşivi

Mumford & Sons, debut’leri ‘Sigh No More’ sonrası gelen ikinci albüm ‘Babel’ ile folk- rock sevenleri kesinlikle hayal kırıklığına uğratmıyor. Marcus Mumford ve ekibi yine Americana, folk ve pop-rock üçgeninde oldukça hareketli ve melodik bir albüm ortaya çıkarmışlar.
Banjo riff’lerini ne kadar seviyorsunuz bilmiyorum ama folk rock seviyorsanız eğer, Mumford & Sons’a kayıtsız kalmanız pek de mümkün değil. Özellikle Adele’den sonra, 5 milyon satan debut albümleriyle Ada’nın hatırı sayılır müzikal ithalatlarından biri olan Mumford & Sons, şaşırtıcı şekilde Amerikalıların yaptığı müziği kendi üslubuyla icra ederek, kısa zamanda milyonların sevgisini kazanmayı başardı.
Yeni Zelanda’dan İrlanda’ya, Amerika’dan Rusya ’ya, pek çok dinleyeni olan grup, Coldplay ve Arcade Fire’ın da prodüktörlüğünü yapan Markus Dravs ile oldukça iyi işler çıkarmaya devam ediyor.
Folk rock belki çok derine inmez. Ne dediği, ne söylediği açık seçiktir, bellidir. Ama gücü, sahip olduğu bu naiflik ve saflıktan gelir. Mumford &Sons, enerjisi hiç düşmeyen gitar riff’leri ve banjo’nun kendine has sesiyle folk rock’ı çok iyi kotarıyor. Markus Mumford’un güçlü sesi ve zaman zaman piyanonun eşlik ettiği koro, gerçekten oldukça etkileyici bir müzikal armoni yaratıyor.
‘Babel’in benim gibi folk rock ile arası çok da iyi olmayanlar için bile kayıtsız kalması zor bir albüm olduğunu söyleyebilirim. Özellikle ‘Broken Brown’, ‘Hopeless Wanderer’ ve albümün isim parçası ‘Babel’, Mumford &Sons’un kulakları okşayan melodilerinin en üst düzeye çıktığı parçalar. Biranızı simsiyah, rock müziğinizi folk seviyorsanız eğer, doğru yerdesiniz!