'Biraz neşe'yle stadyum dolduran kemancı

'Biraz neşe'yle stadyum dolduran kemancı
'Biraz neşe'yle stadyum dolduran kemancı
29 Kasım'da İstanbul'da konser verecek 'klasiğin Madonna'sı' Andre Rieu: "Klasik müziğin içeriğini değiştirmeden daha çok insanın erişebilmesini sağlamaya çalışıyorum, biraz neşe katıyorum."
Haber: HÜLYA AVTAN / Arşivi

Kocaman bir futbol stadyumunda izleyenlerine vals yaptıran, ‘Godfather’, ‘Hava Nagila’ gibi klasikleri kendine has yorumuyla birleştiren, sahnede sürekli yaramaz çocuk gülümsemesiyle seyircilerini süzen Andre Rieu, nihayet Türkiye seyircisiyle buluşacak. New York Times’ın ‘Klasik müziğin Madonna’sı’ addettiği Rieu, 29 Kasım İstanbul konseri öncesi Radikal’in sorularını yanıtladı.
Sahnede hep muzip bir adam görüyoruz, günlük hayatta nasılsınızdır?
Şakaları ve mizahı çok seviyorum. Çünkü mizah pek çok sorunu çözmeye yardım eder.

Çaykovski sadece mutlu azınlık için değil herkes için


Dünyadaki klasik müzisyen algısını değiştirdiniz, bunu nasıl açıklarsınız?
Pek çok klasik müzik sanatçısı var ve insanlar ancak onlara ulaşma fırsatları varsa sevebiliyorlar. Benim yapmaya çalıştığım müziğin içeriğini değiştirmeden daha çok insanın erişebileceği hale getirmek. Belki biraz neşe katıyorum ama orijinal halleriyle çalıyorum. Sadece kendim için ya da klasik müziğin ne kadar zor bir şey olduğunu göstermek için değil insanlar için de yapıyorum müziği. Mozart, Beethoven, Çaykovski sadece mutlu azınlık için değil, herkes için.
Sahnede seyircilerinizle iletişim halinde olmayı tercih ediyorsunuz hep, bu konsantrasyonunuzu etkilemiyor mu?
Dediğim gibi, gerçekten seyirciler için müzik yapıyorum, konserde önemli role sahipler. Biz müzisyenler bir tarafta sahnedeyizdir, seyirciler de öteki tarafta pasiftirler, diye bir şey yok. Ben herkesi içermesini istiyorum. Bu konsantrasyonumuzu etkilemiyor. Eğer müziği iyi biliyorsanız hiçbir şey konsantrasyonunuzu etkileyemez.
Aynı zamanda pek çok düzenleme de yapıyorsunuz, hangi müzisyenler sizi daha çok etkiliyor?
Ben bir orkestra şefinin oğluyum. Küçükken de solist, keman sanatçısı, piyanist, çellist gibi pek çok ünlü müzisyen gelirdi evimize. Hepsinin üzerimde derin etkileri vardır.
Sahnede 30 yıldan fazlasını geride bıraktınız, geriye baktığınızda ne hissediyorsunuz?
Kesinlikle mutluluk! Hem sahnedeyken hem de özel yaşantımda çok mutlu olduğumu.
Konserlerinizin bilet satışları dünyada pop müzisyenlerininkilerle yarışıyor, en çok bileti satılan sanatçılar arasında ilk 20’desiniz. Böyle bir amacınız var mıydı?
Tam olarak yoktu. Sadece kemanımla insanlara güzel melodiler çalmak istiyorum, bu beni mutlu ediyor. Kariyerime başladığımda bir orkestram olsun ve dünyayı dolaşayım istiyordum.
Bir konsere dinleyici olarak gittiğinizde, sanatçıdan ne beklersiniz?
İlk etapta güzel bir müziği mükemmel şekilde çalmasını. Ama aynı zamanda başından sonuna dek beni büyülemesini.
Klasik müziğe karşı bir önyargı var ve dünyada bu algının değiştirilmesinde önemli role sahipsiniz. Bunun sorumluluğunu hissediyor musunuz?
Klasik müziğe karşı önyargı olduğu düşüncesine katılmıyorum. Sadece elitler klasik müziği ‘bütün dünya’ için değil kendileri için sanıyorlar. Buna kesinlikle katılmıyorum. Klasik müzik herkes içindir.
Popüler müzik ve klasik müzik zıtlığını düşündüğümüzde, müziğinizle geniş kitlelere ulaşıyorsunuz. Öte yandan müziğinizin kalitesinden ödün vermiyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
Bu çok zor değil. Sadece nasıl müzik yapmak istiyorsam öyle yapıyorum. Her şeyi mükemmel şekilde yapmayı severim, sesinden görüntüsüne en son detayına kadar bakmayı severim. Bu yolla çalışmayı seviyorum ve belki bu yüzden geniş kitlelere ulaşabiliyorumdur.
Müzisyen bir babanın oğlu olarak yetiştiniz ve babanızın izinden gittiniz, oğullarınız da sizi örnek alıyor mu?
İki oğlum da küçükken keman çalıyordu. Pierre, şimdi şirketimin başkanvekili ve trampet ve piyano çalmaya başladı ve hâlâ devam ediyor. Marc ise bir ressam, fakat klasik müziği de seviyor ve piyano çalıyor.
Babamdan öğrendim dediğiniz çok belirgin bir şey var mı, müzik ya da hayat hakkında?
Çok cesur bir insandı babam. Pek çok modern klasik besteciyle çalıştı, onları ülkemize çağırdı ve pek çok avangard prömiyerde performans sergiledi. Ve mükemmeliyetçiydi de. Bu yüzden belki de onun cesareti ve mükemmeliyetçiliğini miras aldım. Evde günden geceye partisyon çalışır, piyano çalardı. Haftada bir annem bizi babamın konserlerine götürürdü, o yüzden sadece görerek ve duyarak öğrendim.
Daha önce Türkiye’ye geldiniz mi? Çok geniş bir hayran kitleniz var, heyecanlı mısınız?
Evet, İstanbul’a pek çok kereler geldim. Şehrinizin canlı ve etkileyici atmosferini çok seviyorum. Türkiye’ye geleceğim ve konser vereceğim için çok heyecanlıyım. Müziği, şarkı söylemeyi, dans etmeyi seven insanlarınızla çok güzel olacak.
Hiç Türk bestecilerin şarkılarını dinlediniz mi?
Türk müziğine dair çok az şey biliyorum, fakat her duyduğumda çok heyecanlandırıcı geliyor. Sesler muhteşem!
Konserinize geç gelen insanları dev ekranda gösteriyorsunuz. Bu bir çeşit ceza mı yoksa sadece eğlence için mi? Konserleriniz esnasında sınırlarınız, kurallarınız nelerdir?
Tabii ki sadece eğlence için. Konserlerimde hiçbir zaman insanları cezalandırmam. İnsanlar eğlenmeli, gülmeli. Ama tabii ki insanların zamanında gelmesini tercih ederim. Geç gelmek izleyicileri ve sanatçıları rahatsız eden bir şey.
Andre Rieu konseri, 29 Kasım Cuma günü saat 21.00’de Sinan Erdem Spor Salonu’nda. Konserin Biletix kanalıyla satılan biletleri 190 TL ile 800 TL arasında değişiyor.