Birkaç iyi fikir

Birkaç iyi fikir
Birkaç iyi fikir

Danimarkalı Olof Olsson, 70 Hazır Performans ında izleyicisini bir Beyoğlu dairesinde karşıladı.

Galeri NON'un sahne sanatları ayağı NON-Stage, bienalle hareketlenen sezona sorgulatıcı, yaratıcı, informel ve interdisipliner bir başlangıç yaptı.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Sezonu şehirde esen bienal rüzgârlarıyla uyumlu olarak bir dizi performansla açıyoruz. Galeri NON’un sahne sanatları ayağı NON-Stage, 11-14 Eylül arasında bir nevi ‘mini performans festivali’ düzenleyerek alanın bilinen yerli/yabancı sanatçılarının işlerini bizlerle buluşturdu.
Malum, performans görsel sanat doğumlu ama doğası gereği sahne sanatlarıyla görsel sanatların arasında bir yerde duruyor. Ne olup olmadığına dair üzerine binlerce teori üretilebilir ve 60’lardaki ‘happening’lerden bu yana üretildi de, fakat bence bir performansı özel kılan en önemli unsur, ‘iyi bir fikir’den çıkması gerektiği. Konseptin insan bedeninde canlanmasının temel olduğu bu alanda fikir, diğer bütün bileşenlerinin önüne geçiyor.
NON-Stage kapsamında benim izleyebildiğim üç iş de çok iyi fikirlerden yola çıktıkları için tatmin ediciydi. Volkan Aslan ‘Tutanaktır’da boş bir galeriye bir arzuhalci yerleştirmiş. Geçmişin bu işi becerecek durumda olmayan insanlar için dilekçe/mektup yazan seyyar daktilolu amcası ‘kayıt altına alma’ fikrini sorgulayan bu performansta galeride onu izlemeye gelenlerin aralarındaki konuşmalardan kulağına çarpanları yazıyor. Daktilo bir susup bir konuştuğundan ritmik ses de işin bir parçası haline geliyor. Yazılanlara baktığınızda “şu ikisi yabancı, konuştukları dili anlamıyorum” tarzı cümlelerle, normal görevinde kendi sesi olmayan arzuhalcinin bu performansta duyduğu/düşündüğü/seçtiğini kayda geçirerek aynı zamanda aktif bir pozisyonda konumlandırılmış olduğunu fark ediyorsunuz. 

Bitiş gerekli mi?


Danimarka’da yaşayan Olof Olsson’un ‘70 Hazır Performans’ı performans ve happening’in babası sayılabilecek ve kendisinin de feyz aldığını belirttiği Allan Kaprow’un “Happening’de günlük hayatın arasındaki çizgi mümkün olduğunca akışkan ve hatta belirsiz olmalıdır” sözüne bir selam çakıyor. Beyoğlu’nda kendisi için tutulmuş dairede karşılıyor Olof seyirciyi. Kahve yaparken havadan sudan muhabbet ediyor, sonra kendisi giyinmeye gidip sizi arasından seçim yapmakta çok zorlanacağınız 70 farklı ‘iş’ten oluşan bir listeyle baş başa bırakıyor. Müzik, aile , iletişim, seks gibi kategorilere ayrılmış, her biri 10’ar dakikalık, hepsi çok çekici başlıklar içeren bu işlerden istediğiniz kadarını seçebiliyorsunuz ve siyah takım elbiseli, pembe çoraplı Olof size seçtiklerinizi sunuyor. Bir tür hikâye anlatıcılığı yapıyor, komedi, stand-up ve sohbetin iç içe geçtiği. Bizim seçtiklerimizden ‘kokain ve İsa’da 1860’lı yıllarda üretilip çok sevilmiş kokainli bir şaraptan Coca-Cola’nın kökenine uzanan ayrıntılı bir popüler tarih öyküsü dinledik. Performans ortamının teklifsizliği, sürpriz öğesi ve Olof’un ayrıntılı bilgi merakı işin cazip yönleriydi.
Olof’un seçtiğimiz bir diğer işi performansların başlaması ve bitmesi üzerineydi ve burada sanatçı klasik sahne eserlerinin tersine performans alanında başlangıç ve bitişi tayin etmenin zorluğu/gerekli olup olmadığı ve nasıl sağlanabileceği üzerine fikir yürütüyordu. Volkan Aslan’ınkiyle birlikte Ahmet Öğüt’ün işi de performansta bu başlama bitme belirsizliğinin güzel örneklerindendi. Öğüt’ün işinde ‘iyi bir fikir’e mekanın cazibesi de katılmış. Öğüt, Galata Kulesi’nin balkonundan dünyanın çeşitli yerlerinde yaptığı sansürlenmiş, saldırıya uğramış ve çalınmış işlerini anlatırken, kulenin karşısında bir terasta toplanmış seyirci, dürbünle sanatçının dudaklarını okuyan bir ‘tercüman’ aracılığıyla, karşıdaki kulede bir siluet olarak görünen Öğüt’ün sözlerine ve işlerinin akıbetine vakıf oluyor. Gözetim alanında sıkça kullanılan bir teknik olan dudak okumayı kullanırken seyirciyi de bir terasta uzun mesafe röntgencisi konumuna yerleştirerek ‘gözetleme’ fikrinin kendisini sorguluyor Ahmet Öğüt.
NON-Stage’in performansları sorgulatıcı, yaratıcı, informel ve interdisipliner halleriyle sezona zevkli ve içi dolu bir başlangıç yapmaya vesile oldu. Darısı sezonun devamına…