Biz 'baba'dan böyle gördük

Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Esin abla; oksijenle açıp, paslı tuvalet aynasında jiletle incelttiği saçlarını ‘haydi’ manasında savurunca “Anneee” diye bağırıyorum. “Biz Atatürklü parka gidiyoruz”. Vurguyu ‘park’a değil, Atatürk ’e yapıyorum ki “Kırarım bacaklarını”, “Çabuk dönün, kırarım bacaklarını” olsun. Büstün önünde toplanıp Esin ablanın, kuruyemişçi Adem’in büyük oğlunu göreceğim diye, her akşam çöp atma dönüşü yuttuğu iki top ‘kakaolu/vanilyalı’ yüzünden iyice kısılan sesinden ‘yüreğim kırılmış kadehe benzer’i dinliyoruz. Esin abla, ‘Ağır Yaralı’.
Amcam; lacivertken ağarıp pembeye dönmüş iki spor çanta ve sıfıra vurdurduğu kafasıyla bizde. Haftaya Gercüş’e gidecek, bir buçuk sene dönmeyecek. Birini yakıp diğerini söndürdüğü sigaraları karşı apartmanın çatısına fırlatırken, “Zorda kalırsak yılan bile yiyecekmişiz” diyor. Ablam, “Öğğaak”lıyor, ben “Kesin gitmeyeceğim askere”. Esin abla, amcamın her gelişinde yaptığı gibi, sıvasız evlerinin parmaklıksız balkonundaki mermerin kenarında, kollarını iki yana açmış, yürümeye çalışıyor. Amcam bir buçuk yıl yılan kızartması yiyecek ama Esin abla da ölmeyecek. Şükür!
Almancı Tarkan çok yakışıklı. Uzun saçlı, yeşil gözlü. Esin abla artık akşamüstleri büstün önünde bize şarkı söylemiyor çünkü Tarkan’la çalılı parka gidiyor. Bir sabah, konfeksiyondan aldığı yüzlerce donun atletin dikiş artıklarını apartmanın girişine yaydığı çarşafın üstünde kesen Gülizar Teyze’den duyuyoruz. Tarkan’la Esin kaçmış.
Amcamın geri almadığı çantasından Müslüm Gürses kasetleri çıkıyor. O zamanki kafamız bozup tekrar yaptığımız Türkiye haritası pazılından alışkın. Parçaları birleştirip Urfa’yı, Mardin’in, Esin ablanın söylediği şarkıları amcamın kasetlerinin yanına yerleştirebiliyoruz: Bu şarkılar, insanı balkon merdiveninde yürütür. Babasından dayak yedikten sonra evden kaçırtır. Bu şarkılar askerliği yaktırır.
Müslüm Gürses, aziz Müslüm Gürses, devlet babasından yılan, öz babasından dayak yeme korkusuna kaçıp kaybolan âşıkların babası aziz Müslüm Gürses! Şimdi biz de âşık olunca balkon mermerlerinde yürüyoruz, kızma, “Biz babadan böyle gördük” anla, “Âşığın gözü kör kulağı sağır” derdin ya, kaşlarını çatma. Babacım, kahkahası güzel babacım, hızlı dünyanın ağır dervişi babacım, hakkını helal et, güzel hatıranla da olsa başımızdan eksik olma.