'Biz bağımlı değiliz'

'Biz bağımlı değiliz'
'Biz bağımlı değiliz'
Türkiye'de Tip-1 diyabetli 20 bin çocuk var. Günde 4-5 kez yaptıkları insülin iğnesi onları hayata bağlıyor ama toplumdan da tecrit ediyor
Haber: MİNE TUDUK / Arşivi

İlker A. 15 yaşında. Diyabet hastası olduğu için yaşamı boyunca kan şekerini düzenlemek için, günde 4-5 defa insülin iğnesi olması gerekiyor. İğne vaktini geçirdiği an komaya girmesi an meselesi. İnsülin iğnesi onu hayata bağlıyor ama toplumdan da bağımlı damgası yediriyor. Bu yüzden hastalığının verdiği sıkıntı da katbekat artıyor. “Tip-1 diyabet hastalarının tümü gibi ben de düzenli olarak, insülin iğnesini yapmak zorundayım. Bakırköy’de gittiğim bir kafede iğne yapmam gerekti ama kafenin sahibi uyuşturucu kullandığımı sanarak polisleri çağırdı” diyen İlker yalnız değil. Türkiye ’deki 4 milyon diyabet hastası aynı zamanda psikolojik yıkım yaşıyor.
14 Kasım haftası, dünya ve Türkiye’de Diyabet Haftası. İstanbul , Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki Çocuk Endokrinoloji Kliniği’nde, diyabetli çocukların teşhis ve tedavileri yapılırken, çocuklar ve ailelerine de diyabet eğitimi veriliyor. Türkiye’de 0-18 yaş arası 20 bin çocuğa şeker hastalığının bir türü olan Tip-1 diyabet tanısı konuyor. Bu sayıya her yıl 1700 çocuk ekleniyor. Klinik Şefi Doç. Ayla Güven, “Diyabetli çocuklar ve aileleri bir yandan hastalıklarıyla normal bir yaşam sürmeye çalışırken bir yandan da toplumun önyargılarıyla baş etmeye çalışıyor.” diyor. 

Büyük bir savaş veriyorlar
19 yıldır Tip-1 diyabet eğitim hemşireliği yapan Kader Ulukan, “Tip-1 Diyabet çocuk ve ergen hastalığıdır. Teşhis konulduktan sonra, 10 günle üç hafta arasında değişen süreyle hastaya eğitim veriyoruz. Bu, özyönetim gerektiren, süreci hastanın takip etmesi gereken bir hastalık. Eğitim süresince beslenme, egzersiz, kan şekeri kontrolü ve iğne yapmayı aileleriyle birlikte öğreniyorlar. Türkiye’deki 4.5 milyon diyabet hastasından tahminen 2 milyonunun Tip-1 diyabet hastası olduğunu söyleyen Ulukan, iki aylık hastaları bile olduğunu ifade ediyor ve çocukların yaşadığı çevre, okul ve toplumdaki önyargıları da anlatıyor: “Bir hastamız 5 yaşında ve yaşadığı mahallede gördüğü yoğun baskı nedeniyle ailesi evini değiştirmek zorda kaldı. Apartmanda bulaşıcıdır diyen bir komşu yüzünden kimse onlarla görüşmüyordu.” Milli Eğitim Bakanlığı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı’nın ‘Okulda Diyabet’ programı da öğrenci ve öğretmenlerin diyabete karşı duyarlı olmalarını hedefliyor.

Çocuklar anlatıyor
Şafak Sustam (15): Üç hafta önce 500 şeker değeriyle acil geldim. Hastalığıma tehşis konuldu ve hastanede yatarak eğitim almaya başladım. Bu sayede hastalığımın ne demek olduğunu ve nasıl kontrol altına alabileceğimi öğrendim. Günde beş kez kendime insülin iğnesi yapmam gerekiyor.
Fatma Sağlam (7): Sık sık su içiyordum. Birdenbire çok kilo verdim. Okulda öğretmenimin anlattıklarını bazen iyi dinleyemiyordum. Annem ve babam beni acil hastaneye getirdiler, yapılan testlerden sonra diyabet hastası olduğumu öğrendim. Şimdi eğitim almak için annemle hastanede kalıyoruz.