Biz bu filmi görmüştük

Biz bu filmi görmüştük
Biz bu filmi görmüştük
Uğur Yücel'in Hint yapımı 'Black' filminden yeniden çevirdiği 'Benim Dünyam' dokunaklı hikâyesini bize özgü motiflerle süsleyemediği için sıkıntılar yaşıyor.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Yeniden çevirim, uyarlama, esinlenme endüstriyel sinemanın olmazsa olmazlarından. Misal, Hollywood Avrupa’da, Uzakdoğu’da güzel bir hikâye bulduğu zaman altyazı okumaktan nefret eden Amerikalı seyirciler için onu yeniden çevirir ve iç pazara sunar. Bunu yaparken de kendi kültürel kodlarına özgü dokunuşlar yapmayı ihmal etmez.
Bizim sinemamız da böyle aslında. Örneğin görkemli Yeşilçam yıllarında birçok Hollywood filminin yerli versiyonları yapıldı, o filmlerin karakterleri yerelleştirilerek ‘özgün’ işler ortaya çıkartıldı. Son iki yıldır ise yeni bir süreç başlamış gibi görünüyor. Geçen yıl Avşar Film, Güney Kore filmi ‘A Moment to Remember’ın haklarını satın almış, Özcan Deniz’i de yönetmen koltuğuna oturtarak filmi ‘Evim Sensin’ adıyla sahne sahne, plan plan yeniden çektirmişti. ‘Evim Sensin’i Kore filminden ayıran en belirgin özelliği Türkçe konuşuluyor olmasıydı. Ama hakkını yemeyelim film ‘dokunaklı’ hikâyesiyle 2 milyon 700 bin seyirci topladı. ‘Evim Sensin’ ile akraba sayılabilecek bir öykü içeren ve bugün gösterime giren ‘Benim Dünyam’ da benzer bir süreçten geçti. ‘Evim Sensin’de hafızası bugünden geçmişe doğru silinen genç bir kadın ve ona sahip çıkan yakışıklı erkeğin öyküsü anlatılıyordu; burada ise çocuk yaşta görme ve duyma yeteneğini kaybeden bir kadın ve onu hayata bağlayan hocası merkezde.

Özgün dokunuş yok

‘Benim Dünyam’ da Hintli yönetmen Sanjay Leela Bhansali’nin 2005 tarihli ‘Black’ filminden sahne sahne ve plan plan yeniden çevirimi. Bhansali’nin filminin de 1963 tarihli Arthur Penn imzalı ‘The Miracle Worker’ filminin uyarlaması olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Ama Bhansali ile ‘Benim Dünyam’ın yönetmeni Uğur Yücel arasında filme kendi rengini katmak konusunda dağlar kadar fark olduğunu söylemek gerek. Hintli yönetmen hikâyeyi bir uyarlama olarak ele alıp özgün bir iş ortaya koyduğunu, Uğur Yücel’in zanaatında ise bu tür dokunuşların yok denecek kadar az olduğunu belirtelim.
‘Benim Dünyam’ı izledikten sonra ‘Black’ı izlemek farz olunca, aslında ‘orijinal’i yazmak daha makul bir seçenek olarak ortaya çıkıyor. Çünkü aslında Uğur Yücel’in yaptığı tercihlerin filmin sinema değerine katkı sunmak yerine ondan götürdüğünü fark ediyorsunuz. Örneğin Bhansali, filmin ana karakterlerinin ‘karanlık’ dünyalarını anlatmak için atmosferini de benzer bir biçimde kuruyor. Oysa ‘Benim Dünyam’ın kahramanı Ela karanlıklar içerisinde çırpınıp dururken ve seyircinin de bu duyguyu hissetmesini talep ederken; film pırıl pırıl bir evrenin içinde akıp duruyor. Dolayısıyla karakter ile çevresi birbirinden taban tabana zıt iki unsur olarak perdede birlikte hareket etmek zorunda kalıyor. Ya da ‘Black’in güçlü sahnelerinden birisi olan kız kardeşin düğün yemeğinde itiraflarda bulunduğu an ‘Benim Dünyam’da karikatür olmaktan kurtulamıyor, “Bu kız niye bunları söylüyor şimdi” diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. Çünkü bu gelenek bize özgü değil ki!

Melodram sevenlere

Filmin oyuncuları Uğur Yücel, Beren Saat ve Ayça Bingöl için de fazla söyleyecek söz yok çünkü mümkün olduğunca orijinal filmin karakterlerinin tarzına bağlı kalmaya çalışıyorlar. Uğur Yücel’in biraz abartıya kaçtığını, Ayça Bingöl’ün ise daha bizden bir anne ortaya koymaya çalıştığını eklemeden geçmeyelim. Beren Saat ise bütün çabasına rağmen orijinal filmdeki karakteri taklit etmekten kurtulamıyor. Yine de bütün bu sıraladıklarımıza rağmen, duygu yüklü melodramlara meraklı olanlar, akşam evdekilere filmi anlatırken ‘ağla ağla öldük’ demek isteyenler ve iki ‘yarım’ insanın bir araya gelerek nasıl bir bütün olduğunu görmek isteyenler ‘Benim Dünyam’dan mutlu ayrılacaklardır.

BENİM DÜNYAM

Yönetmen: Uğur Yücel
Oyuncular: Beren Saat, Uğur Yücel, Ayça Bingöl
Yapım: 2013, Türkiye
Süre: 100 dk.