Biz olsak o cesareti gösteremezdik

Biz olsak o cesareti gösteremezdik
Biz olsak o cesareti gösteremezdik
Gezi Parkı'yla ilgili Baş-bakan'la görüşen ekipte yer alan sanatçı Yavuz Bingöl, "Gençler yeni bir dil oluşturmuşlar. Yeni bir alfabe bu. Bunun için bir okuma yazma seferberliği başlatılması lazım. Bu gençlerin isteklerini iyi okuyup iyi görmemiz lazım" diyor.
Haber: TAN SAĞTÜRK / Arşivi

Bu röportaja hazırlanırken birden fazla adamla karşılaştım. Hayatındaki sınırlar çok keskin değil. Her konuda değişime açık mısın? 
Ne güzel bir soru. Hiçbir gazeteci bugüne kadar böyle bir soru sormadı. Bazı konularda her insan gibi sınırlarım var. İnsan çok bilmediği, ilgilenmediği şeylerde çabuk değişim gösterebiliyor. Ama çok bildiği, doğruluğuna inandığı şeylerle ilgili çabuk değişmez diye düşünüyorum. Biraz burcumla da ilgili olabilir. Astrolojiye inanırım. Terazi burcuyum. Ama senin sorunun içinde saklı olan güzellikte yaşasa insanoğlu hayat daha kolaylaşabilir. Değişimden kastım ilkesizlik değil tabii ki. Her saniye bir şey değişiyor yeryüzünde. Siz değişmezseniz hayat çekilmez hale gelir. 

Bir şeye karşı çıkmak deyince nedense hep sol görüş gelir akla. Sağ görüşlü bir insan da protest olamaz mı? Neden sağ görüşü desteklemedin? 

Aslında ben 28 Şubat süreci öncesinde de insanların giyimlerinden kuşamlarından dolayı eğitim haklarının elinden alınmasına karşı çıkmıştım. Sol düşünce bana daha yakın geldi. Annemden dolayı, tabii insanın yetiştirilme tarzı, bulunduğun ya da büyüdüğün ortam etkili oluyor. Ben dünyayı sol düşüncenin, sosyal demokrasinin, daha çok paylaşmanın, eşitliğin kurtaracağını düşünüyorum. Kapitalizm kendisini insanileştirdikçe ayakta duran bir sistem ama toplumlar arasındaki uçurumları açıyor. Adalet duygusu yok olmaya başlıyor gitgide. Bu sistem böyle gitmez ve bir gün yıkılacak. Vicdana daha yakın bir sistemle yönetilmeye başlanacak. 

Bazı ülkelerde sağcılar iktidarda olur, sonra solcular gelir. Ya da tam tersi olur. Neden çok uzun yıllardır Türkiye’de solcular gelemiyor iktidara? 

Türkiye’de solun kendi içinde hastalıkları var. Onları tedavi etmek zorunda. Dünyada insanların ideolojilerinin peşine takılıp gittiklerini düşünmüyorum. Toplumlar çabuk değişebiliyor. Sıkıldığında ya da ‘Bunlar da aynı terane’ dediğinde oyunun rengini değiştirebiliyor. Ülkeyi daha çok sağ iktidarlar yönetmiş. Hayata ideolojik bakmamaya çalışıyorum. Sağcı çok arkadaşım da var. Onlarla birçok konuda ters düşerken birçok konuda da aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Şu andaki iktidarın yaptığı bazı şeyleri sol bir iktidar yapmalıydı. Ama muhafazakar demokrat bir parti yapınca sol seçmenin gönlüne girebiliyor. Oy oranlarının bu kadar yüksek olmasının sebebi de bence oydu. Soldan umudunu kesmiş, bunlardan bir şey olmaz deyip kararsız kalan seçmenin oylarını aldılar. 

CHP ’de Kılıçdaroğlu ’nun liderlik için doğru insan olduğunu düşünüyor musun? 

Kılıçdaroğlu büyük bir umutla geldi CHP’nin başına. Ki ilk seçildiği kurultaya ben de katılmıştım. “Faşizme karşı omuz omuza!” cümlesini kurultayda duymayalı yıllar olmuştu. Çok büyük umutla geldi. Ama yıldızını, o parlaklığını çabuk kaybetti. Çok dürüst ve iyi bir insan. Ama dürüst ve iyi olmak bence yetmiyor. Bana göre şöyle bir hata yaptı: Yol yürüdüğü ekibini değiştirdi. Genel başkanlık süreci, belediye başkanlığı adaylığı sırasında yanında olan ekibini parti içindeki dengelerden dolayı bir anda değiştirdi. 

Türkiye’de son olaylardan sonra yeni bir düzen oluşuyor. Hiçbir şey eskisi gibi değil deniyor. Güçlenebilmesi için ne yapmalı? Muhalefette sen olsaydın neyi değiştirirdin? 

Başbakan da dahil Türkiye’deki siyasetçilerin hepsi parlaklığını yitirmiş durumda. Yeni bir süreç lazım sanırım. Yeni genel başkanlardan bahsetmiyorum. Partinin, program geliştirmesi, tüzüğü, yöntemleri, liderlik sultasıyla ilgili düzenlemeleri, tüzüklerin demokratik hale getirilmesi... Aslında partinin seçimde oy almasının en büyük sebebi tüzüğüdür. Tüzüğü demokrat olmayan hiçbir partinin politika hayatı uzun sürmemeli, politika yapmamalı bile. Yüzde 70’i genç bir kuşak. Hepimiz çok şaşırdık. Ağzımı açınca eleştirirdim: “Okumuyorlar, Yunus Emre’yi bilmezler. Michael Jackson’ı bilirler.” İnanamadım gördüklerime. Kendi kızımdan biliyorum. Birçok konuda anlaşamıyorum kızımla. Ama böyle bir zeka, böyle bir mizah… Ve polisle ilk kez karşılaşan bir kuşak. İlk kez karşılaştıkları için umurlarında olmadı hiçbir şey. Haklarını sonuna kadar ortaya koydular. Polis şiddeti, polis korkusu nedir bilmiyorlar. Biz olsak o cesareti gösteremezdik. 

Zaman zaman hükümete karşı tavır alırken, bazen hükümetle birlikte hareket ediyorsun. İnsanlar bunu tutarsızlık olarak nitelendirip seni eleştiriyorlar. Devrimci Yavuz Bingöl gençlik yıllarından bu zamana siyasi anlamda nasıl değişim geçirdi? 

Ben 30 yıl önceki şeyleri düşünmüyorum doğal olarak. Bizim dönemimizdeki 1980 öncesi siyasi mücadele yöntemleri, her şey değişmiş durumda. Bakın son olaylarda kullanılan mizah ya da şimdi ‘duranadam’ olayı bence çok daha etkili bir eylem şekli. Bunları biz akıl edebilir miydik o dönem acaba? Eylem tarzları, yöntemleri daha hümanist ve uzlaşmacı. Bu insanın yaşıyla ilgili de olabilir. Sahaya inen gençlerin hepsinin kalbiyle bağlantısı var. Ama karşısında olanlar ise kalbiyle bağlantısını kesmiş kesimler, siyasetçiler. Bütün partiler için söylüyorum, bu çocukları anlamalarının mümkünatı yok bu yüzden. Yeni bir dil oluşturmuşlar. Yeni bir alfabe. Bir okuma yazma seferberliği başlatmak, bu dili öğrenmek lazım. Bu gençlerin isteklerini iyi okuyup iyi görmek, ötesinde kalbimizle, vicdanımızla bağlantıyı yeniden kurmak lazım. 

Başbakan’ın Kürt açılımı vesilesiyle sanatçılara verilen kahvaltıya gittin. Ve bundan dolayı çok tepki aldın. Bu toplantılar çözümü getirecek mi? 

Bu hükümetin demokratik açılım ve barış süreciyle ilgili yaptıkları tüm çalışmalara çok büyük destek verdim, ki hala da veriyorum. Ben bu işin Türkiye’nin en büyük ve en önemli sorunu olduğunu düşünüyorum. Beş aydır bir tane şehit gelmemesini, bir tane gencin dağda ölmemesini çok önemsiyorum. Her şeyin ötesinde insan canının önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Akil insanlar heyetinin görev süreleri bitti ve bir rapor hazırlıyorlar. Bu raporun sonuçları nezdinde hareket edecekler. 

Gezi Parkı olaylarıyla ilgili Başbakan’la görüşen ekipteydin. Sonra sen twitter’da hayal kırıklığı yaşadığını belirttin. Neden? 

Eğer hükümetin tavrını konuşacaksak ben fikirlerimi söyleyeyim. Mesela ben şu andaki eylem şeklini daha etkin ve tehlikeli buluyorum. Gezi Parkı’ndaki kitle bir şekilde kontrol altında tutulabiliyordu. Ama şimdi bütün parklar Gezi oldu. Şimdi bir ‘duranadam’ eylemi başladı. Pasif gibi görünen etkili ve güçlü bir eylem çeşidi bu. Gezi Parkı’ndaki ilk üç günlük süreçteki polisin tavrından sonra büyüdü. Dediğim gibi yöneticilerin o çocukların ne dediklerini anlamamasından kaynaklanan bir süreç gelişti. Altı temsilciden oluşan Taksim Dayanışması’nı muhataplarıyla bir araya getirdiğimizden dolayı çok mutlu ve umutlu gittik oraya aslında. Bir sonuç elde edebileceğimizi düşünüyorduk. Böyle bir müdahaleden sonra ben de hayal kırıklığı yaşadım. Bence doğru yapmadılar. Bunların yüzde 90’ı hiçbir siyasi hareketle bağlantısı olmayan 20 yaş ve altı gençler. Çok planlı programlı gibi görünen ama hiç öyle olmayan kendiliğinden gelişen bir şey. Çok doğaçlama. İstediğin yere git. 1789 Fransa’sına git böyle bir şekil yok. 

Halk için bir şey yapılacağı zaman halka sorularak mı karar verilmeli? 

3. köprü yapıyorsan bunu İstanbul’da yaşayan topluma sormalısın. Ya da büyük şehirlerde insanların en büyük sorunu olan yeşil alanla ilgili bir şey yapıyorsan bunu halka sormak kadar doğal bir şey yok ki. Dünyada bu böyle. Demokrasinin en büyük geleneklerinden biri olan istifa mekanizması bizim demokrasi anlayışımızda işlemiyor. Reyhanlı’da 53 tane vatandaşımız ölüyor. Bir tane istifa edecek yetkili bulamıyoruz. Bizim siyasetçilerimiz tecrübeden ve koltuktan dolayı kalpleriyle bağlantılarını yitirmişler. Kendini sorumlu tutup ‘Ben bu işi beceremedim, sorumluluğum çok üst düzeyde, istifa ediyorum’ diyen bir siyasetçi görürsem gidip Hacı Bektaş’ta kurban keseceğim. 

Bu kadar siyasetin içinde olup herhangi bir parti mensubu olmayı ya da milletvekili olmayı düşünmedin mi hiç? 

Millet beni CHP’li falan zannediyor. Benim ailem CHP’li. 50 yaşındayım ve hayatımda bir kere oy kullandım. 1989 yılında Ankara’daydım. Belediye seçimleriydi. CHP’den Murat Karayalçın’a oy atmıştım. 24 yıl geçmiş daha hiçbir partiye oy atmadım.
Neden oy kullanmıyorsun? Hiçbir parti lideri ve tüzüğü beni ikna edememiş demek ki. Ben Türkiye’deki siyaset şeklini siyaset yapma şeklini sevemedim bir türlü. Ben de olmam. Çünkü kaygan zemin ve politika yapma şekli Avrupa’daki gibi değil. Hemen her seçimde milletvekilliğiyle ilgili teklif aldım ama hiç birini kabul etmedim.