Bizde dönüp dolaşıp gelinen yer müziktir

Bizde dönüp dolaşıp gelinen yer müziktir
Bizde dönüp dolaşıp gelinen yer müziktir

Eczacılık okuyan, masatenisinde Türkiye birinciliği bulunan Serenad Bağcan, kişisel gelişim ve dövüş sporlarıyla da ilgileniyor.

Fazıl Say'a "Yıllar sonra aradığım sesi buldum" dedirten Serenad Bağcan, "En güzel şarkıları, babam, amcalarım ve Selda (Bağcan) halamdan dinleyerek büyüdüm. Ninnilerimiz bile çoksesliydi" diyor.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ - mahfuznecip@gmail.com / Arşivi

Kasım ayı içerisinde çıkan Fazıl Say albümü ‘İlk Şarkılar’da duyduğumuz keskin ses Serenad Bağcan’a ait. Fazıl Say onun için “Yıllar sonunda aradığım sesi buldum” diyor. Serenad Bağcan müzisyen bir aileden geliyor, masatenisi oynuyor, kişisel gelişimle ilgileniyor ve dövüş sporlarına meraklı. ‘İlk Şarkılar’ albümünü bahane edip kendisiyle konuştuk.
Müzisyen bir aileden geliyorsunuz. Müzikle de içli dışlısınız ama insanlar sizinle yeni tanıştılar. Peki, gerçekten kimsiniz siz?
Evet, insanlar beni yeni tanıyorlar, kendimi kısaca anlatacak olursam, mutluluk, iç huzuru ve yaşam sevinciyle şarkı söyleyerek, hayatımda yol alırken, dinleyenlere de bu mutluluğu, huzuru ve yaşam sevincini aktarabilmeyi amaçlayan bir yorumcuyum.
Müzisyen bir aileye mensup olmak müzikle ilgilenmek isteyen birine ne kazandırır? Siz bundan ne kadar faydalanabildiniz?
Böyle bir aileye mensup olmak, müziğe ilginiz olduğu takdirde birçok şeyi kolaylaştıran bir durum. Örneğin ben, çok küçük yaşlardan itibaren en güzel şarkıları, babam, amcalarım ve Selda (Bağcan) Halamdan dört sesli dinleyerek büyüdüm, bizim ninnilerimiz bile çoksesliydi. Müziğin, tutku ve disiplin gerektirdiğini, yaptığın işi severek yapmanın hazzını onlardan öğrendim. En önemlisi, yeryüzündeki her yaşam formuna sevgi ve saygı duymayı da onlardan öğrendim.
Bağcan’lardan birisiniz. Eczacılık okuyorsunuz. Masatenisinde Türkiye birinciliğiniz var. Kişisel gelişimle ilgileniyorsunuz. Dövüş sporlarını seviyorsunuz. Sizce de çok ilginç değil misiniz?
İlginç miyim bilmiyorum ama hayatın içinde olmayı, potansiyellerimin farkına varıp bunları kullanmayı seviyorum. Eczacılık okumuş olmak benim tercihimdi, aile geleneğini sürdürmek amaçlıydı diye düşünüyorum, çünkü bizim ailede herkesin bir mesleği vardır ve müzik bizim hobimizdir. Babam makine mühendisidir, halam fizik mühendisi, amcalarımın biri benim gibi eczacı, diğeri iktisatçıdır. Bununla birlikte, dönüp dolaşıp gelinen yer müziktir yine... Hayatım boyunca müziğin yanında her zaman spor oldu. Masatenisi gibi ferdi bir sporu seçmiş olmak, müziğin bana kattığı, tutku, disiplin ve aşkla bir şeyi yapma becerisinin yansımasıdır. Ayrıca maç sırasında verdiğiniz kararlardan sizin sorumlu olmanız hayat içerisinde de hayatınızın sorumluluğunu üstlenmenizi kolaylaştırıyor. Dönem dönem ilgi duyduğum alanlar değişir, dövüş sanatı sporları da bu alanlardan bir tanesidir.
‘İlk Şarkılar’ albümünün ortaya çıkış aşamasından bahsedersek…‘İlk Şarkılar’ albümü, Fazıl Say’ın bir anda karar verdiği bir projedir. Metin Altıok anısına yapılan bir albüme iki şarkısını söylemek için stüdyoya girdik ve Fazıl, birkaç yıl sonra yapmayı hedeflediği projeyi hemen başlatma kararı aldı. Her şey çok hızlı gelişti. Albümün hazırlanış süresince olan şeyler, projeye başlanıldığı anda Fazıl’ın kafasında adım adım hazırdı diye düşünüyorum. Şarkıların çalışılma süresinden stüdyo kayıtlarına, albüm kapağından içeriğine hatta çıkış tarihine kadar. Böyle planlı, programlı olmasa, yüzlerce konser, yolculuk ve heyecanın üstesinden gelinemez diye düşünüyorum.
Fazıl Say ile çalışmak daha önceki çalışmalarınıza göre farklı mıydı?
Fazıl Say ile çalışmak, benim için, her zaman söylediğim gibi onur verici, beni geliştiren ve daha fazla çalışmaya teşvik eden bir durum. Daha önceki işlerim ile arasındaki en büyük fark, tüm söylediğim şarkıların ona ait olması. Her nota, her hissediş onun ve bu durum bizim işimizi çok kolaylaştırıyor. Örneğin koroda Mozart’ın ‘Requiem’ini söylüyorsunuz, yapabileceğiniz tek şey, notaların üzerindeki nüansları yapmak ve orkestra şefinin yorumunu uygulamak. Fazıl yaşıyor ve ne istediğini biliyor, söylüyor… Bu çok önemli benim için. Birlikte çalışmadan evvel elbette takip ederdim Fazıl’ı ve her konser sonrasında da ‘Bir insan, bir enstrümanı, sanki bir uzvuymuş gibi nasıl böyle kolaylıkla ve yüreğiyle çalabilir?’ diye hayrete düşerdim, dakikalarca kendime gelemediğimi hatırlarım. O, gerçekten inanılmaz bir deha ve yeteneklerle donatılmış. Bizler ne kadar şanslıyız ki onunla aynı topraklar üzerinde yaşıyoruz, bizim duygularımıza, bizim melodilerimize, bizim hislerimize tercüman oluyor.
Albümde Metin Altıok, Nâzım Hikmet, Cemal Süreya gibi Türk şiirinin çok önemli şairlerinin şiirlerini seslendiriyorsunuz. Hiç gözünüz korkmadı mı?Samimi olmak gerekirse korkmadığımı söylemek isterim, aksine merakla, heyecanla çalıştım. Her şairimizin hayatını inceledim, şiirlerini okudum, hayata karşı duruşları konusunda fikirler edindim. Sanırım bu araştırmalarım, şarkıları yorumlamamda çok faydalı oldu.
Günlük hayatınızda şiirle aranız nasıldır?
Şiirsiz, tiyatrosuz, sinemasız, resimsiz, kitapsız daha doğrusu sanatsız bir hayat düşünemiyorum. Hayatlarımızı anlamlı kılmanın en güzel ve zevkli yolu...
Müzik kariyeriniz dışında nasıl bir hayatınız var? Neler yapmaktan hoşlanır, neler dinlersiniz?
Çok mütevazı bir hayatım var, her gün işime keyifle giderim, şarkılarımı söylerim, öğrenmek ve bilgilenmek benim vazgeçilmezimdir. Eğitimlerime katılırım, yoga yaparım, ailem benim için çok önemlidir, her fırsatta onlarla olurum. Şu sıralar ‘İlk Şarkılar’ albümümüzü sıkça dinliyorum.
Fazıl Say’ın Orhan Veli, Cemal Süreya, Metin Altıok, Can Yücel ve Nâzım Hikmet şiirlerinden 20 yıl önce bestelediği şarkıların yer aldığı ‘İlk Şarkılar’ albümü Ada Müzik’ten çıktı. Albümdeki şarkıları Serenad Bağcan söylüyor.