Bizden de, bizimle de değilsin...

Bizden de, bizimle de değilsin...
Bizden de, bizimle de değilsin...
Arkadaşı tuvaletteyken gelen iki kahveden, daha köpüklü olanı önüne çeken insan omzuna duman grisi tavşan kürkünden etol de atar.
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ / Arşivi

İnsan berbat. Sadece dışarı ses veren kulaklık takması bile, böyle olduğunu anlamak için yeter bir işaretken, bir de kürk giyiyor. İnsan, berbat!
İnsanı, dışarı ses veren kulaklığı söyledim, berbat yapan sadece iki şey daha var. Biri, her şeyin en güzelini hak ettiğine, diğeri de yaşamını ne pahasına olursa olsun sürdürmek zorunda olduğuna yürekten inanması. Arkadaşı tuvaletteyken gelen iki kahveden, daha köpüklü olanı önüne çeken insan omzuna duman grisi tavşan kürkünden etol de atar. Ve eğer vapur batarsa mesela, canını kurtarmak için, yerde yatanların yanaklarını, memelerini, kaburgalarını da çiğner.
Kürkle ilgili tavır ve tabii maydanozlu köfte ya da soslu tavuk buduyla da ilgili tavır, ‘hayvan hakları’ gibi bir ‘kof elma’ olduğu için, biliyorum, kimse yemiyor. Bıçağın ucuna takıp, ‘Allahaşkına’larla uzattığımız dilime sadece çinçilacı Bülent Ersoy, ya da 80’lerde sırf bunun için ‘ Avrupa ’ya gidip, pazardan domates alır gibi vizonuydu, astraganıydı, Rus samuruydu alan Semra Özal değil, üst komşu Nebahat Teyze de tok. Çünkü ‘hayvan hakları’, bir tür ilgi alanı. “Valla canım çok sağ ol da benim hiç vaktim yok”luk bir mesele. Naiflerin hobisi. Ağzının tadını bilmeyenlerin işi. Bütün otların adını bilen çok çok sıkıcı kadınların zaman öldürme taktiği. Oysa “Sucuğu ısırarak yiyorum” çok havalı laf.
Bana göre kasiyere “Sen” diye hitap etmekle, astragan manto diktirmek arasında bir fark yok. Birinde bir insanı, diğerinde süt kuzusunu biçiyorsun. İkisinde de “Ben ben” diyorsun. “Ben iyi olayım da kasiyerlerle koyunları da Hz. Nuh kurtarsın.” Balıkçıların sergilediği güzelim camgözleri, ‘adaklık koç bulunur’ tabelasının altındaki kınalıyı da lütfen artık gelsin alsın.
80’lerde Ahu Tuğba, Banu Alkan ve şirketin diğer ortaklarının karılarında gören her kadın , bir vizonu olsun isterdi. Şimdi, gençler çok itibar etmiyormuş. Kaynanalar, kuru temizlemecide parlattırıp gelinlerine hediye ettikleri kürklerin, kollarının kestirilip yelek yapıldığını görünce, iki tane ağrıkesici yutup başına da patates sarıyormuş. Eh bu da bir şey, belki böyle böyle biter.
Diyeceğim, insan berbattır. Kürk yüzerse, dikerse, giyerse iyice berbatlaşır. Çünkü kürk insanın kendini çok önemsemesidir. Kürk insanın yaşama tırnaklarını geçirmesidir. Yarınına, planlarına, ikinci kasetine ya da üçüncü çocuğuna olan aşırı inancıdır. Kürk giyen bizden de bizimle de değildir. Dışarı ses veren kulaklığı zaten söylemiştim.