Bizim eleştirmenlerden de tam not

Bizim eleştirmenlerden de tam not
Bizim eleştirmenlerden de tam not
13 Haziran Cuma günü gösterime girecek Nuri Bilge Ceylan'ın Altın Palmiye ödüllü filmi 'Kış Uykusu'nun basın gösterimi dün sabah yapıldı. İşte eleştirmen yorumları...

Uğur Vardan (Hürriyet): Aydının sınıfsal hal-i pürmelâli, tam da ana karakterinin isminin 'Aydın' olduğu 'Kış Uykusu'nda Nuri Bilge Ceylan bakışıyla alabildiğine didik didik ediliyor. Bu mesele Batı için çok çok eski bir geçmişin konusu belki (Rus cephesini 'Doğu' sayarsak da Çehov'dan bu yana). Bizim içinse Tanzimat'la başlayıp Cumhuriyet'in ayaklarını yere basmasıyla birlikte daha net bir şekilde kıyıya vuran, belki Yakup Kadri'nin 'Yaban'ıyla ilk kez sesini 'Gür' bir şekilde duyuran, sinemamızda ise özellikle '80 sonrası'nın suskun ortamında belli ölçülerde iç hesaplaşmaya giren yönetmenlerimizce sık sık uğranılan bir liman... 
Bütün bu tabloda 'Kış Uykusu' yeni bir derdin peşine düşmüyor ama sinemamız ölçüsünde en uzun süreli ve vakti bol olunca da- daha derin bir alışverişin parçası oluyor. Tabii filmin zamanlama açısından şöyle bir preblemi var, tıpkı Onur Ünlü'nün 'Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi' gibi 'Aydın'a uzun süredir herkes vuruyor ve Türkiye 'nin içinden geçtiği siyasal iklim itibariyle o artık bir 'Mazlum'... Ama Nur Bilge de şunu söyleyebilir, "Bu dönem gelip geçer ama benim filmim zamansızlık bağlamında yarına kalır..." İnşallah öyle olur... Ben en çok 'Taş atan çocuklar' meselesinin öyküye yedirilmesini, bütün psikolojik ayrıntılarıyla beğendim. Bir de Aydın'ın, kız kardeşi Necla tarafından yazıları üzerinden çok doğru noktalarla lime lime edilişini!.. Son olarak filmin ismi 'Taşra Sıkıntısı' da olabilirmiş...

Nil Kural (Milliyet): ‘Kış Uykusu’, Nuri Bilge Ceylan’ın filmografisinin takdir edilen onlarca yönüne, sinemada ilk bakışta işlemesi zor gözüken edebi diyalogları yerleştirdiği bir yapım. Bunun üstesinden kusursuz şekilde gelen filmle yönetmen insan doğasından yola çıkarak Türkiye panoramasına uzanabiliyor. Sonuç olarak ‘Kış Uykusu’, yönetmenin yaşayan en önemli sinemacılar listesinin tepelerindeki yerini daha da pekiştiriyor şüphesiz.

Ceyda Aşar: ‘Kış Uykusu’nun incelikli dünyasındaki, iç çatışmaları çok kuvvetli karakterler pek çok zamanı bünyesinde barındırıyor. Bugün ağdalı gelebilecek klasik bir Çehov oyunundan fırlamış kadar can sıkıntısıyla bunalıyorlar, “Çalışmak gerek, sadece çalışmak” diyen ‘Üç Kızkardeş’in İrinası kadar ‘özverili’ler. Diğer yandan ise Türkiye taşrası aydınının sınıfsal kibrinin kurbanı, kötülüğün tohumular. Derinlikli ve ironi yüklü bir insanlık tasviri… Hem buralı hem evrensel, hem düne ait hem bugüne. Bir yandan film, bir yandan roman.

Nuri Bilge Ceylan'dan "Yılmaz Güney pozu" açıklaması

'Kıskanç Tarantino, yılan bakışlı Uma'

Nuri Bilge ve Yılmaz Güney aynı masada


Fırat Yücel (Altyazı): Herkesin kendi açısından haklı olduğunu hissettirmek ama bunu yaparken -herkes suçsuz işte- gibi kof bir hümanizme savrulmamak kolay değil. ‘Kış Uykusu’ Dostoyevski’den bildiğimiz bu erdemi de taşıyan bir Çehov uyarlaması gibi.

Murat Erşahin (sinemamuzik.com): İnsan ruhunun analizini izlerken bireyden topluma bakıyoruz. Çehov ağırlıklı ‘karakter’ öyküsü, vicdan, ahlak, gurur, adalet, insan zavallılığı gibi içi dolu kavramları memleket meseleleriyle harmanlıyor. Oyuncu kadrosunun tamamı mükemmel. Özetle Nuri Bilge, ‘mutsuzluğumuzun kışı’nı resmetmiş.
Çağdaş Günerbüyük (Evrensel): Birçok müthiş detay içerdiğine, özellikle oyunculuk, görüntü bakımlarından başarısına kuşku yok. ‘Kış Uykusu’nun girip çıktığı sınıfsal, kültürel, insani tartışmalar ‘Kasaba’dan bugüne kadarki N.B. Ceylan temalarının yoğunlaşmış hali gibi. Ama karakterlerin kuruluşunda, diyaloglarda, hikâyede bu derinliğin hakkının verildiğinden emin değilim.

Senem Erdine: Başta, orta ve üst sınıftan liberal aydınlarımız olmak üzere izleyen herkesin uykularını kaçırabilecek bir yüzleşme filmi ‘Kış Uykusu’. Gerçeklik, yabancılaşma ve vicdan üzerine, sınıfsal, kültürel ve psikolojik boyutları son derece iyi ele alınmış bir hikâyeyi film dilinin bütün unsurlarını ustalıkla kullanarak perdeye yansıtıyor Nuri Bilge Ceylan. Çağına ayna tutan, unutulmayacak filmlerden.

Murat Özer (Radikal): ‘Kış Uykusu’nu izleyen herkesin durduğu yere göre farklı değerlendirmeler yapacağını tahmin etmek zor değil. Alabildiğine ‘dolu’ bir film zira, ‘ürkütücü’ uzunluğunun içini hakkıyla dolduran bir film. Nuri Bilge Ceylan’ın ‘sınfsal nefret’ten kadın -erkek ilişkilerinin ‘yalan dolan’ temelli doğasına, oradan güncel politik göndermelere kadar uzanan temalar bolluğunu Çehov ortak paydasında buluşturmasıysa şapka çıkarılır cinsten. ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’nın ikna etme eksikliğini giderdiği söylenebilir ‘Kış Uykusu’nun, yüzde yüz değilse de. Bu filme ve Ceylan’a dair söylenebilecek en ‘imrenilesi’ şeyse şu olur sanki: NBC, Türkiye’de hiçbir yönetmende olmayan, dünyadaysa pek az sinemacının ele geçirdiği ‘lüks’ten faydalanmanın (ya da olumlu anlamda ‘sömürmenin’) en çok da ‘Kış Uykusu’nda üstesinden geliyor.

Senem Aytaç (Altyazı): Nuri Bilge Ceylan sinemasındaki bu tanıdık olduğu kadar yepyeni durak, sinemanın edebiyat, tiyatro ve resimle kurduğu ilişkiye dair de zihin açan bir başyapıt. Dönüp dönüp yeniden okunan klasikler gibi, hem bugüne dair hem zamanlar ötesi. ‘Kış Uykusu’nu koskoca bir edebiyat ve sinema geleneğinin son halkası olarak özel kılan yan ise karakterlerin hem ilişkilerinde hem de diyaloglarında derinlikle yüzeysellik arasında, ciddiyetle alaycılık arasındaki gelgitleri.