Bizim ilahımız yönetmen değil senaryo

Bizim ilahımız yönetmen değil senaryo
Bizim ilahımız yönetmen değil senaryo
Serdar Orçin 'her rolün altından kalkar' denilen türden bir oyuncu. Bugün gösterime giren 'Karnaval'da izleyeceğimiz Orçin'i, yarışmada yer alan 'Eve Dönüş: Sarıkamış 1915' filmi için geldiği Altın Koza'da yakaladık.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Filmin gösterimi nasıl geçti?
Çok iyiydi. İşin en keyifli kısmı. Yani hakiki seyirciyle karşılaşma kısmı. İnanılmaz tepkiler aldık. Bir de buranın seyircisinin dilinin kemiği yokmuş. Ne düşünüyorsa söylüyor. Genel eğilim beğenildi. İki şey ön plana çıktı. Biraz da ülkenin içinde bulunduğu durumdan dolayı. Savaş tam kapımızdayken… İnsanların duygularına slogan gibi oldu. “Barış istiyoruz, savaş insanı ne hale getiriyor” gibi konuşmalar oldu. Filmin durduğu yer seyirciye ulaşmıştı. Bir de oyunculara da çok iyi eleştiriler geldi.
Peki, film vizyona gireli çok oldu. Ekipte “Keşke ilk kez burada gösterseydik” duygusu oluştu mu?
Benim fikrim. Bence filmin kaderi böyle olmalıydı. Vizyon konusunda acele edildi bence. Montreal’den de iki ödülle döndü. Keşke önce festivallere gitseydi ve sonra vizyona girseydi. Burada da zaten vizyona girmiş olmasına rağmen, ilk kez izleyenler şaşırdılar. Biraz da isminin getirdiği önyargıdan kaynaklı olsa gerek, diğer savaş filmleri gibi düşündüler. Beklemedikleri bir şey olduğunu görünce seyirci şaşırdı. Film bence etkisini şimdi gösterdi.
Sen festival deneyimi olan bir oyuncusun. Bir oyuncu için festival ruh hali nasıldır? Seyirci, ödül beklentisi…
Şöyle bir şey oluyor: Ödül töreni yaklaştıkça konservatuvar sınavındaki anlar aklıma geliyor. O duyguyu hatırlattı. Ama filmle ilgili içiniz rahatsa, festival, ödül gibi şeyler bende çok gerilim yaratmıyor. Jürinin neyi nasıl değerlendirdiğini merak ediyorum.
Senin burada görebildiğin filmler içinde öne çıkanlar neler?
Yüzde yüz ‘Köksüz’ çok iyi film. ‘Gözümün Nuru’, inanılmaz büyük bir özveriyle çekilmiş, bayıldım. Bir film yapma fikri bu kadar güzel olabilir. ‘Jîn’i göremedim, o kötü oldu.
Altın Koza’da iki film de olabilirdi. ‘Karnaval’ cuma günü gösterime giriyor. Oradaki karakter de özel. Çekiyorsun bu karakterleri sanki?
Benim de kaderim bu herhalde. ‘Yazgı’dan sonra galiba biraz arka arkaya gelen birkaç rolle birlikte, sorunsalı olan karakterler olduğunda akla gelen ilk isimlerden biriyim galiba. Bir de sanırım daha önce yaptığım işler güven telkin ediyor. İnsanlar emanet ederken içleri rahat oluyor. Bugüne kadar “Niye bana bu rollerle geliyorsunuz” diye sormadım…
‘Karnaval’ da ilk film. Senin gibi deneyimli bir oyuncu için bir taraftan da risk değil mi bu? Bu riski nasıl en aza indiriyorsun?
Bizim ilahımız yönetmenden önce senaryo. Senaryoya bakarım, beni ikna ediyorsa sonrası yönetmen. Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Alphan’ın (Eşeli), ilk filmi ‘Eve Dönüş’ ama çok donanımlı birisi. Sinemayı çok iyi biliyor. Hem teknik olarak hem de felsefe olarak. Dolayısıyla onunla muhabbet ederken, film heyecan yaratmıştı bende. Bu, güven verdi bana. ‘Karnaval’ın da senaryosuna kayıtsız kalamadım. Çok hoşuma gitti. Can’la (Kılcıoğlu) buluştuğumuzda onun heyecanı beni çok heyecanlandırdı. Bir de çektiği bir kısa filmi verdi. Onu görünce çok titiz bir yönetmen olduğunu anladım. Yazdığı karakter de ona çok benziyor.
Tülin Özen’le çalışmak nasıldı?
Tülin ve İpek Bilgin geçen yaz benim hayatımın en önemli kazanımları olabilir. Bir de Can tabii. İpek Bilgin’e haftada bir gidip yüz sürmek istiyorum. Tülin’le de daha yakın bir arkadaş olduk. Yakın zamanda da birlikte bir tiyatro oyununda yer alacağız.
Henüz açıklanmıyor mu?
Evet. İki oyun arasında gidip geliniyor. Henüz netleşmedi. Ama daha da sürpriz isimlerin olacağını söyleyebilirim.
Behzat Ç.’den sonra yeni dizi var mı?
Henüz yok. Görüşmeler var ama. Birisi ciddi gidiyor. Olursa olur…
‘Karnaval’da ciddi bir baba problemi var. Gerçek hayatta da böyle mi diye soruyorum ben kendime?Bence filmde baba problemi varmış gibi görünüyor ama asıl olarak ‘anne’ ciddi problem. Baba ile problemin de kaynağı anne. ‘Sevgi şiddeti’ yüzünden doğan bir problem: “Seni o kadar çok seviyorum ki, hiçbir şey yapmana izin veremem!” adlı sinema eseri diyebiliriz.