'Bizim rock dünyasında inanılmaz ikiyüzlülük var'

'Bizim rock dünyasında inanılmaz ikiyüzlülük var'
'Bizim rock dünyasında inanılmaz ikiyüzlülük var'
İkinci albüm 'Hoşgeldin/B'xer Hati'yi çıkaran Bajar, memleket rock'ından hoşnut değil: "Lennon'ın savaş karşıtlığına hayranlar ama kendi ülkesine dair sözü yok!"
Haber: NAZAN ÖZCAN - nazan.ozcan@radikal.com.tr / Arşivi

“Boşver, bugün cuma, bir tek at geçer” dediklerinde de “Hoş geldin sevdam, hoş geldin bana” derken de Roboski’ye ağıt söylerken de sağlam rock müzik dinlemenin

keyfini sonuna kadar sunuyorlar. Yani hem sözde hem müzikte, rock yapıyorlar. İlk albümleri ‘Yaklaş/Nezbe’yi 2009’da çıkaran Bajar, gene şehrin ve hayatın ötekilerini kulağımıza bağırıyor. Büyük büyük laflar değil, güzel hikâyeler ve güzel müzikle. Vedat Yıldırım, Burak Korucu, Cansur Küçüktürk, Ari Hergel ve Erdem Göymen bu sefer ‘B’xer Hati’ diyor, yani ‘Hoş geldin.’ Selama selam, racondandır. Selamı alıp gruptan Vedat Yıldırım ve Burak Korucu’yla hasbihal ettik.
İlk albüm ‘Nezbe/Yaklaş’tı, şimdi ise B’her Hati/ Hoş geldin’. Kime hoş geldin diyorsunuz? 
Vedat:
 Hep davetkâr isimler. Söyleyecek sözümüz var, dinleyen dinler, dinlemeyen dinlemez havasında değiliz. Bir şekilde onların gönül kapılarını nasıl açabiliriz diye düşünüyoruz. Bir buluşma arayışımız var yani.
Hoş geldine bir de hoş bulduk denmesi gerek değil mi?
 
Burak: Bizim hoş geldiniz, birine bahşettiğimiz bir misafirperverlik değil. Bir tür merhabalaşma. Herkes bu toprakların hem sahibi hem misafiri.
Vedat: Kibirli dil kullanmıyoruz. Efendiler ve bahşedenler kültürü eşitliği de bozuyor. Bajar, Kürtçe ve Türkçe müzik yaparak bunu da kırmaya çalışıyor. Zaten Kürtçenin ve Türkçenin geçişken olmasını istiyoruz. İşyerinde herkes bir iki kelime Kürtçe öğrense ve birlikte şakalaşsa insanlar, daha güzel olmaz mı?
Grupta öyle bir durum var mı? Siz de çokkültürlüsünüz, Kürdünüz de var Ermeniniz de, Türkünüz de. 
Vedat:
Ermenice merhaba demeyi ya da daha fazla birkaç cümle biliyoruz.
Burak: Bajar’a katıldığımdan beri Kürtçeye aşinalığım arttı. Belki konuşamam ama bir gazetede genel olarak ne söylendiğini ya da edilen muhabetti genel olarak anlıyorum.
Hit parçalardan ‘Betbeyaz’da beyazyakalılar anlatılıyor. “Boş ver, bugün cuma bir tek at geçer” diyor...
 
Vedat: Orta sınıf diyebileceğimiz, kapitalizmin tüm yükünü taşıyan, Bajar’ın önemsediği bir grup onlar. Belli bir gelirleri var, biraz ayrıcalıklı hissediyorlar, bir yaşam biçimi var ve sözde sistemin nimetlerinden yararlanıyorlar. Ama çalışma saatlerine baktığında durum öyle değil. Bu şarkıyı yapmamızın bir sebebi daha var: Bajar’ın ilk albümünün sadece Kürtlere dönük olduğu dünüşüldü. Ama sözümüz sadece Kürtlere değil. Bajar, şehir demek, bu da şehirdeki emek dünyasından bir şarkı.
Burak: İşin kötüsü ben patronum! Reklam şirketim var. Ama ‘Betbeyaz’da problem sadece Türklerin, Kürtlerin ya da Arapların değil, kapitalizmde yaşayan herkesin. Hollandalı da ya da Meksikalı beyaz yakalı da benzer sistemde çalışıyor.
Aslında Bajar da bir tür orta sınıf grubu değil mi?
Vedat: Ekibe bakarsak, orta sınıfla kaybedenler kulübü arasında gidip geliyoruz. Bu işin bir güvencesi ya da düzenli maaşı yok. Biz açlık grevleri, savaş ortamı, yas durumlarından direkt etkilenen bir grubuz. Konserler iptal ediliyor. Kürtçe müzik yaptığımız için belediye festivallerine çağrılmıyoruz. Ama zaten Bajar’ın müziği bütün şehri anlatıyor. Orta sınıf, asimilasyonun eşiğindeki Kürtler, sol muhalefet, sosyalistler vs.
Roboski’ye şarkı yazmışsınız. ‘Otuz Dört Adet!’ ‘Adet’ biraz manidar. 
Vedat:
Memlekette vatan millet Sakarya edebiyatı var ve burada insanların hayatı hiç önemli değil. Siyasetin dili soğukkanlı ve duyarsız. Roboski’de ölenler için bakanlar bile “34 adet” dediler. Hızlı trende 33 insan öldü, bir müsteşar bile istifa etmedi. Roboski’de Kürtlerin kalbi çok kırıldı ve hâlâ ortada duruyor mesele. Bu şarkıyı Kürt olanlardan çok Kürt olmayanların dinlemesini istiyoruz. Zaten Kürtler bu acıyı biliyorlar.
Burak: Ölen çocuklar, Facebook’ta Cemal Süreya şiirleri paylaşmışlar. Düşünsenize, Cemal Süreya ne kadar ortak bir nokta. Orada yaşayan gençle, burada bankada çalışan ve Etiler’de oturan birinin ortak noktası olabiliyor. Bu insanlar uzayda yaşamıyor! Bu şarkıda vah vah gitti bu insanlar ajitasyonu yapmıyoruz. Bu insanlar böyle insanlar ve günde 50 lira için soğuğun, mayınların arasında bu işleri yapmak zorundalar, diyoruz.
Vedat: Arada ‘Gazze eşittir Cizre’ diye tweet’ler atıyoruz. İsrail’deki milliyetçilerin Gazze’de ölen çocuklara bakışıyla, Türkiye ’deki milliyetçilerin Kürtlere bakışları arasında fark yok. Türkiye’deki mütedeyyinlerin de bir vicdani ve ahlaki sorgulamadan geçmesi lazım. İsrail Gazze’ye girerken, insansız hava araçlarını kullanıyor, e Roboski’de de onlar kullanıldı!


Uğur, Ceylan ve Serap... 


‘Ey Heval/ Arkadaş’ta üç ölü çocuğa atıf var. Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol ve Serap Eser. Bu üç çocuğun ismini yan yana görmek mümkün olmuyor, Kürtler Uğur’la Ceylan’ı hatırlatırken, Türkler Serap’ı sürüyor öne.
Vedat: Bu nasıl bir vicdandır? Bu çocuklar, savaşın kurbanları. Öyle bir ayrım mümkün mü?
İkinci cover Ahmet Kaya’dan; ‘Yalan da Olsa.’ Ahmet Kaya severlerden misiniz?
Burak: Çok seviyoruz tabii. Ahmet Kaya bu şehrin hem ana caddelerinde, arka sokaklarında hem de başrol değil de yan roldekileri çok güzel anlattı. Bizim de şehri bütünüyle anlatma derdimize çok oturan bir şarkıydı.


Dünya rock’ındaki isyan bizde yok

Bir Şivan Perwer cover’ı var: ‘Serhildan Jiyan E/ Yaşamak İsyandır.’
Vedat: Albümün konseptine uyuyorsa bir cover yapıyoruz. İlk albümde de Orhan Gencebay vardı. Kürtler de bir serhildan (isyan) halinde şu anda. “Yaşamak direnmektir” cümlesi, dünyadaki bütün ezilmişlerin şiarıdır.
Burak: Inti Illimani’nin ‘El Pueblo Unido’ şarkısını çok severken insanlar, ‘Serhildan Jiyan E’de tüyleri diken diken oluyor!
Vedat: Bizim rock dünyasında inanılmaz bir ikiyüzlülük var.
Nasıl bir ikiyüzlülük?
Vedat: Bob Dylan’ı, Patti Smith’i, Bob Marley’i çok seviyorlar, John Lennon’ın savaş karşıtlığına hayranlar. Rage Against The Machine delisi hepsi. Ki RATM, Amerika’ya terörist der. Ama kendi memleketine dair ne söylüyorlar? Hiç. Aynı şeyler burada da yaşanıyor. Bob Marley sağa sola sallanabileceğin bir müzik yapmaz. Sözlerinde özgürlük mücadelesi vardır. Evet Türkiye’deki rockçılar onu çok seviyor ama kendi üzerlerinde bu insanların küçücük bir izi bile yok.
Rock müzik biraz da isyandır aslında.
Vedat: 68 döneminde yükselmiş bir müzik. O özgürlük fikri, Vietman sendromu, devletin yalan söylediği fikri hep rock müziği yükseltti. Türkiye’de Anadolu rock döneminin dışında, pek öyle muhalif bir rock olmadı.
Burak: Cem Karaca da kolej kökenliydi ama ‘Parka’, ‘Tamirci Çırağı’ gibi şarkıları yaptı. Dünyadaki rock müzikteki o isyanın, müzikteki o güç, sözlerdeki keskinlik, estetik ve edebi yönü de içeren toplamın Türkiye’ye yansıması, iyi gitar çalmak ve iyi makyajlanmış ekip olmak!