Bocelli'yi getirmek için dört yıl uğraştı

Bocelli'yi getirmek için dört yıl uğraştı
Bocelli'yi getirmek için dört yıl uğraştı
İtalyan tenor Andrea Bocelli, TEMA Vakfı'nın 20. yıl konseri için Türkiye'de ilk konserini verecek. Mustafa Oğuz'un dünyanın en iyi tenorlarından biri olan Bocelli'yi memlekete getirmesi pey kolay olmamış...

2000’lerin başı. Yabancı bir kanalda bir sunucu anonsunu şöyle yapıyor: “… Eğer Tanrı’nın bir sesi olsaydı, aynı böyle olurdu. Huzurlarınızda Andrea Bocelli...”
Şarkıcı, besteci ve müzik yapımcısı tanımının hafif kalacağı kadar çok yönlü bir opera sanatçısı olan ve bugüne kadar dört Amerikan başkanı, iki Papa ve kraliyet ailesinin yemin törenlerinin yanı sıra Olimpiyat oyunları ve dünya kupası açılış törenlerinde performans sergileyen Bocelli’yi İstanbul ’da dinlemeye az kaldı. 80 milyondan fazla albüm satan İtalyan tenor, TEMA Vakfı’nın 20’nci yılının kutlanacağı özel konser için 22 Şubat 2014’te İstanbul’a gelecek.
Bocelli’yi Türkiye ’ye getirme fikri aslında yeni değil. Most Production’ın organize ettiği konser için Mustafa Oğuz epeydir uğraşıyordu. Son yıllarda eskisi kadar yoğun bir şekilde günlük konser organizasyonu yapmadığını, daha çok özel projelerle ilgilenmek istediğini söyleyen Oğuz’un önüne süreç içinde öyle zorlu prosedürler çıkmış ki bir ara bezmiş ve uğraşmaktan vazgeçmiş. Ancak TEMA Vakfı’nın kuruluşu sırasında özel bir Sezen Aksu konseri organize eden, beş TV kanalının beş dakika boyunca ortak yayına geçerek vakfın duyrulmasını sağlayan Oğuz, vakıf kapısını çalıp, 20. yılları için özel bir etkinlik isteyince yeniden Andrea Bocelli hayalini kurmaya başlamış. 

Bütün detaylar hesaplandı

Bocelli’nin menajerlik ofisi İrlanda’da, başdanışmanlığı Londra’da, kendi organizasyon şirketiyse İtalya’da. Vakıf için hemen görüşmelere yeniden başlayan Oğuz, doldurdukları formun sayısını bilmiyor. İstekler de tabii sınırsız. Örneğin Bocelli’yi getirecek özel uçağın tipi ve modelinin ne olacağı bir kriter. Keza pilotların, kendisiyle ilgilenecek kişilerin sağlık belgeleri de istenmiş. Gider kalemleri, bütçeler hepsi net bir şekilde hesaplanmış. Neticede dört yıllık bir uğraşın sonunda Bocelli, gelmeye ikna olmuş. Üstelik şubat ayında vereceği konserde kendi seçeceği konuk sanatçıları da ağırlayacak.
Dünyanın en iyi üçüncü tenoru kabul edilen Andrea Bocelli’nin hikâyesi, 1958’in eylül ayında İtalya’nın Toscana kentinde başladı. Annesi, doktorun sağlık sorunlarını gerçekçe göstererek kürtaj önerisini geri çevirdi ve Andrea dünyaya geldi. Bundandır ki Bocelli, sıkı bir kürtaj karşıtı olarak biliniyor. Yine annesi, müziğe ilgisini fark edip, oğlunu piyano başına oturttuğunda yaşı altıydı. Daha sonra flüt, saksofon, trompet, trombon, gitar ve batari çalmayı da öğrendi. Büyükannesi, ona İtalyan tenor Franco Corelli’nin kasetini verdiğinde, Andrea anladı ki Corelli’nin mesleğini devam ettirmek onun kaderi... Glokom hastalığından dolayı zaten az gören gözleri, 12 yaşında futbol oynarken kafasını çarpıp beyin kanaması geçirince tamamen görmez oldu.
14 yaşında ilk kez bir şarkı yarışmasına (Margherita d’Oro) girdi ve kazandı. Üniversitede hukuk okudu, bir yandan da para kazanmak için akşamları çeşitli mekânlarda piyano çaldı.
1994’te katıldığı San Remo Müzik Festivali’nden sonra Caterina Caselli tarafından keşfedilen Bocelli, aynı yıl Verdi’nin ‘Macbeth’ eserinde rol aldı ve böylece opera sahnesindeki ilk çıkışını yapmış oldu. Asıl çıkışı ise 1995’te ‘Con te Partiro’ parçasıyla Avrupa listelerinde bir numaraya yerleşince yakaladı.
2011’de yorumladığı ‘Notte Illuminata’ projesinde yaklaşık 20 dakika çılgınca alkışlanması unutulmuyor. Bu performansla sanatçı New York’taki Metropolitan Opera Evi’ne giriş yaptı. 

Grammy’ye aday gösterildi
2012’in şubat ayında Cenova’da sahnelenen ‘Romeo&Jülyet’ operasında başrolü üstlendi. Aynı yıl yayımlanan ‘Opera’ albümünde yaklaşık 20 yıllık uluslararası müzik kariyerinde seslendirdiği operaların en özel bölümlerine yer verdi. Ayrıca bugüne kadar seslendirdiği tüm operaları da 18 farklı CD’de toplayarak yayımladı.
Son albümünü 2013’te yayımlayan Bocelli, ayrıca sayısız ödülün de sahibi. 1999’da en iyi yeni şarkıcı dalında Grammy ödülüne aday gösterilmesi 38 yıldır bu dalda ödül kazanamayan klasik müzikseverler arasında heyecana sebep olmuştu. Celine Dion’la gerçekleştirdiği düet ‘The Prayer’ Altın Küre törenlerinde en iyi şarkı ödülünü almış ve yine en iyi şarkı kategorisinde Oscar Ödülü’ne aday gösterilmişti. Bocelli, 2003 İngiliz Klasik Müzik törenlerinde de en iyi albüm ödülünün kazananı olmuştu.
Biyografisine sayfaların yetmeyeceği Bocelli, düetlerle de dünyanın dört bir yanından sanatçılarla işbirliğini pekiştirdi. Bocelli, 55 yıllık ömründe hayata dair duygularını açıkça sergiledi ve hiçbir zaman ‘engelinden’ kaçmadı. Çünkü tek bir dileği vardı ve onu aslında çoktan gerçekleştirmişti: “En çok istediğim şey dinleyicimle iletişime geçebilmek. İdollerim beni nasıl etkilediyse ben de dinleyicilerimi öyle etkilemek istiyorum.”
Ülker Sports Arena’daki konserin biletleri 20 Kasım saat 11.00’den itibaren Biletix üzerinden satışa sunulacak.