Boğalarla sabah koşusu!

Boğalarla sabah koşusu!
Boğalarla sabah koşusu!
İspanya'nın Pamplona kentinde bu yıl 88'incisi düzenlenen San Fermin Festivali'ne katıldık, cumartesi sabahı gerçekleşen boğa koşusu Encirros'ta önüne binlerce insanı katarak koşan boğaların soluklarını ensemizde hissettik...
Haber: ALPBUĞRA BAHADIR GÜLTEKİN / Arşivi

Bu festival hakkında hayal ettiklerim çok farklıydı. Ta ki üzerime koşan bir boğayla göz göze gelene kadar… İspanya’nın Pamplona kentinde düzenlenen San Fermin Festivali önceki gün büyük coşkuyla başladı. 88’incisi kutlanan etkinliğin ilk gününde belediye binası önünde toplanan on binlerce kişi, kırmızı fularlarını sallaya sallaya beklerken, ilk havai fişekle aynı manaya gelen iki kelime döküldü ağızlardan: İspanyolca Viva, Baskça Gora! (Yaşasın!)

O andan itibaren büyük bir cümbüş başladı ve şarkılarla, danslarla, su gibi akan sangria’larla akşam edildi. ‘Büyük heyecana’ doğru bir nevi hazırlık yapıldı aslında. Festival, Pamplona kentinin koruyucu azizi San Fermin’e adansa da, adının bu kadar duyulmasını sağlayan tek bir etkinlik var: Geleneksel boğa koşusu Encirros! Bu meşhur ve bir o kadar da tehlikeli koşuşturmaca festivalin ikinci günü, sabah saat 08.00’de başlıyor. Kentin göbeğindeki bir ağıldan bırakılan boğalar, geleneksel kıyafetlerini kuşanmış binlerce kişiyi önüne katarak Arena’ya ulaşmaya çalışıyor. Cumartesi yapılan koşuda dörtnala koşan boğaların önünde topuklayan binlerce kişiden biri de ben oldum. 

Sıkış tepiş bir koşu 
Etkinliğin hayli erken başlamasından dolayı gün Pamplona’ya erken doğuyor. Startın verilmesine daha iki saat olmasına rağmen ne Arena’ya ne de koşunun yapılacağı yola girebilmek mümkün. İzleyicilerin arasına kaynak yapmak dahi imkânsız. Mecburen Arena’ya çıkan diğer ara sokakların hepsini tek tek deniyoruz. Sonunda bir tepenin kenarında daha az yoğunluktaki bir kalabalık göze çarpıyor. Derdimizi anlata anlata, ‘pardon’ sözcüğünü dilimizden düşürmeden insan deryasının içinden sıyrılıp Pamplonalı gençlerin yardımıyla o tepenin kenarından koşunun yapılacağı yola, aşağıya atlıyoruz. 

Çıngırak sesleri... 
Koşu başlamadan, beşer dakika arayla fişek sesleri duyuluyor. Her fişek sesinden sonra katılımcılar, ellerinde tuttukları Navarre bölgesinin gazetesini sallayarak söyledikleri şarkıyla hem San Fermin’den izin istiyor hem de yarışçılar için koruma diliyor. Ben de elimde Radikal gazetesi, kalabalığın içinde yerimi alıyorum ve dilim döndüğünce ritüele eşlik etmeye çalışıyorum. Ancak birkaç dakika süren bu neşeli hal, son fişeğin ateşlenmesiyle yerini paniğe bırakıyor. Zira az önce şarkıya coşkuyla eşlik edenler, milim milim ilerlemeye başladı bile.

Derken boğaların boynundaki çıngırakların sesleri geliyor, sesin şiddeti artıyor, nefes alışverişler hızlanıyor. Hayal ettiğim macera duygusu, köşeyi dörtnala dönen boğa sürüsünü görmemle yerini belirsizliğe bırakıyor. Ufak tefek olmamdan mütevellit ‘avantajlı’ olacağım sanrısı da... Panik içinde önümdekilere aldırmadan, kaçıyorum ama iki metrelik izbandut gibilerin omuz darbeleriyle sendeliyorum. Şans eseri ben değil, yanımda koşan biri düşüyor önüme, mecburen bacaklarını çiğneyerek üzerinden geçiyorum. 

Yarışın en tehlikeli yerlerinden birisi parkurun virajlı kısmı. Buradaki kör noktada duranlar boğaların saldırısına uğruyor, önceki ölümlerin çoğu burada gerçekleşmiş. Virajı kazasız belasız atlattım derken, ilk sürünün yanımdan hızla ilerlediğini görüyorum. Birkaç saniye soluklanıyorum. İdmanım Kadıköy İskelesi’ndeki son vapurlara yaptığım koşulardan ibaret olsa da ilk 200 metrede tıkanıveriyorum. Ancak durmak yok! O kısacık aradan sonra daha yavaş ilerleyen boğalar geliyor peşimizden, gelenek olduğu üzere boğanın kuyruğuna gazeteyle vuruyorum. Sonunda o da beni solluyor ve Arena’ya ilerliyor. Etkinliğin benim için en önemli kısmı da bitmiş oluyor.

PETA’dan protesto

Pamplona’daki boğa koşusu ve güreşlerin sonunda tüm boğaların öldürülmesi başta hayvan hakları aktivistleri olmak üzere çok sayıda insanın tepkisini çekiyor. Bu seneki festival öncesi de PETA ve AnimaNaturalis grupları, boğa güreşlerini Consistorial Meydanı’ndaki gösteriyle protesto etti.

Encirros’tan notlar

Her ne kadar Bask bayraklarıyla donatılmış daracık sokaklarda, boğaların önünde koşmak eğlenceli gelse de etkinliğin sonu o kadar da güzel bitmiyor. Sabah saatlerinde binlerce insanı kovalayan o boğalar, havanın kararmasına yakın Arena’daki bekledikleri ağıldan çıkarılıyor ve güreşlere hazırlanıyor. Gece olunca başlayan müsabakalarda da boğaların hepsi maalesef öldürülüyor... 

Parkurun toplam uzunluğu 850 metre. Dolayısıyla koşu da topu topu üç dakika sürüyor. Ancak iki sürü halinde koşan boğaların hızına ayak uydurmak imkânsız olduğundan ne bütün mesafe kat edilebiliyor ne de yarışın başında başlayan koşucu Arena’ya varabiliyor. Zaten parkurda her 200 metrede bir kapılar güvenlik tarafından kapatılıyor ki aralarda izdiham yaşanmasın. 

Koşuda yer almak için birkaç şart mevcut. Öncelikle 18 yaşından büyük olmak, sarhoş olmamak ve hareket kabiliyetini kısıtlamayacak kıyafetler giymek. Ancak ‘yazısız kurallar’ beyaz pantolon, beyaz tişört üzerine kırmızı fular takılmasını, bele de kırmızı bir kemer takılmasını zorunlu kılıyor. Koşu sırasında elde Navarre gazetesi taşımak da başka bir gelenek. 

İlki 1924 yılında düzenlenen Encirros’ta bugüne kadar 15 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi de çeşitli yerlerinden yaralandı. Ölümlerin pek çoğu boğaların boynuz darbeleri sonucu gerçekleşmiş. Encirros hayran kulüp-lerindeki ‘uzman’ koşucular, düşüldüğü takdirde kesinlikle kalkılmaması, yere kapaklanıp bekle-nilmesi gerektiğini söylüyor. Dediklerine göre düştükten sonra hemen kalkmak intihar demek! 

Cumartesi günkü koşuda ne hava müsabakaya uygundu ne de zemin elverişliydi... Yerlere dökülen binlerce galon sangría ve bira neticesinde kaymadan adım atmak imkânsızdı. Sabah çiseleyen yağmur da eklenince, koşu sırasında durduk yere kayan insanları görmek sürpriz olmadı. Katılımcıların çoğunun erkek olmasına rağmen, tek tük kadın koşucu da boğaların önünde yer aldı. 

San Fermin Festivali’nin bu kadar ünlü olmasının sebebi, Ernest Hemingway’in ‘Fiesta’ kitabını bu kentte kaleme alması. Özellikle okyanus ötesinden yoğun ziyaretçi alan Pamplona’nın merkezindeki El Rinco Hemingway Bar turistlerle dolup taşıyor. Ancak mekânı dağıtan, cam ve çerçeveleri indiren müşterilerin hareketleri, yazarın kemiklerini sızlatacak nitelikte. 

İzdiham sebebiyle koşuyu kenardaki bariyerlerin arkasından izlemek imkânsız. Ya sabahın çok erken saatlerinde gelip yer tutacaksınız ya da paraya kıyıp balkonda izlemek için yer ayırtacaksınız. Balkon kiraları 50 ile 150 euro arasında değişiyor. Hizmetin içine zaman zaman kahvaltı da eklendiğini söyleyelim. 

Pamplona’da festival zamanı kalacak yer bulmak imkânsız. Bu sebepten ötürü katı-lımcıların büyük çoğunluğu geceyi dışarıda geçi-riyor. Kent meydanında sıra sıra yatan yüzlerce kişi ilginç görüntülere sahne olurken, soğuk havadan rahatsız olanlara otobüs terminali kucak açıyor. 

“Bu yılki koşu kaçtı, gitti” serzenişleri yersiz. Zira festival 14 Temmuz’a kadar devam edecek! Ancak 2012 Encirros’unda yer almak isteyenler ellerini çabuk tutmalı. Zira Pamplona’ya otobüs ve tren ile ulaşmak şu aşamada hayli zor gözüküyor.