Bol güneşli kış

Zürih'ten uzaklaşıp St. Moritz'e doğru yaklaştıkça iki katlı trene dolan güneş hepimizi şaşırtıyor.
Haber: TUĞRUL ERYILMAZ / Arşivi

Zürih'ten uzaklaşıp St. Moritz'e doğru yaklaştıkça iki katlı trene dolan güneş hepimizi şaşırtıyor. Bu güneş ne ola ki? Öyle ya dünyanın en ünlü kayak ve kış sporları merkezlerinden birine gidiyoruz. Önce, sayılarının hiç de az olmadığını düşündüğüm, "Bu krizde bu adam parayı nereden buldu?" diyecek okurlarımızın merakını gidereyim. Ekstra zam filan almadım. Swiss Air ve St. Moritz Turizm Merkezi'nin davetlisiydik. "Dik" dediğim Türkiye'den bir grup gazeteci. Bizden bir hafta önce de Güney Amerika'dan bir grup gazeteciyi davet etmişler.
Güneşle ilgili şaşkınlığımız St. Moritz'in yılda 300'ü aşkın gün güneşli olduğunu öğrenince geçiyor. Zaten St. Moritz 19. yüzyıl ortalarına kadar sıcak kaplıcaları ve güneşiyle bir yaz tatili beldesi. 1860'lardan itibarense Alpler'in ilk kış sporları merkezi olma unvanını kazanıyor.
İsviçreliler ve Avrupa'nın zenginlerinin en gözde mekânı haline gelmesi için çok fazla bir zaman geçmesi gerekmiyor.
St. Moritz daha doğrusu Yukarı Engadin bölgesi inanılmaz bir vahşi güzellikle uygarlığın kardeş kardeş yaşadığı bir yöre. Dünyaca ünlü Badrutt's Palace Hotel de burada, Bernina Express'le giderken buzullara bakan köylerdeki hostel'ler de, limuzinler ve karlı patikallardan giden at arabaları yan yana.
Kayak yapmayı bilmediğim için gitmek için önce biraz tereddüt etmiştim ama boşunaymış.
İsviçre'nin trenleri ve karayolu müthiş. İki üç saatte birkaç çok iyi korunmuş köyü gezmeniz olası. Ben kendi adıma Silvaplana, Pontresina ve Zuoz'a bayıldım. Köy dediysem çok yanılmayın. Tamam eski salaş kahveleri var ama Chanel de size bir köşeden göz kırpmayı ihmal etmiyor.
Toplam nüfusu 5 binin biraz üzerinde olan St. Moritz'de tam 41 otel var. Aparthotel ve pansiyonlar da artısı. Zaten St. Moritz'lilerin yarıdan fazlası hizmet sektöründe çalışıyor.
St. Moritz ucuz değil fakat paranızın karşılığını alabildiğiniz bir yer. Oda kahvaltı için üç ya da dört yıldız bir otelde 300-400 İsviçre Frangı'nı gözden çıkarmanız gerekiyor. Ünlü Badrutt's tabii ki çok daha yukarlarda geziyor ama ne yapıp ne edin hiç değilse bir beş çayına gidin deriz. Dünyada herhalde benzeri az vardır. Gucci'nin favori oteli olması boşuna değil. Şaraplı standart bir yemek de kişi başına 70-80 İsviçre Frangı. Dört resmi dilin de konuşulabildiği yörede yemekler de aynı derecede çeşitli ve leziz. Karda buz tutmuş gölün üzerinde yürümek ya da kaymak ya da at yarışı izlemek ise çok farklı bir keyif. Ünlü ressam Segantini'nin müzesi de size iyi bir öğleden sonra yaşatabilir.
Şimdi yine yahu bu krizde neden bunları yazıyorsun demeyin. Çünkü kaldığımız oteldeki genç şubat tatili için Türkiye'den 40'a yakın rezervasyon olduğunu söyledi. Yani gidebilenlerimiz var. Ben de işinizi kolaylaştırayım dedim.