Britanya resminin Ken Loach'u

Britanya resminin Ken Loach'u
Britanya resminin Ken Loach'u
Haber: GÜLNAZ CAN / Arşivi

Londra’da bir sergi ziyarete açılmadan önce farklı mecralarda tanıtılır ve biletleri ön satışa sunulur. Bazen açılır ve ön satıştan bilet almadıysanız haftalarca giremezsiniz sergiye. Bu kadar vahim bir yoğunluk olmasa da kayda değer bir örnek: Tate Britain tarihindeki en fazla bilet satışıyla L.S. Lowry sergisi. Peki nedir Lowry’yi bu kadar kıymetli yapan Britanyalıların gönlünde?
1887– 1976 yılları arasında yaşayan Lowry, bu dönemin İngiltere ’sini resmetmiş. Bu dönemde hızla sanayileşen ve Avrupa ’nın en büyük 5 şehrinden birine dönüşen Manchester, yeni bir peyzaj türünü de Lowry eliyle izleyiciyle tanıştırmış. Fabrika bacaları, futbol sahaları, parkları, fuarları, geometrik şehirleşmeyi, yani şehir peyzajını tuvaline yansıtmış. Modern hayatın ressamı, hem Monet hem de dönemdaşı izlenimciler için kullanılır. Lowry onlara mesafeli yaklaşıyor: “Onların resminde hayattaki mücadele yok” diyor.
Lowry’ye gore, doğa manzarasında ağaçlar, nehir, dağlar önemlidir ama şehir manzarası resmediyorsanız, insan ana unsur olmak zorunda. Onun figürleri de işe giden, işten gelen, intihar eden, panayırda eğlenen, hastanede sıra bekleyen insanlar ve köpekler. İşçi sınıfının resmini yapan Lowry, işçinin şehirle ilişkisini, bu anı görünür kılıyor. Fabrikalar biraz uzakta, sıra dağlar misalı yükseliyor. Sanatçı, şehir hayatının ve işçilerin en önemli eğlencelerinden biri olan futbolu da unutmuyor elbette. Kalabalıklar, sürekli bir yerden bir yere hareket eden insanlar, sıkış tıkış sokaklarla Lowry manzaraları kaotik ve bir miktar karanlık. Resimleri de örneğin Daisy Nook fuarına küçük bir çocukken gitmiş olan Britanyalılar için ayrı bir önem taşıyor.
Amerikalı iki sanat tarihçisinin küratörlüğünü yaptığı sergide, dönemin yaşam ve sanat şartları da Charles Baudlaire, George Orwell, John Berger gibi isimlerin kalemlerinden kısa metinlerle tarif edilmiş. “ Bugün yaşasa Lowry, Londra’nın finans merkezi Canary Warf’ı resmederdi” diyenler var. Britanya resminin Ken Loach’u, belki de yine Manchester’ı, futbolu, göçmenleri ve işçileri anlatırdı. Keza Londra’da hastane sıraları onun resmettiğinden farklı değil bugünlerde. Farklı olmayan bir başka unsur ise gökyüzü… Lowry resimlerinde de gördüğümüz o şehirde, çamur, buzlanmış sokaklar, kahverengi akan nehir, evler, fabrika bacalarında, gökyüzünde asılı dumanda insanın içini açmayan bir şey var. Diyorlar ki, hava kirliliği Londra’yı güzel bir şehir yapıyor; gün batımındaki o eşsiz pembeliği buna borçluyuz. Belki de öyle… Sergi için bilet hâlâ bulunabiliyor, gezmek için son gün 20 Ekim.