Bu albüm son beş yılı tarihe not düşüyor

Bu albüm son beş yılı tarihe not düşüyor
Bu albüm son beş yılı tarihe not düşüyor

Grup Yorum üyeleri Seçkin Aydoğan ve Ali Aracı, yeni albümleri 'Halkın Elleri'ni anlattı.

Grup Yorum, beş yıllık bir aradan sonra 'Halkın Elleri' adlı yeni albümleriyle döndü. Grup üyeleri Ali Aracı ve Seçkin Aydoğan'a göre albüm halkın birbirine sahip çıkmasını temsil ediyor.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

“Saat sabah 04.00. Dokuz kişiydik. Albüm çalışmalarına devam ediyorduk, kayıtlar sürüyordu, birçok şarkının son aşamasına gelmiştik hatta. Ne zili çalma, ne bir şey. Yüzlerce özel harekât polisi kapıyı koçbaşıyla kırdı. Kalkanlı, kar maskeli polisler tarafından üzerimize uzun namlulular tutuldu. 5-10 dakika içerisinde, üst katın duvarlarını dahi kırdılar. Masaları yerle bir, içeriyi talan ettiler.”


Grup Yorum üyesi Ali Aracı, 18 Ocak 2013 tarihinde Okmeydanı’ndaki İdil Kültür Merkezi’ne helikopterlerle düzenlenen baskını böyle anlatıyor. O gün bütün ekipmanlar polislerce kırılmış, albüm kayıtlarının olduğu hard disk, bir daha geri verilmemek üzere alınmış.

Grup Yorum’un son albümü ‘Başeğmeden’in üzerinden beş yıllık bir süre geçmesinin nedeni de bu. Grubun ‘Halkın Elleri’ adlı yeni albümünün şarkıları, yok edilmesinin akabinde Kalan Müzik stüdyolarında yaklaşık bir yıllık çalışmayla baştan kaydedildi. Albüm geçen hafta raflardaki yerini alınca, soluğu grup üyeleri Ali Aracı ve Seçkin Aydoğan’ın yanında aldık.

İdil Kültür Merkezi, söz konusu baskından sonra yeni yeni düzene sokulmuş. Duvarlarda, Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülüyle başından yaralanan ve 170 gündür yoğun bakımda olan Berkin Elvan’ın, Gülsuyu’nda uyuşturucu çetelerince öldürülen Hasan Ferit Gedik’in fotoğrafları da var. Kayıt çalışmalarının yapıldığı yerse daracık bir oda. “Bütün bilgisayarlar söküldü” cümlesiyle özetliyorlar o günü: “Hard diski aldılar ama monitörü de parçaladılar. Büfedeki çikolataları filan yediler, çöplerini etrafa bıraktılar. Giysilerimiz, çamaşırlarımız vardı, koridorlara saçtılar. Bütün bu dolapları kırdılar. Arşivi çaldılar. Gitti her şey.

Üretim hiç durmadı...

Bu beş yılda, güzel şeyler de yaşadılar neyse ki. 25. yıllarını İnönü Stadyumu’nda 55 bin kişiyle kutladılar. Bakırköy Meydanı’nda 100 binlere ulaşan Bağımsız Türkiye konserleri verdiler ki, bu yıl 4.’sünün düzenleneceğini müjdeliyorlar. Ayrıca bir de sinema deneyimleri oldu. ‘F Tipi’ adlı filmle, F tipi hapishanelerdeki tecrit uygulamaları Grup Yorum öncülüğünde beyazperdeye aktarıldı. Aydoğan, üretimlerinin hiçbir zaman durmadığını anlatırken, gururlu.


Bu sürecin son meyvesi de ‘Halkın Elleri’. Aracı ve Aydoğan, albümdeki 14 şarkıyı sürecin ihtiyacına göre seçtiklerini anlatıyor. Mahir Çayan, Engin Çeber, Gezi direnişi, işçi direnişleri ve Güler Zere’ye ithaf edilen şarkıların da yer aldığı albümü, “Son beş yıl içinde biz ne yaşamışız, halkımız ne yaşamış, devrimciler ne yapmış, mücadele ne gibi bir seyir izlemiş diye baktık. Bu albüm, bütün bunların tarihe not düşülmesi, belgelenmesi anlamına geliyor” şeklinde özetliyorlar. Aracı’ya göre ‘Halkın Elleri’, birbirine sahip çıkmayı temsil ediyor: “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Tek tek, hepimizi bölerek bizi yok etmeye çalışıyorlar. Halkın elleri birleştiğinde bizi durdurabilecek hiçbir güç yok ki bunu gösterdik Gezi ayaklanmasında.”


Engin Çeber’i kastederek “Elleri kolları bağlı bir insana, onlarca gardiyanın saldırması ne demek?” diye soran, “Güler Zere’yi, kanser hastası bir insanı, ölünceye kadar serbest bırakmadılar. Bu bir işkencedir” diyen Aracı, ekipçe amaçlarının her zaman bir olayı ya da durumu şarkılar aracılığıyla doğru cümlelerle aktarmak olduğunu söylüyor. Hayatın kendisini anlattıklarını vurgulayan Aracı, hayatın bizatihi şiddetli olduğunu, dolayısıyla şarkılarının da o şiddeti yansıttığının altını çiziyor: “Evet, ağıtlar yakarız ama Anadolu’da sadece ağıtlar yok, çok öfkeli, çok güçlü marşlar da var. Öfkeyi uyandırabiliyorsak insanlarımızda, başarıya ulaşmışız demektir.”

‘Halkın Elleri’, 29 yıllık Grup Yorum’un 22.albümü. Seçkin Aydoğan, bu albümün, içerik açısından öncekilerle aynı çizgide olduğunu vurguluyor: “Yine kendi değerlerimizi anlatıyoruz; halkın yaşamını, özlemlerini, duygularını, kurtuluşu, sosyalizmi, devrimi... Biz yine kavgaya çağırıyoruz insanları.” Albüm kapağı olaraksa parmak izi seçilmiş. Bu seçim hem Ocak 2013’teki baskında enstrümanlardan parmak izi alınmasına hem de Gezi’deki gibi halkın ellerini birleştirip birlikte mücadele ettiğinde nelere kadir olabildiğini göstermesine bir atıf...

Kültür merkezine taciz telefonları

Grup Yorum söz konusu olduğunda müzikten çok, maruz kaldıkları baskılar konuşuluyor. Peki, bu durum bir müzisyen olarak onları rahatsız ediyor mu? “Yo”, diyor Aydoğan, “Biz yaşadığımız ülke gerçekliğini biliyoruz. Ülkemizin faşizmle yönetildiğini söylüyoruz ve biz devrimci sanatçılarız. Bu halkın, haklar ve özgürlükler mücadelesinin birer sıra neferiyiz. Bizden önceki devrimciler gibi bu kavganın, bu mücadelenin bedelini ödüyoruz. Yaşadıklarımız hiçbir hukuki gerekçeye dayandırılamayacak saldırılar ama ödediğimiz bedellerle gurur duyuyoruz. Şuna da inanıyoruz: Mutlaka ama mutlaka devrimciler kazanacak.”


Bu arada bir süredir her gün İdil Kültür Merkezi’ni arayan bir kişi tarafından taciz edildiklerini söylüyorlar. Telefonda “Yeni belanız benim. MİT’ten arıyorum, bulabiliyorsanız bulun beni. Sizi tek tek aldıracağım” diyen kişinin Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarını da dinlettiğini iddia eden Aydoğan ve Aracı, savcılığa başvuracaklarını açıklıyor.


İktidarın halka korku ve baskı uygulamaya çalıştığını, bunun için de önce devrimcilerin hedef alındığını söyleyen Seçkin Aydoğan “Halka uygulanacak bir politika varsa bunun ilk muhatabı biz oluyoruz. Çünkü devrimciler halka gerçekleri anlatan, halkı örgütleyenlerdir. Bu kurum bunun temsilcisi. Bağımsızlık ve sosyalizm mücadelesini temsil ettiğimizi bildikleri için bize saldırıyorlar. Bunu hukuki bir şekilde anlatmak zor. Pikniğe katılmak bir albümün alınmasına gerekçe olabilir mi?” diyor.


Grup Yorum üyelerinin gözaltına alınmasının konserlerinin yasaklanmasının artık normalmiş gibi algılandığını söyleyen Ali Aracı ise “Durumun normal olmadığını hepimiz biliyoruz. Gezi ayaklanmasında gördük bunu. Halkı susturan, sindiren bir baskı hep vardı. Biz buna boyun eğmedik, eğmiyoruz. Birikti, birikti, birikti ve devletin, polisin şiddetine kaşı milyonlarca kişi öfkeli buna!” deyip soruyor: “Helikopterlerle baskın da ne demek?