Bu başka 'Bir Zamanlar Osmanlı'

Bu başka 'Bir Zamanlar Osmanlı'
Bu başka 'Bir Zamanlar Osmanlı'
'Bir Zamanlar Osmanlı: Kıyam' dizisi, adındaki 'Kıyam'ı atarak yepyeni bir formata büründü. "Bu yeni bir dizi" diyen Abdullah Oğuz yönetmen koltuğuna oturdu, Özcan Deniz kadroya girdi. Dizinin setinde bir gün geçirdik.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye ’de televizyon ve sinemanın tarihe ilgisi son yıllarda giderek artıyor. Her iki kulvarda da birbiri ardına ‘tarihi’ hikâyeler yer buluyor. Bunun çeşitli nedenleri var hiç kuşku yok ki. İlk olarak artık açıkça ifade edilen ‘Yeni Osmanlıcılık’ tezlerini sayabiliriz. Ama öte yandan böylesi masraflı prodüksiyonları yapabilecek bir sermaye birikiminden söz edebiliriz. Hal böyle olunca setler kurmak, dekorlar hazırlamak, kostümler tasarlamak alınabilir bir risk oluyor.
Bu yılın başlarında TRT’de ‘Bir Zamanlar Osmanlı: Kıyam’ adıyla gösterilmeye başlanan dizi de bu risklerden birisiydi hiç kuşku yok ki. Büyük bir prodüksiyon ve iddialı bir konuyla gündeme geliyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun en meşhur dönemlerinden birisi olan ‘Lale Devri’nde yani 3. Ahmet döneminde geçen dizi Patrona Halil İsyanı’na uzanan süreci anlatma iddiasındaydı. Ancak nedendir bilinmez beklenen etkiyi yaratamadı. Hatta geçen sezonun sonunda dizinin bitirildiği haberleri dolaşmaya başladı ortada. Sonra öğrendik ki dizi ‘Sıcak’, ‘Mutluluk’ ve ‘O Şimdi Mahkûm’ gibi filmlerin yönetmeni; ‘Ruhsar’, ‘Bıçak Sırtı’, ‘Asmalı Konak’ gibi dizilerin yapımcısı Abdullah Oğuz’a emanet edilmiş. Adından ‘Kıyam’ kelimesi çıkartılmış ve ‘Bir Zamanlar Osmanlı’ olmuş. Geçen yılın başrol oyuncusu Cemal Hünal ile yollar ayrılmış, Özcan Deniz başta olmak üzere yeni oyuncular kadroya dahil edilmiş.
Görkemli bir set 
Dizinin ilk iki bölümü de sosyal medyada gündem olunca, kalkıp sete gitmek farz oldu. Kocaeli’ndeki eski SEKA fabrikasının bir bölümü set olarak kurulmuş. Ama hakkını vermek gerek. Şimdiye kadar gördüğüm en büyük set olduğunu söylemeliyim. Halvet odası, divan-ı hümayun başta olmak üzere birçok mekân Topkapı Sarayı’ndaki gibi birebir tasarlanmış. Caddeler, kervansaraylar, pazaryerleri, tekke ve özel sokaklar kurulmuş. Bu set kalırsa uzun yıllar hizmet edebilir.
Set gezimizin ardından, çekimlerin yapıldığı bölgeye gidiyoruz. Set ekibi hazırlıkları hummalı bir şekilde sürdürürken Abdullah Oğuz ile sohbet etme fırsatımız oluyor. Oğuz, dizinin yapımcısı ve hikâyenin sahibi Burhan Özkan ile başka bir dizi projesini (yine dönem dizisi olduğunu söylüyor ama fazla bilgi vermiyor) konuşmak üzere buluştuklarını ve toplantının sonunda kendisini bu dizinin yönetmen koltuğunda bulduğunu anlatıyor. Özkan - Oğuz ikilisi anlaştıktan sonra senaryoda ve oyuncu kadrosunda önemli değişiklikler yapılıyor.
‘Yeterli sermaye oluşunca dönem dizileri de arttı’ 
Abdullah Oğuz bu durumu “Yeni bir diziymiş gibi görmek gerek yapılan işi” sözleriyle anlatıyor. Yönetmen kimliği bir yana asıl olarak yapımcı yönüyle bilinen Oğuz, “Televizyonda yönetmenliğe çok inanmıyorum. İyi bir prodüksiyon yaratırsanız, artistik yönünü doğru kurarsanız işi bilen herkes rahatlıkla çekebilir” diyor. Örnek olarak da ABD ’deki kimi dizilerin sürekli yönetmen değiştirdiğini ama herhangi bir değişimin söz konusu olmadığını anlatıyor.
Oğuz’a göre dönem dizileri ve filmlerindeki bu artışın iki nedeni var. Birincisi, bu tür yapımlar için çok para gerekiyor ve Türkiye’de artık yeterli sermaye birikimi oluşmaya başladı. İkincisi de zaten eksik bırakılmış bir alandı ve anlatılmamış birçok hikâye söz konusu. Oğuz, ilk başlarda dizinin rayına oturması için birkaç bölüm çekip bırakmayı düşünmüş ama görünen o ki bir süre daha ‘Bir Zamanlar Osmanlı’nın başında yer alacak.
‘Bir Zamanlar Osmanlı’ için büyük bir emek, zaman harcandığı ortada. Hatta altyapı olarak da Türkiye koşullarının üzerinde bir yatırım söz konusu. Abdullah Oğuz’un direksiyonu ele alması, Özcan Deniz’in vitrine çıkması diziyi seyircinin de gündemine sokar mı, bunu zaman gösterecek. Ama Osmanlı’nın ‘gerileme’ dönemi olarak anılan zaman dilimini anlatan dizinin ‘değişim’ döneminde olduğu kesin…


Türkân Şoray:
Artık setler çok görkemli 
Setin kantininde Hatice Sultan’ı canlandıran Türkân Şoray’ın hazırlanmasını beklerken televizyonda Kartal Tibet’le birlikte rol aldığı ‘Zulüm’ isimli filmi izliyoruz. Bir yandan efsane bir oyuncunun filmini izlerken, öte yandan biraz sonra onunla konuşacağını bilmek garip. Set arasında kısa bir sohbet fırsatı bulabildiğimiz ‘Türkân Sultan’, oyuncu olmanın hoş yanlarından birisinin çeşitli karakterlere bürünmek olduğunu anlatıyor: “Bir kere tarihin içinde yıllar öncesine gitmek, o insan olmak, o dekorlar… Bu kostümleri giyince o insan oluyorsunuz.” Şoray dizi sektöründeki gelişmelere de dikkat çekiyor: “Eskiden de dekorlar kuruluyordu ama bu kadar görkemli değildi. Bunlar beni mutlu ediyor. Büyük bir emek var. Hepsi gece gündüz çalışıyorlar. Ben haftada bir gün geliyorum. Çünkü yıllarca çok yoruldum” diyor.

Yılmaz Şerif:
 
Dizide benden parçalar var 
Uzun yıllar boyunca Yeşilçam’a emek verdikten sonra sinemaya ara veren, daha sonra yeniden ilk aşkına dönen Yılmaz Şerif dizide Şeyh Nazım’ı canlandırıyor. ‘Son’ dizisi ve ‘Mar’ filminde tanıdığımız Şerif hikâyeyi okuyunca kendisinden önemli parçalar bulduğunu anlatıyor. Yılmaz Abi set boyunca bizimle en çok ilgilenen isimlerden birisi oldu. Sürekli “Çay içer misiniz, karnınız aç mı?” diye sorup duruyordu. Ziyaret sırasında gerçekleştirilen çekimde Yılmaz Şerif ile birlikte rol alan ve Şeyh Nazım’ın sağ kolu Derviş Kerem’i canlandıran Mert Karabulut’u ise şu sıralarda sinemalarda gösterilen ‘Çanakkale 1915’ filminde Yüzbaşı Faik rolünde izlemiştik. Karabulut “Gerçek bir hikâye ve bunun içinde olmak güzel” diyor.

İranlı Şehrazat: 
Mehrnoush Esmaeilpour 

‘Bir Zamanlar Osmanlı’ dizisine bu sezon ‘Şehrazat’ karakteriyle dahil olan Mehrnoush Esmaeilpour, İranlı bir oyuncu. Esmaeilpour, mimarlık okumuş aslında. Tam İran’dan ayrılıp ABD’ye yerleşme planları yaparken, Türkiye’den bir arkadaşı onun fotoğraflarını ‘Son’ dizisinin yapımcılarına göstermiş ve bir telefon görüşmesiyle
hayatı değişmiş. Ardından Türkiye’ye gelip bu dizide oyunculuğa başlayan genç oyuncu aslında İran’da da benzer teklifler almış. İnternette yapılacak küçük bir gezinti, oyuncunun ‘Son’ dizisiyle hatırı sayılır bir hayran kitlesi yarattığını gösteriyor. Belli ki Türkiyeli hayranları her geçen gün artacak ve gelecek günlerde onu daha çok göreceğiz.

Abdullah Oğuz:
İstanbul Hatırası’ yolda 
Abdullah Oğuz’u yakalamışken sormadan geçmemek gerek. Yeni bir film var mı? Ahmet Ümit’in ‘İstanbul Hatırası’ kitabının haklarını satın aldığını ve Kültür Bakanlığı’ndan bu film için destek çıktığını belirtiyor. Kimilerinin bakanlık desteğini eleştirdiğini hatırlattığımızda ise “Genç yönetmenler nasıl film çekecekler peki?” diye sormadan da edemiyor. Hatta kendi adına da söyleyecekleri var: “Böyle bir filmin maliyeti en az 2 milyon lira. Bunu gişede çıkarmak için 400 bin seyircinin izlemesi gerek. Bu da zor. Bakanlıktan aldığım bu destek benim maliyet yüküme bir katkı sunuyor ve o riski almama neden oluyor.”